Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) seçim takvimi yaklaşırken, başkanlık yarışı da giderek ısınıyor.

Mevcut yönetimin desteğini aldığını belirten ve uzun yıllar EBSO yönetiminde yer alan Hakan Ürün, Egedesonsöz’ü ziyaret ederek seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi.

Sandık öncesi EBSO’daki dengeleri ve sanayicinin beklentilerini değerlendiren Ürün, seçim yarışına yönelik tartışmaların yanı sıra Türkiye ekonomisindeki mevcut tabloyu da değerlendirdi. Üretim maliyetlerinden finansmana erişime, sanayicinin yaşadığı sorunlardan ekonomi politikalarına kadar birçok başlıkta konuşan Ürün, EBSO’nun yeni dönemde nasıl bir yol izlemesi gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaştı.

I M G 1399

İZMİR BENİM İÇİN BİR SEVDAYDI

EBSO, İzmir iş dünyasının önemli lokomotiflerinden bir tanesi. Uzun yıllardır EBSO yönetiminde yer aldınız ve şu an başkanvekilliği görevinde bulunuyorsunuz? Kendinizden bahseder misiniz?

Biz bir aile şirketiyiz. Ya Ankara'ya ya da İstanbul'a gidecektim. Şirketimizin merkezi ise Ankara’da. Ankara, Konya, Isparta, Sivas, Erzincan, Türkiye'nin birçok bölgesinde maden işleri yapıyoruz. O dönemde İzmir'de bekleyen iki ruhsatımız vardı. Ben de ailenin dışında artık yeni bir hevesle yürümek istedim. Küçükken İzmir'e gelmiştim, çok beğenmiştim İzmir'i. O yüzden de ben İzmir'e gideyim dedim. İzmir'e geldim. Menderes’te madenimizi açtık. Sonra Salihli’deki madenimizi açtık.

İzmir’e geldiğimizde elimde bir şey yoktu. Sadece kâğıt üzerinde bir ruhsat vardı. Hiçbir şeyim yoktu. Pomza Şirketi daha kurulu değildi. 21 yaşındaydım. Devlet dairelerine gidiyordum. Çok küçüğüm diye beni patron gönderdi diyordum. Yoksa işimi yapmıyorlardı. Yani patron benim demiyordum.

İzmir benim için sevdaydı. Denizi, Kordon’u çok sevdim. İzmir’i İzmirliyi çok sevdim.

Hayatım boyunca güneş üzerime doğmadı. Hep erken kalktım. Saat 5 buçuk-6'da kalkıp işletmeye gider, akşam eve dönerdim. Evliliğimi de burada yaptım ve İzmir’de kaldım.

Menderes’ten sonra Salihli’de Türk sermayeli ilk altın işletmesini açtık. Oraya başladığımda Türkiye'de altın analizi yapılamıyordu. Çok zordu. Türkiye'de ilk altın üreten ve ilk külçeyi döken altın firması biziz. Tamamen açık işletme. Sıfır deşarj. Kimyasal kullanmıyoruz. Havuzumuzda da ördekler yüzüyor, balıklar var. Çevreye zararlı hiçbir sıkıntımız yok orada.

I M G 1386

İLK BAŞLARDA KOMİTE BİLMEZDİM

EBSO’ya ilk adım atışınızdan başlayalım.

Şirketimizin işleri ile ilgili uğraşırken baraj havzası nedeniyle bürokratik açıdan bir sorunumuz vardı. Dedim ki kim benim yanımda durur? Sanayi Odası durur. Gittim EBSO’ya. Sene 2005-2006. O zaman beni yedek komiteye yazmışlardı. Ben de hiç komite momite bilmem, kimseyi tanımam. İşimde, gücümdeyim o zaman. O sırada komiteden bir isim istifa edince komite üyesi oldum. Ayda bir toplantılara gelmeye başladım. Komitelerin şöyle bir önemi var. Sanayi Odası’nı besleyen komitelerdir. 52-53 sektörümüz var. Komiteler kendi sektörünün sorunlarını tartışır, çözüm önerilerini tartışır ve yönetim kuruluna kendi sorunlarını veya çözüm önerilerini taşır. Ben de o zaman komiteye sorunumu getirdim barajla ilgili. Komiteden sonuç alamadım. O dönem bir meclis üyesi vardı, bir yıl sonra seçim olacaktı. O meclis üyesine dedim ki: ‘Sana rakip olacağım, meclis üyesi olacağım. Meclise gireceğim. Sektörü daha iyi temsil edeceğim. Sen dedim uğraşmıyorsun’ dedim. O da ‘girebiliyorsan gir’ dedi.

