Geçtiğimiz günler içerisinde Sosyal-İş Sendikası tarafından hazırlanan bir rapor elime geçti. 1910 yılında 8 Mart'ın 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan edilmesinin 100.yıl dönümünde, dünyada ve Türkiye'de kadın emeği ve kadın emekçilerin mevcut durumuna ilişkin temel göstergeleri ortaya koymak amacıyla hazırlanan bu rapor, oldukça yakın bir geleceğe ait olması nedeniyle güncel verilere dayanıyor(Mart-2010)
Rapor, dünya genelinde iş gücüne katılım oranının son 10 yılda normal olarak yüzde 0,8, istihdam oranında yüzde 0,7 oranında gerilemiş olduğundan bahsediyor. Kadınların işgücüne katılımında gerileme son 10 yılda yüzde 0,2, erkeklerde ise 1,5 olmuş. Kadınların istihdam oranı 2004-2008 yılları arasında yüzde %48,6'dan yüzde 48'e düşmüş. Dünya ölçeğinde kadınlar ve erkekler arasındaki 'ücret eşitsizliği'ni gösteren detaylı istatistikler ne yazık ki, henüz yok.. Ancak çeşitli ülke ve bölgelerden derlenen istatistikler, küresel ölçekte kadınlar ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliğinin devam ettiğini göstermekte..Örneğin Avrupa Komisyonu cinsiyetler arasında ücret farkının süreklilik arz ettiğini, çalışılan her bir saat için, kadınların erkeklerden 'yüzde 15' daha az ücret aldıklarını belirtiyor. Küresel ölçekte yapılan araştırmaların bulguları ve toplumsal cinsiyet eşitliği indeksleri, Türkiye'nin toplumsal eşitliği açısından dünyanın 'en kötü' durumundaki ülkelerden birisi olduğunu gösteriyor.
Dünya Ekonomik Forumu'nda Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu raporuna göre, 'ekonomik katılım ve fırsatlar, eğitime erişim, siyasal güçlenme, sağlık ve hayatta kalabilme' gibi dört temel kriter esas alındığında ne kadar vahim bir durumda olduğumuz gözler önüne çıkıyor. Türkiye 'ekonomik katılım ve fırsatlar' kategorisinde 134 ülke sıralamasında 130.cu sırada.. Daha şok edici oran ise 'toplumsal cinsiyet eşitliği indeksi' sonuçlarında.. Angola'dan sonra en çok gerileyen ülke olarak (-12,76) tabloda yerimizi alıyoruz.
Son dönemlerde bu eşitsizliği azaltmak amacıyla önemli yasal düzenlemeler yapılmış ve kadınların 'toplumsal statüsü'nü iyileştirmeye yönelik çeşitli politikalar uygulanmaya konulmuştur. Bunların neticesinde temel göstergeler de göreceli bir iyileşme yaşanmasına rağmen, mevcut tablo halen son derece karanlıktır.
Ülkemizde'erkek egemen' sistemin, yaşamın her alanında büyük ölçüde belirleyici olduğu bir toplumsal yapı arz etmekte... Son yıllardaki 'okullaşma oranlarına' bakıldığında her düzeyde kayda değer mesafe kat edilmiş ve cinsiyetler arasındaki fark azalmıştır. Kadınların okullaşma oranı 2008-2009 döneminde ilköğretimde yüzde 96, ortaöğretimde yüzde 56,3, yüksek öğretimde yüzde 19,7 olarak gerçekleşmiştir. Yüksekokul veya fakülte mezunu toplam 3.508.954 kişiden '1.398.725'i, yüksek lisans yapan 247.544 kişiden '97.735'i, doktora yapan 73.244 kişiden '26.215'ini ' kız öğrenciler' oluşturmaktadır. Kısacası bütün olumsuzluklara rağmen, ülkemizde kadınlar ve kız öğrenciler 'meslek sahibi' olmak, ekonomik özgürlüklerine kavuşmak, bireysel haklarını almak adına bir 'mücadele' içindeler. Adım adım ilerlese bile, gün geçtikçe kadının statüsünün geliştiğini görebilmek mümkün. Bu gelişmeyi ve değişmeyi görmek, bir kadın olarak beni çok mutlu ediyor. Heyecan duyuyorum, öğrencilerimin gelecek beklentilerini dinlerken.. Artık kız öğrencilerin 'hedefleri' var. Bu hedefler öyle küçük, sıradan değil. Başarılı 'iş kadınları' olmak istiyorlar. 'Özgüvenleri' oldukça yüksek. Birbirlerinden etkileniyorlar. Türkiye'nin her bir yerindeki gelen 'kız öğrencilerim' üniversiteyi bitirdikten sonra, artık 'ipek böceğinin' kendi kozasından çıktığı gibi, yeni bir dünyaya 'merhaba' diyecekler.
