EGEDESONSÖZ - İzmir Barosu’na kayıtlı avukat Ö. B.'nin, yürüttüğü icra takibi kapsamında borçlunun anne ve babasına mesaj gönderdiği gerekçesiyle aldığı uyarma cezasına ilişkin davada Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) hak ihlali kararı çıktı. AYM, yerel mahkemenin cezanın esasını değerlendirirken neden böyle bir inceleme yaptığını ve ceza yargılamasında elde edilen verilerin idari yaptırımı nasıl haklılaştırdığını yeterli şekilde açıklamadığına hükmetti. Kararın ardından dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.
İCRA TAKİBİNDEKİ MESAJLAR DİSİPLİN SORUŞTURMASINA KONU OLDU
AYM’nin 18 Mayıs 2026 tarihli kararına göre İzmir Barosu’na kayıtlı avukat Ö. B. hakkında, alacaklı vekili olarak yürüttüğü icra takibi sırasında borçla ilgisi bulunmayan borçlunun anne ve babasının cep telefonlarına alacağın tahsili amacıyla mesaj gönderdiği gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldı.
İzmir Barosu Disiplin Kurulu, 12 Temmuz 2019 tarihinde Ö. B.’nin uyarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Avukatın bu karara yaptığı itiraz ise Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu tarafından 28 Aralık 2019 tarihinde süre yönünden reddedildi.
Ö. B., bunun üzerine 3 Mart 2020 tarihinde iptal davası açtı.
MAHKEME HEM SÜREYİ HEM CEZANIN ESASINI İNCELEDİ
Ankara 16. İdare Mahkemesi 30 Aralık 2020 tarihinde davayı reddetti. Mahkeme, avukatın disiplin cezasına karşı TBB’ye yapması gereken itirazın süresinde olmadığını belirtti.
Kararda, İzmir Barosu Disiplin Kurulu kararının Ö. B.’ye 7 Ağustos 2019’da tebliğ edildiği, itiraz için son tarihin 6 Eylül 2019 olduğu ancak dilekçenin 9 Eylül 2019’da verildiği belirtildi. Bu nedenle TBB’nin itirazı süre yönünden reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldı.
Ancak mahkeme bununla yetinmeyerek disiplin cezasının esasını da değerlendirdi ve cezanın bu açıdan da hukuka uygun olduğu kanaatine vardı.
CEZA DOSYASINDAKİ MESAJLAR GEREKÇEYE GİRDİ
Mahkeme, avukatın alacağın tahsili amacıyla borçlunun anne ve babasına mesajlar gönderdiğine ilişkin ceza yargılamasına da atıfta bulundu.
Kararda, avukatın anne ve babaya, “Bugün evinize hacze geliyoruz, kızınız hakkında dava açıldı, yakalama kararı çıkartılıyor, ceza alacak. Arabanıza haciz koyacağız, evinizden mal kaldıracağız” şeklinde sözler söylediği ve benzer mesajlar gönderdiği belirtildi.
Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi de 24 Aralık 2018 tarihinde Ö. B.’yi kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırmış, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermişti. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise yapılan itirazı kesin olarak reddetmişti.
AYM: CEZA KESİNLEŞMİŞ MAHKÛMİYET DEĞİL
Dosyayı inceleyen AYM, yerel mahkemenin kararındaki gerekçelendirmeye dikkat çekti.
AYM, disiplin cezasına yapılan itirazın süre yönünden reddedildiğinin kabul edilmesine rağmen mahkemenin ayrıca cezanın esasını neden değerlendirdiğinin karardan anlaşılmadığını belirtti.
Yüksek Mahkeme, bir yandan usul kuralına uyulmadığının kabul edildiğini, diğer yandan ise cezanın esasına ilişkin değerlendirme yapıldığını ancak bu ikinci incelemenin neden gerçekleştirildiğinin açıklanmadığını vurguladı.
AYM ayrıca HAGB kararına da dikkat çekti. Kararda, Ö. B. hakkında kesinleşmiş bir hapis cezası bulunmadığı belirtildi.
Yüksek Mahkeme, idare veya yargı makamlarının ceza yargılamasına konu olguları değerlendirmesinin tek başına masumiyet karinesini ihlal etmeyeceğini ancak bunu yaparken kişinin kesinleşmiş bir mahkûmiyeti varmış gibi değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
‘SUÇU İŞLEDİ’ İZLENİMİ OLUŞTURULDU
AYM, Ankara 16. İdare Mahkemesinin kararında avukatın mesajlarına dayanılarak doğrudan “kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu işlediğinin” belirtildiğine dikkat çekti.
Yüksek Mahkeme, kesin bir mahkûmiyet hükmüyle sonuçlanmayan ceza yargılamasına dayanılarak kullanılan bu ifadelerin avukatın üzerine atılı suçu işlediği izlenimine neden olduğunu ve bu durumun HAGB kararını anlamsız hâle getirerek masumiyetine gölge düşürdüğünü değerlendirdi.
AYM’ye göre mahkemenin ceza dosyasındaki olay ve olguları ayrıca incelemesi, olayın meydana geliş şekli, fiilin özellikleri ve ağırlığı gibi unsurları değerlendirerek disiplin cezasının neden hukuka uygun olduğu sonucuna vardığını ortaya koyması gerekiyordu.
AYM’DEN YENİDEN YARGILAMA KARARI
Anayasa Mahkemesi, Ankara 16. İdare Mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermediğine, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin de bu eksikliği gidermediğine hükmetti.
Bu nedenle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
Dosyanın, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.
AYM, avukatın talep ettiği 100 bin TL manevi tazminatı ise reddetti. Bunun yerine 487,60 TL harç ve 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40 bin 487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verildi.