İLK SEÇİMDE ENDER BEY’İN TOBB LİSTESİNİ DELDİM

1 sene sonra 2009 seçimlerinde meclise girdim. Ve o seçimde hiç kimseyi tanımıyorum. Ne Ender Başkan'ı tanıyorum, kimseyi tanımıyorum. Ama madencileri ve sektörü tanıyorum. Sektör beni tanıyor. Büyük madencileri de tanıyorum, küçük madencileri de tanıyorum. Bize de dediler ki sen kazanamazsın. Biz o seçimi kazandık. O zaman işte meclis üyesi oldum. Hatta Ender Başkan'ın TOBB listesini de deldim. Ender Başkan kazandı. Bir sonraki dönem ve üçüncü dönem Ender Başkan beni yönetime aldı.

Bu süreçte Pancar Organize'nin yönetim kurulu üyesi oldum. Başkan yardımcısı oldum. Başkan oldum. Yönetim kurulu başkanı oldum. Sonra orada genel kurul yaptık. Yeterli sayıya ulaştığımız için yönetimi katılımcılara devrettik. Sanayi Odası olarak çekildik oradan. Ödemiş Organize’nin yönetim kurulu üyesi oldum. Sonra oradan da ayrıldım. Bu dönemde EBSO’nun komite ve çalışma gruplarında aktif olarak yer aldım. Ege Bölgesi Madenciler Dernek Başkanlığı yaptım uzun yıllar… Şu anda da Bayındır Tarım Organize Yönetim Kurulu Başkanı'yım. TOBB Maden Meclisi üyesiyim şu anda aynı zamanda.

Yani sivil toplumda ve iş hayatında sektörlerle ilgili çok çalışmalarda bulundum. Maden sektöründe de, hem mevzuata hakimim, yönetmeliğe hakimim.

Hakan Urun-2

YÖNETİMDEKİ ARKADAŞLAR BENİM ADAY OLMAMI İSTEDİLER

Peki adaylık kararını nasıl verdiniz?

Ender Başkan dedi ki; ‘Ben devam etmeyeceğim. ilk önce yönetim kuruluna ben bunu sormak istiyorum. Kaç zamandır beraber hareket ediyoruz. Ben sizin temsile ilgili yeterliliğinize inanıyorum. Aramızdan hangi arkadaş devam etmek ister’ diye sordu. Yönetimdeki arkadaşlar da bu işi Hakan Ürün götürebilir deyip sorumluluğu bana yüklediler. Öyle söylediler. Burada ortak bir mutabakat var. Bütün arkadaşlarımız ise yönetime devam etmeyecekler. O yüzden de ‘tecrübenin devamı, yeninin başlangıcı’ sloganını ortaya attık. Bunu yapabiliriz çünkü biz EBSO'da kademe kademe her sektörle ilgili sorumluluk aldık. Onların komitelerin yönetime getirdiği problemleri çözüm noktasında İzmir'de mi çözeceğiz, yoksa, Sanayi Odası'nda mı, il müdürlüklerinde mi, belediyelerde mi, Ankara'da bakanlık veya TOBB düzeyinde mi çözeceğiz bakacağız. Sektörün neye ihtiyacı varsa hareket planı yapacağız. Bu konuda tecrübemiz var. Tecrübemizi birlikte sektörlerimiz, sanayicimiz lehine kullanacağız. Mevcut yönetimin kararı neticesinde yola çıktık.

