Türkiye'nin PKK terör sorununun çözümünde başvurulan irade ya da merci konusunda bazı sorularım var;
Terör sorununun çözümü İmralı'da yatan 30 bin kişinin katiline mi bağlı?
Bir ülkede binlerce insanın ölümüne sebep olan ya da katletme emrini veren bir iradenin sağlıklı bir zihin yapısına sahip olduğu nasıl düşünülür?
İmralı'daki terör başının Allah tarafından verilmiş bir hayat garantisi mi var? Yarın son nefesini verse, AKP Hükümeti (T.C. Devleti değil. Tıpkı sivil toplum kuruluşları ya da uluslararası her türlü dernek ya da kurumla olduğu gibi terör örgütüyle devlet görüşmez. Bu tür görüşmelerin sorumlusu direk hükümetlerdir.) PKK terörüne çözüm bulmak için bu sefer kime başvuracaktır?
Diyelim, İmralı'daki serbest bırakıldı, doğu illerine özerklik verildi, Türklük anayasadan çıkartıldı ve Kürtçe Türkiye'nin ikinci resmi dili olarak kabul edildi. Peki, ileride Çerkezler, Lazlar ve bilumum diğer etnik kökenden olanlar, 'Demek ki hak ve hukuk aramanın yolu buymuş, biz de Kürtler gibi dağa çıkalım, terör örgütü kurup askeri, polisi şehit edelim, böylece özerkliğimizi kazanırız' derlerse ne olacak?
Bu ülkeyi yönetenler 1877-1878 Rus Savaşı ve Berlin Antlaşması'nda verilen tavizler yüzünden Avrupalıların Osmanlı'da yaşayan Hristiyan azınlıkları bahane ederek içişlerimize karıştıklarını, Ermenileri teşkilatlandırıp Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırttıklarını, aynı yıllarda Kürtleri de Osmanlı'ya karşı örgütlemeye ve aralarına nifak tohumları sokarak ayaklandırdıklarını, Sevr Antlaşması'ndan Lozan sayesinde dönüldüğünü vs. bilmezler mi?
Hadi bırakın o kadar uzağa gitmeyi, Balkanlarda yaratılan etnik ayrımcılık ve ırkçılık sonucu 1990'larda parçalanan Yugoslavya ve diğer Balkan devletlerini de mi hatırlamazlar?
Öyleyse, terör örgütü ile görüşülmeyecekse ne mi yapılmalı?
Aynı soruyu Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Sayın Deniz Kavukçuoğlu dünkü köşe yazısında, 'Bir sorum var. PKK ile masaya oturulmaz diyenler acaba nasıl bir çözüm öneriyorlar. Buna bir türlü cevap vermiyorlar' diyerek gündeme getirmiş.
Ben bu soruya karşılık olarak Sayın Erdal Sarızeybek'in bu konu hakkında yüzlerce yazısının olduğu Face'teki sayfasının, yurt içi ve yurt dışı konferanslarının, katıldığı TV programlarının takip edilmesini salık vereceğim.
Sayın Sarızeybek'in yazılarına yapılan yorumlardan da anlaşılacaktır ki, 'bu soruya çok uzun zamandan beri binlerce kişi aynı cevabı vermektedir.'
Bu cevabı kısaca; 'Öncelikle terörü besleyen; PKK'nın Avrupa'daki kasası, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, PKK'nın haraç kestiği ya da gönüllü olarak para yardımı yapan kesimler gibi kaynaklar kurutulmalıdır. Türkiye'de özellikle doğu bölgelerinde hayvancılık ve tarım yeniden cazip hale getirilmelidir. Güneydoğu'daki feodal derebeylik yapısının yıkılmasını sağlayacak laik, demokratik, çağdaş içerikte ekonomik, sosyal ve eğitimle ilgili tedbirler bir an önce alınmalı ve ilkel aşiretler yerine modern sosyal ilişkilere dayanan bir toplumsal düzen hakim kılınmalıdır. Atatürk devrim ve ilkelerinin birleştiriciliğinde bir ulusal örgütlenmeye gidilmelidir. Kuzey Irak'tan topraklarımıza yapılan saldırılara karşı Türk askerinin Kuzey Irak'taki PKK kamplarına sınırsız harekat yapma izni engellenmemelidir. Barzani yerine, Merkezi Irak Yönetimi ve Irak'ın birliği ile Suriye'nin birliği desteklenmelidir. ' şeklinde özetlemek mümkündür.
Ben bunlara ayrıca siyasal partiler yasasının ve seçim sisteminin değiştirilmesi, basın ve ifade özgürlüğünin temini, toplanma ve gösteri hakları, YÖK sisteminin kaldırılması, yargının bağımsızlığı vs. gibi temel demokratik hakları güvence altına alacak anayasal düzenlemeler yapılmasını; sadece Kürtlere değil ana dili Türkçe olmayan tüm vatandaşlarımıza anadilde savunma hakkı verilmesi, ana dilde eğitim hakkı verilmesi, kadın ve kız çocuklarının Türkiye'nin tüm toplumsal birimlerinde daha çok görünür ve işlevsel kılınması; Türkiye'de faaliyet gösteren 'casus belli ajanların' ülke dışına çıkarılması; kürsü dokunulmazlığı dışında milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması; İran, Rusya ve Çin ile ekonomik ve siyasal işbirliğinin artırılması gibi hususları eklemek istiyorum.
Tüm bunlar yerine getirilse bile PKK terörü biter mi diye soracak olursanız, benim buna cevabım; 'PKK terörü bir tek aktöre indirgenemeyecek kadar uzun süreçli ve çetrefil bir sorun olduğundan elbette kolay kolay bitirilemez' olur.
Bu nedenledir ki PKK terörü sadece terörün başı İmralı'daki ile görüşmelere endekslenerek bitirilemez, bitirilemeyecektir.
Dolayısıyla bu yönde yayılmaya çalışılan iyimser hava ve yaratılmaya çalışılan umutlar sadece AKP gücünü artırarak, yeni anayasa ve başkanlık sistemini garanti altına alma çabasından ibarettir.
Peki, AKP bunu başarabilir mi?
Pazarlık masasında ne tavizler verildiğine bağlı dersek, pekala başarılı olabilir!
Ancak Türkiye'nin yol haritası bu olmamalıdır.
Türkiye'nin yol haritası emperyalistlerin dayattığı değil, Türkiye vatandaşlarının ulusal birliği ve çıkarlarına dayanan, Atatürk milliyetçiliğinde buluşan bir yol haritası olmalıdır…