CHP yönetimi, 'demokrasi ve özgürlük dönemi'ni başlatacağını ilan etti.
Arka arkaya açıklanan raporlardan anlaşılıyor ki, demokrasi ve özgürlük kavramlarının içi dolduruluyor.
Kadim standartlar yarılıyor. Vesayetçi anlayış ve ceberut devlet ile araya mesafe konulduğu, utangaç bir dille de olsa, ilan ediliyor.
'Devlet için' olmaktan, 'halk için' olmaya doğru sosyal demokrat bir yönelişin dile geldiği görülüyor.
'Kendi başına bir varlık olarak devlet' yerine, 'insan haklarına dayalı devlet.'
Bu gelişme, politik literatürde kullanılagelen bir çok kavramın içeriğinin değişeceğini ve siyaset dilinde yeni kavramların boy göstermeye başlayacağını işaret ediyor.
Ezberi şaşanların bu gelişmelere şiddetle karşı çıkacağı malum. Laf ola değil, gerçekten sosyal demokrat ilkelerle karşılaşan milliyetçiler ve Atatürkçü muhafazakarlar hayli sert tepki gösterecekler.
Türkiye'nin sosyal demokrasiyle sınavı başlıyor.
Değişimin sancılı olacağı muhakkak. Asıl önemli husus, bu değişime hazır olmak.
Yeni kavramlar, yeni tanımlar, yeni bakışlar, yeni standartlar, yeni değerler… Değişimin yaratacağı sarsıntıları öngörmek gerek.
Hiç kuşku yok, her şey yolunda gitmeyecek; bazı şeyler can sıkacak, hatalar yapılacak, sabır taşıran olaylar yaşanacak…
Bununla beraber, sosyal demokratlar yılgınlığa düşmeden, sabırla çalışarak sosyal demokrasi fikri ile toplumu buluşturmak için mücadele edecekler.
Sosyal demokrasi fikrinin gelişmesinin ve toplumda yerleşmesinin önündeki en ciddi engel, siyasetin insana bakışıdır. 'İnsanın değeri' meselesini aydınlatmak zarureti var.
Düşüncede ve eylemde insan merkezli bir hayat tasarlamak için 'insanın değeri' tartışılmalı; zihinlerde 'insanın değeri'ne dair kavramlar netlik kazanmalı.
'Her şey vatan için' anlayışının egemen olduğu bir ülkede 'insanın değeri' pek yoktur. Değerli olan devlet ve vatandır. Bu yapıda yurttaş olunmaz; devleti ve vatanı için kendini feda etmeye hazır insan olunur.
Sistemin insan merkezli işlemesi için önce insanı algılaması gerekir. İnsan olduğundan doğal haklarına sahip ve yaşam olanaklarını geliştirebileceği bütün haklarını kullanabilen insanı tanımlamadan, 'insanın değeri' ortaya çıkmaz.
Haklarını kullanamayan insanın nasıl değersizleştiğini kendi hayatlarımızdan biliyoruz.
Sosyal demokrasi fikrini, demokrasiyi, özgürlükleri yaşatacak insan, katılımcı ve çoğulcu yapılardan yetişecek. Sosyal demokrasiye giden yol, insan haklarından geçiyor. Bu yolları açmak gerek.
Ancak, kişi hak ve özgürlükleri, gurup haklarıyla karıştırılmamalı. Karıştırıldığı zaman, ülkede yaşanmakta olan sorunlar doğuyor.
CHP, sosyal demokrat düşüncenin önünü açacak adımlar atıyor. Eksikleriyle, kusurlarıyla bu fikrin etrafında birleşip sosyal demokrasiyi geliştirmek, toplum katında kabul görmesini sağlamak, sosyal demokratların görevi olmalı.
Sosyal demokrasi yeni yüzyılın ideolojisi olma yolunda ilerliyor.