BAŞKAN YORGANCILAR’IN DESTEĞİNİ ALDIK

Peki Başkan Yorgancılar’ın seçim sürecindeki tutumu, size olan tutumu nasıl?

EBSO çok köklü bir kurum. Defalarca kalite yönetim ödülleri almış. Asya-Pasifik'in en iyi odası seçilmiş. İçeride çok tecrübeli bir ekip var. Ender başkanın yönetimiyle, tecrübesiyle çıtanın geldiği bir boyut var. Herkesin bir beklentisi var. Tabii Ender başkanın ardından başkanlık yapmak da çok da kolay değil aslında. Çünkü herkes mukayese yapacak. Kendisi başkanlık görevini götürebileceğimize dair inancını bize bildirdi. Kendisi bana ‘sen bu işi yaparsın ve ben de yanındayım, destekliyorum’ dedi.

Bu iş ekip işi. Arkadaşlarımızla beraber ve EBSO’nun yetişmiş kadrosuyla beraber bu işi layıkıyla yapabileceğimize inanmıyorum, eminim. Yaparız biz bunu. Çünkü bildiğimiz iş. Bir işi biliyorsan yaparsın. Biz de bu işi biliyoruz. Biz hangi problemi, hangi noktada kimle çözebileceğimizi de biliyoruz. Kurumlarla iletişimimiz çok iyi. Bakanlıklarla veya TOBB’la ilişkimiz çok iyi. EBSO’nun 2025-2030 stratejik planımız hazır. Mevcut yönetim olarak her şeyi programlamış, planlamış durumdayız.

İzmir'i Türkiye'nin en fazla yatırımcı çeken şehrini nasıl yaparız? Özellikle genç girişimcileri, genç yatırımcıları, genç sanayicileri İzmir'i tercih etmeleri konusunda teşvik edici oluruz. İzmir'in o potansiyeli var. Yetişmiş iş gücü var. Turizmi var. Tarımı var. Limanları var. Gerçekten tüm bu bileşenleri bir araya getirdiğimiz zaman değil Türkiye'nin Akdeniz'in yıldız şehri olmaması için bir sebep yok. Beraber güç birliği içinde olmak önemli. İnşallah bu birlik beraberlik bozulmadan devam eder.

Bu süreçte kişisel hırslara kapılmamak gerekir veya egolarla hareket etmemek gerekir. Sonuçta sanayicinin menfaati, İzmir'in menfaati, ülke menfaati olarak bu yarışı görmek lazım. Ben değil, biz demek lazım. Bu inançtayım.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEMİ YOK, İZMİR İÇİNDE BÜYÜYECEĞİZ

EBSO isim gereği Ege Bölgesi’ne hitap ediyor. Ancak kentlerin artık kendi OSB’^leri var. Bir isim değişikliği düşüncesi olur mu?

“EBSO’nun adı kaldı” diye tartışmalar oluyor. Manisa, Aydın ayrıldı. İsim tescilimiz Ege Bölgesi olduğu için de bu isimle devam ediyor. ‘İzmir Sanayi Odası olarak değiştirelim’ diyenler de var. Ege Bölgesi’nin adının geçmesi ise beni rahatsız etmiyor. Benim de gündemimde böyle bir değişiklik yok. Teknik olarak büyüme artık mümkün değil. Aydın'ın Manisa'nın sanayi odaları var. İnterland olarak büyümez. O yüzden biz İzmir olarak İzmir içinde büyüyeceğiz.

SANAYİCİNİN ÇIĞLIĞI DUYULMALI

Sanayicilerin sorunlarına genel olarak değinirsek neler söylemek istersiniz?

Sanayici ekonomide yaşanan olumsuzluklar nedeniyle istihdam azalttı. Finansmana erişim, pazar daralması yaşanıyor. Çin baskısı var. Seri üretim ile ilgili, maliyet oluşturmayla ilgili çok büyük sıkıntı var. Özellikle dövizle ilgili. Ben önceki yıllarda 55 Euro'ya sattığım madeni şu an 85 Euro'ya veriyorum ve mutlu değilim. Son yıllarda enflasyonla dövizin artışı paralel olmadı. Ve giderlerimiz devamlı Türk parası olarak arttı. Döviz olarak baskılandığımız için fiyat oluşturamıyoruz.