Her yeni doğan güne, bu duyguları hissederek uyanıyorum. Bu coşkuyu içimde hissediyor ve bütün öğrencilerime 'çalışmanın ve üretmenin' büyük bir erdemlilik olduğunu vurgularken, şu günlerde bazı olayların beni rahatsız etmeye başladığını hissediyorum. İş tempom nedeniyle sık sık şehir dışına çıkıyorum. Özellikle 'Türk Hava Yolları' ile seyahat ettiğimde, 'değişen bir manzara' yavaş yavaş dikkatimi çekmeye başladı. İlk önce 'tesadüf' dedim. İkincisinde 'neler oluyor' dedim. Ama üçüncüsünde 'yooo, bu bir gerçek' demeye başladım. Hepimiz biliriz ki, yıllar boyunca bazı meslek grupları vardır ki, toplum bile bu mesleği seçen kişilerin cinsiyetlerini kabul etmiştir. Öğretmenlik, hemşirelik, son yıllarda bankacılar ve eczacılar genellikle hep 'kadınlardan' oluşmaktadır. Bu beklenti, kız çocuklarının 'meslek' seçimlerini her ne kadar 'olumsuz' etkilemiş olsa da, bir kız çocuğunun meslek sahibi olup, toplumsal hayata aktif katılmış olması nedeniyle kayda değerdir. Son yirmi yıl içinde de bu gruplaşmalar oldukça değişmiş, hatta 'erkek hastabakıcılar' hastanelerde kendini gösterirken, 'kadın postacılar' sokaklarda çantaları ile dolaşmaya başlamıştır.
Bu değişen meslek gruplarındaki 'yeni çehre' gerçekten hoşuma gidiyordu. Beni asla rahatsız da etmiyordu. Ancak son aylarda Türk Hava Yolları'nda erkek hosteslere yani 'host'lar ile daha fazla karşılamaya başlayınca 'Neler Oluyor?' demeye başladım. Türk Hava Yolları'nda 'tam adını' koyamadığım bir değişim yaşanmaya başladığını hissediyorum. Dünyanın pek çok ülkesinden gelen-geçenlerin yol kavşağı olan Türkiye'nin 'modern görüntüsü'nü sanki zaman içinde yitirmeye başladığını görüyorum. 'Kadın Hosteslerimiz', gülen, saygın kişilikleri ,modern kıyafetleri ile Türkiye'nin 'imajı'….
Posta dağıtıcılığı yıllar boyunca bir 'erkek mesleği' olarak kabul edildi. Kadınların bu erkek yoğun iş alanına girmesi 'yeni istihdam' alanı olarak liseyi, üniversiteyi bitiren 'kız öğrenciler' için toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermeye yönelik 'pozitif bir ayrımcılık'… İyi de yıllar boyunca, kadınların zaten istihdam edildiği ve onlar için önemli bir sektör ve iş sahası olan 'havacılık' alanın da, erkek hosteslere 'pozitif ayrımcılık' yapılması niye??
Yine kafam karıştı, yine bir terslik var gibime geliyor. Üniversitelerden mezun olan binlerce genç kızımız iş arıyor, çalışmak ve üretmek istiyor. 'Sosyal Devlet' anlayışı içinde, mezun olan kız öğrencilere 'ekonomik katılım ve fırsatlar' sunarak onların 'toplumsal statülerini' artırmak yerine, yoksa 'evlere kapatmayı' mı düşünüyor bazı kişiler demeye başladım ??!!