Demokrasilerde en önemli unsur politize olmuş bireylerdir
Demokrasi konusunda eksiklerimiz çok…
Bir ülkede demokratik sistemin yerleşmesini sağlayan pek çok unsur vardır. Bu unsurlar genel olarak alt yapı ve üst yapı kategorileri altında sınıflandırılır.
Örneğin anayasa bir üst yapı kurumudur.
Anayasada yer alan temel haklar ve özgürlükler toplumsal yaşamdaki hak ve özgürlüklerin ne kadar geniş bir yelpazede yer aldığının ya da tam tersi ne kadar dar bir alana hapsedildiğinin de göstergesidir.
Bireysel yönelimler, tercihler ve oy kullanma gibi faktörler ise alt yapıyı oluşturan bazı ögelerdir.
Tıpkı bir binayı inşa etmek gibi demokratik bir toplum inşa etmenin yolu; temeli çatıdan değil zeminden, yani alt yapıdan başlayarak atmaktan geçer.
Bu konuda en büyük sorumluluk, siyasete aktif bir biçimde katılma çabası gösterecek bireylere düşer.
Gerçek demokrasi, ancak hayatın içinde bizzat varlığını duyurabilen ve sesini yükseltebilenlerin omuzunda yükselir.
Anayasa ne kadar mükemmel yapılırsa yapılsın bireyler kendi kendilerini yönetme konusunda bilinçlenmedikçe ve siyasi tercihlerini, görüşlerini özgürce yansıtmadıkça o anayasanın bir topluma tek başına demokrasi getirme gücü yoktur.
Yeni bir anayasa yapmak için yeni bir dil kullanmak gerekir
Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ile temel adalet ilkelerinin farkında olmayan bireyler bunların uygulanmaması karşısında nasıl seslerini çıkarabilir? Anayasaya nasıl sahip çıkabilir?
Anayasadaki eski Türkçe terimler ile anlaşılması sıradan vatandaşlar açısından mümkün olmayan hukuk dili, bugün insanlarımızın yeni anayasa yapımına soğuk kalmasındaki en büyük sebeplerden biridir.
Bu nedenle yeni yapılacak anayasada hukuk dilinin herkesin anlayabileceği basitlik ve sadelikte olmasına özen gösterilmelidir. Maddeler kısa ama özlü ve anlaşılır olmalıdır ki okuyanlar nasıl yönetileceklerini anlayabilsinler. Ona göre tartışsınlar ve karar versinler.
Her anayasanın değişmez ilkeleri vardır bu nedenle adı anayasadır
Bizdeki gibi zırt, pırt anayasası değişen pek az ülke vardır.
Anayasaların asli özelliği evrensel insan hak ve özgürlükleri ile temel adalet ilkelerininin rehberliğinde çağdaş ve akılcı yasalara kaynak teşkil etmektir.
Yani bir ülkedeki rejimin adı demokrasi ise yasalar belli bir zümre ya da kişilerin isteğine bağlı yapılamayacak demektir.
Anayasada din, dil, ırk, cinsiyet vb. ayırım gözetmeksizin bütün vatandaşlar eşit sayılıyor ise kanunların uygulanmasında bu anayasa maddesine sadık kalınacak demektir.
Ülkenin resmi dili, eğitim dili ne kabul ediliyorsa uygulamada da yasa ve yaptırımlar bu maddeye göre uyarlanacaktır.
Laik bir sistem isteniyorsa; 'resmi din İslam'dır' gibi ifadelere anayasada yer verilmeyecek. Yasalar da laik sistemi koruyacak ve inanç özgürlüğünü sağlayacak
tedbirleri alacak demektir.
Anayasa adı üstünde sadece bu tür temel yasaları oluşturmalı ve bunlar etrafında toplumsal bir mutabakat sağlanmalıdır. Anayasanın uzun olmasına da gerek yoktur. On maddelik bir anayasa da olabilir.
Önemli olan her bir maddenin geniş toplumsal kesimler tarafından iyice anlaşılması ve ortak bir iradeyle kabul edilmesidir.
Gerisi yasaları hazırlayacak olan hukukçuların uzmanlık alanıdır.
Bu sayede canı isteyene 'bu anayasa bize uymuyor, hadi değiştirelim' deme fırsatı da doğmaz. Yeter ki demokratik sistemi hedefleyen ve politize toplumu arzulayan bir ifade dili ile anayasa yapılsın!