Kar marjı kısıtlı olan tekstil sektöründe artık sürdürülemez oldu. Daha önce İtalya'nın durumu yaşıyoruz. İtalya’dan bize gelen imalat şimdi bizden Mısır'a Bangladeş’e kayıyor. Bu hasarı onarmamız gerekiyor. Bizi yönetenler sanayicinin bu çığlığına dikkat kesilmeleri lazım. Gerçekten başa çıkamıyoruz, sanayicinin batıyoruz çığlığının duyulması gerekiyor. İş işten geçtikten sonra da geriye dönüş çok zor. Bu gerçekten önemli bir şey. Maliyet oluşturamıyoruz. Özellikle çalışan fazlalığı sebebiyle tekstilin sübvanse edilmesi lazım. Keza tarım da aynı şekilde. İran savaşından dolayı akaryakıtın geldiği rakam tarlada ekip biçmeye, traktörün dönmesine artık mümkün kılmıyor. Bunun da desteklenmesi gerekiyor. Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Tedbir almamız gerekiyor. Üretenin yanında konulması gerekiyor.

SANAYİCİ SESSİZ SESSİZ BATSIN MI?

Üretici kar edip masraflarını karşılayamıyorsa, personelin maaşını veremiyorsa, vergisini SSK'sını ödeyemiyorsa, mazotunu, elektriğini almakta zorlanıyorsa sorun var demektir. Sanayici yanlış gördüğü bir şeyde sesini yükseltiyor. Bu insanlar sessiz sessiz batsın mı? Kendisini kurtarma çığlığı bu. Elbette bunu yanlış okumamak lazım. Buna ‘iktidara karşı eleştiri’ dememek lazım. Eleştirilebilir de farklı fikirler zenginliktir her zaman. Sonuçta sanayicinin amacı üretmek. Üretmeyle ilgili sistemsel bir zorluk yaşıyorsa bunu söylemesi, bununla ilgili çözüm önermesi en doğal hakkı. Bizi yönetenlerin bu sözleri anlayışla karşılaması, sanayicinin problemleriyle ilgili çözüm üretmeleri gerekiyor. Türkiye'nin üretimden başka çıkış yolu yok. O yüzden de üreteceğim diye zorlanan, sanayicinin yanında olmak hepimiz için bir zorunluluk.

I M G 1390

BAZI SİYASİLER ARAMAMALARI GEREKEN İNSANLARI ARADILAR

“EBSO seçimine siyasi müdahale” iddiaları dolaşıyor. Sanayicilerin alanı biraz da siyasetten bağımsız olması düşünülen bir alan… Bu konuya ne diyorsunuz? Adana'da, Gaziantep'te var mı böyle müdahaleler?

Bazı siyasilerin, dayatmaları veya kendi adaylarını göstermeleri ile ilgili bir durum var ve bu normal karşılanmıyor. “Sanayici diyor ki sanayimizi ileriye götürebilecek adaya kendimiz karar verelim. Siyasilerin baskısıyla, siyasilerin yönlendirmesiyle bu iş oluşmasın” Sanayicilerin bu isteği bence normal. Ama her seçim döneminde bazı siyasilerin kendine yakın gördüğü, yöneticileri seçtirme ile ilgili gayreti olabilir. Ben bunu doğal görüyorum. Bunu belli sınırlar içinde yapmaları gerekiyor. Tarafsız olmaları tabii ki tercihimizdir ama oluyor.

Peki şu ana kadar sınırları aşan bir durum oldu mu sizin için?

