Bugün 12 Haziran 2011 seçimlerinin yıldönümü. AKP iktidarının da üçüncü kez işbaşına gelişinin!
Geriye dönüp sadece son bir yılda Türkiye'nin geldiği noktaya baktığımızda ortaya çıkan tablo kabaca şöyle;
Tutuklu sekiz milletvekili ile birlikte bu milletvekillerine oy veren milyonlarca seçmenin milli iradesi de son bir yıldır tutuklu…
Atatürk devrimlerinin en önemlisi ve laik sistemin kalesi sayılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitimde yapılan 4+4+4 ucubesi ile yerle bir edilmiş durumda. Laik temele dayanan okullar birer birer İmam Hatip okullarına dönüştürülüyor.
Bir zamanlar Erbakan'ın 'bizim arka bahçemiz' dediği İmam Hatipler sayesinde palazlanan İslam İdeooljisi ve iktidardaki AKP Hükümeti, Atatürk devrimlerine son darbeyi bu yeni eğitim yasası ile vurdu. Beş on yıl içerisinde yetişen yeni nesiller artık Atatürk'ü de, laik rejimi de tanımayacak.
Ülkemiz İran olma yolunda emin adımlarla ilerliyor…
Yargı tamamen bağımsızlığını ve güvenilirliğini yitirmiş, adaletin keskin kılıcı ülkesine hizmet etmekten ve Atatürk devrimlerine bağlı kalmaktan başka hiçbir suçu olmayan askerlerin, aydınların, gazetecilerin ve öğrencilerin kellesini almaya son hızla devam ediyor.
Öte yandan iktidar yandaşlarının her türlü hukuksuzlukları, bir gecede çıkartılan kanun ve operasyonlarla kolayca hasır altı edilebiliyor. Kimsenin yapılan haksızlıklara ses çıkarma gücü yok. Gıkını çıkaranlar uydurma bahanelerle içeri atılıyor.
Adil bir savunmanın olmazsa olmazı avukatların, müvekillerini savunmalarına imkan kalmadı. Avukatlardan, müvekillerinin neyle suçlandıklarını ve gizli tanık ifadelerini dahi bilmeden savunma yapmaları bekleniyor. Görevini hakkıyla yerine getiremeyen avukatlar uygulamalardaki yanlışlıklara yaptıkları itirazlardan dolayı savcılığa ifade vermeye çağrılıyor.
İfade özgürlüğü açısından dünya ülkeleri arasında listenin en sonlarındayız. Çin'den bile geriye düşerek, tarihimizde görülmemiş bir rekora doğru gidiyoruz…
OECD ülkeleri arasında yapılan en son araştırmaya göre yaşam kalitesi endeksinde en sonuncuyuz. Anlaşılan ileri demokrasi diye yutturulmaya çalışılan AKP düzenin nimetlerinden epeyce yararlanıyoruz…
İslam ideolojisinin erkeğin bir adım gerisinde görmeyi arzuladığı ve toplumsal görünürlüğünden haz etmediği kızlarımız ve kadınlarımız; eğitim, ekonomik ve sosyal statü, kadına uygulanan şiddet, eşit işe eşit ücret, cinsiyet ayrımcılığı gibi alanlarda edindikleri kazanımlar ve haklar bakımından çağdaş toplumlardaki hemcinslerinden hala fersah fersah geriyken…
Bu konularda iyileştirme yapmak bir yana, daha önce edinilmiş temel kazanım ve hakları da kadının kendisine sorulmadan, danışılmadan ve uzmanların görüşleri alınmadan AKP iktidarındaki erkeklerin insafına terkedilmiş durumda.
Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar, kurbanlık koyun gibi kesilme, biçilme emirlerini Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vereceği fetvadan bekliyorlar…
Son otuz yılda otuz binden fazla insanımızın hayatına mal olan PKK'nın başındakilerle görüştüğü halde, 'Bunu iddia edenler şerefsizdir' ve 'Ben olsaydım Apo'yu asardım' diyen…
Bu söylemleriyle 12 Haziran seçimlerinde milliyetçilerin oylarını cebine attıktan ve seçimi kazandıktan sonra 'MİT Müsteşarı'nı terörist başlarıyla görüşmeye ben gönderdim, O'nu içeri alacaklarsa gelsin beni alsınlar' deme pişkinliğini gösteren AKP iktidar temsilcilerine hala payanda olmaya devam eden muhalefet partileri sayesinde memleket dört nala başkanlık sistemine giderken…
Yeni yapılacak anayasada 'Apo'ya ev hapsi, Güneydoğu bölgesindeki illere özerk yönetim, Türklük kavramının çıkartılması' ile BOP projesinin son rötuşları da atılıyor.
İçiniz çok mu karardı?
Atatürk'ün 'Ey Türk gençliği' diye başlayan hitabesinin son paragrafını okuyun… Bu ahval ve şeraitten nasıl kurtulmanız gerektiğini hatırlayacaksınız…
'Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!..'