Aramamaları gereken insanlar arandılar. Olmaması gerekiyor, oluyor. Şikayetler geliyor. ‘Bizi arıyorlar. Rahatsız oluyoruz. Tedirgin oluyoruz" diyorlar. Ama biz de ‘siz aldırmayın. İşinize bakın" diyoruz. Sonuçta oy vereceksiniz özgür iradenizle. Kendi komitelerinizde adayları dinleyin. Kiminle problemlerinizi çözebileceğinizi düşünüyorsanız, kiminle daha rahat hareket edebileceğini düşünüyorsanız onunla yürüyün diyoruz. Sanayicinin siyasiler arasında sıkışıp kalmaması gerekiyor. Bir tercih yapmak zorunda bırakılmamaları gerekiyor. Özgür iradeleriyle kendi istedikleri adaya destek olmaları ile ilgili bir telkinde bulunulmaması gerekiyor. Bazı milletvekillerimiz bu konuda birazcık zorlayıcı olabiliyorlar. Tekrar söylüyorum, sanayicimiz kendi dik duruşuyla bu durumu aşacak güçtedir. Oda başkanlarının ise kendi üyelerinin sorunlarını çözeceği makam da iktidardır. Kavga ederek çözüm üretemezsiniz. Bu açıdan bizim duruşumuz da net.

SEÇİMİ ALACAĞIMIZA İNANIYORUZ

Komite seçimleri gerçekleşecek ve seçilen meclis üyeleri yeni başkanı seçecek. Komitelerdeki tabloyu nasıl görüyorsunuz. Bir rakibiniz var. Sizin için rahat bir seçim mi olacak, yoksa istim üstünde mi?

Bu bir seçim. Biz kendimize güveniyoruz. Komitelerde de gerekli çalışmalarımızı yaptık. Biz seçimi alacağımıza inanıyoruz. Ama bu bir seçimdir diyorum. Çok büyük de konuşmak istemiyorum ama biz kendimize güveniyoruz. İyi gidiyoruz diye düşünüyorum.

Sloganınızdaki ‘yeni’yi biraz daha açar mısınız?

Mutlaka genç sanayicilere daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Sonuçta her şey değişiyor, teknoloji değişiyor, üretim değişiyor, yeni zihinlerin bakış açısı da değişiyor. Biz diyoruz ki gençler ve kadınlar biraz daha fazla olsun. Ama bu çok kolay değil. Firmalarda yetkili kadınların sayısının artması gerekiyor. Lütfen gelsinler, yönetimlere, komitelere girsinler, meclise girsinler. Tabi sektörlerin de bunu istemesi gerekiyor. Telkinlerde bulunuyoruz. Sektörü bilen, sektörün sorununu bilen, sorunlarıyla ilgili de çözüm öneren insanlar gelsin. Çünkü sonuçta yönetimi komiteler besliyor. Komitelerden yönetime bilgi gelmezse hiçbir oda çalışamaz. Komitelerin yapısı çok önemli. Komitelerdeki insanlar çok önemli. Oradaki genç beyinler çok önemli. Biz gençleştirelim diyoruz ve de en önemlisi üyeler arasındaki diyalog ve ilişkiyi artıralım istiyoruz. Diyaloğu artırarak üyeler arasındaki işbirliğini de geliştirelim istiyoruz. Hem İzmir içerisindeki sinerjiyi artırır bu. Hem de daha katma değerli ve ekonomik üretimin önünü de açar ve kolaylaştırıcı olur diye düşünüyoruz. Dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik gibi konularda uyum sağlanmaz ise firmalar kendini bu yönde geliştirmez ise 10 yıl içinde yok olur. Rekabet etmesi mümkün değil zaten. Bununla ilgili bizim projelerimizde var.

Projeleriniz arasında iki yeni OSB’den (tarım OSB, yan sanayi OSB) bahsettiniz. Bu OSB’leri hangi bölgelerde kurmak istiyorsunuz?

Arazi bulma ile ilgili problem var. Burada tabii sırf arazi yetmiyor. Su çok büyük problem. Bizim projelerimizde su da var. Su kullanımı ve suyun temini de var. Kurulacak bölgeler aslında belirlendi. Ancak bu konular seçim sonrasının konuları, kurulacak bölgeleri de seçim sonrasında kamuoyu ile paylaşmak daha doğru olacaktır.