CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, Egedesonsöz Gazetesi’ne yaptığı ziyarette gazeteciler Fatih Yapar ve Ender Aldanmaz’ın sorularını yanıtladı.
Gümrükçü, yeni il yeni yönetiminin belirlenmesi sürecinden Özel ekibinin alternatif bina açılışına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın istifasından parti içi tartışmalar üzerinden belediye başkanlarının aldığı pozisyonlara kadar geniş yelpazede değerlendirmelerde bulundu.

Röportajın öne çıkanı ise mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki ziyaretlerinin “sahadaki hassas durum” gerekçesiyle iptal etmesinin değerlendirilmesi ve “hassas durum” sebebiyle İzmir’de hangi taktik/yönelimle sürecin işletileceği idi.
Gümrükçü, parti tabanı ve muhalefetten gelen tepkimenin oldukça yoğun olduğunun farkında olduklarını belirterek bunun nedenlerine eğiliyor;
“Saha çalışması yaptığımızda elbette ki tepki alacağız diye düşünüyorum. Tepkime sadece sosyal medyada sınırlı olan, trollerden oluşan bir şey değil. Özellikle iktidarın değişme umudu olduğunu düşünüp mahkeme kararından sonra artık bu umudun ortadan kalktığını değerlendirip hayal kırıklığı yaşayan ve bunu duygusal olarak dışa vuran insanlar var. Bu insanların oy oranı sayısı kaçtır? Benim önümde şu an için bir anket yok.
Bazı sistematik çabalar da var. Kemal Kılıçdaroğlu sanki CHP genel başkanlığı yapmamış, AKP Genel Başkanı onu dışarıdan CHP'yi etkisizleştirmek için yollamış, görevlendirmiş gibi bir algı yaratma çabası var. Bu algıdan etkilenen de ciddi sayıda insan olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda bu tepkinin Kemal Bey'e ya da partide görev alacak herkese olabileceğini öngörüyorum.
Ama siyasetçi tepkiden kaçmaz. Siyasetçi tepkiyi alır, dinler, yumuşatır, oradan ders çıkarır”

YENİ YÖNETİMİ 1 HAFTA, 10 GÜNE AÇIKLARIZ
“Utku Gümrükçü için ekip kuramaz. Adam bulamaz. Sokağa çıkamaz” deniliyor. Ekip kurma ile ilgili çalışmalar var. Yeni yönetimi açıklanacak. Burada nasıl profiller olacak? Sonuçta atama il başkanının yönetimi olacak. Bir de yeni yönetimi ne zaman göreceğiz?
Atamamız yapıldı ancak yönetim kurulu görevlendirmemiz henüz yapılmadı. Yakın zamanda bununla ilgili yaptığımız çalışmayı genel merkezimize sunacağız. Genel merkezimizin onayıyla İzmir İl Yönetim Kurulu göreve başlayacak. Yakın zamandan 1 hafta, 10 gün içerisinde yeni yönetim şekillenmiş olacak.
Nasıl bir yönetim olacak? Tabi tüzük gereği kotalar var. Uyulması gereken kurallar var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin görevden alınan il yönetimi var. Onun içinden görev almak isteyen olacak mı, olmayacak mı? İlçe başkanları var. İlçe başkanlarından Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalmak isteyenler yönetime isim önerecek mi önermeyecek mi? Bir liste çalışma yapacağız. Bunun içinde tabii ki Utku Gümrükçü'nün gözünden bir liste verilecek. Yani onun tecrübesiyle onun tarafları değil ama onun terazisiyle bir çalışma olacak. Sonra bu genel merkez tarafından kabul edilecek ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi olacak. Eski yönetim, mevcut ilçe başkanları geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi'ne emek vermiş arkadaşlar. Ama ilçe başkanı olarak ama il yöneticisi olarak ama görevsiz olarak yani bir parti neferi olarak çalışmış arkadaşlar yeni yönetimde olacak.
Partinin lehine pozitif çalışmalar yapmış arkadaşlar değerlendirilecek. Ben mevcut genel merkezinde bu noktada olduğunu düşünüyorum. Zaten görevlendirme yaparken Sayın Genel Başkan bana “İzmir Kalesi'ni büyüteceksin, bayrağı gönderdin indirmeyeceksin” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi'ne katkı koymak isteyen, aldığı görevi layıkıyla yerine getirecek olan hem genç, hem enerjik, hem tecrübeli ve bütün partinin taraflarını ve kanatlarının kendini o yönetimde görebileceği bir yapı inşa etmek istiyorum. Sonrasında bu arkadaşlarla, yani Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Yönetim Kurulu'yla ilçelerdeki eksik, boşalmış yerleri de hep birlikte aynı perspektifle partiyi öne alarak, partinin tabanını öne alarak, kendime yakın, uzak değil, CHP'ye yakın arkadaşları görevlendirerek devam edeceğiz.

TUGAY’IN İSTİFASINI BEKLEMİYORDUM
Cemil Tugay’ın istifası sizi sarstı mı?
Cemil Bey'in partiden ayrılmasını beklemiyordum. 15-20 gün önce böyle konuşmalar yaptığı, kapalı toplantılarda bu fikirde olduğunu ifade ettiğini duymuştum. Ama beklemiyordum. Elbette ki siyaset birçok noktada tepki verme işidir de aynı zamanda. Sonuçta bir kentin büyükşehir belediye başkanı. İzmir gibi bir şehrin büyükşehir belediye başkanı. Ciddi bir oy var üzerinde, temsiliyeti var. Onun tepki vermemesi kaçınılmazdı. Zaten Cemil Bey de birçok şeyi kamuoyuyla paylaşır. Öyle bir yanı d avar. Tarafını, tarzını açıkça ortaya koyar. Bağımsız kaldığı süreç boyunca bu gelişmeleri izleyeceğini, Cumhuriyet Halk Partisi'nde kimin ne yapmak istediğini daha iyi göreceğini, Utku Gümrükçü'nün Cemil Tugay'la işbirliği noktasında samimi olduğunu değerlendireceğini ve bu işbirliğinin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve İzmir halkının faydasına olacağını düşüneceğini inanıyorum. Sonuçta başkan tepkisini ortaya koymuştur. Kamuoyu da oradan alması gereken mesajı almıştır, parti kamuoyu da almıştır.
Peki Cemil Tugay’ın tepkisi, CHP’ye butlan kararının verilmesi mi yoksa il başkanı Utku Gümrükçü'nün atanması mı?
Metni okuduğumda orada Utku'nun U’sunun olmadığını gördüm. Genel merkezle yapılan konuşmalarda da ‘neden Utku Gümrükçü oldu?’ diye bir sorusunun olmadığını biliyorum. Dolayısıyla bu biraz algı yönetimi gibi geldi. Benim onunla bir sorunum yok. Onun da benle bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Umuyorum yuvaya dönecektir, baba ocağına dönecektir. Bizim onunla olan çağrımızın samimiyetine güvenecektir, inanacaktır. Yeniden Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birlikte İzmir için çalışmaya devam edeceğiz diye düşünüyorum.
TUGAY’IN PARTİYE DÖNMEMESİ BÜYÜK KAYIP OLUR
Cemil Tugay partiye dönmezse büyük bir kayıp olur mu?
Tabii ki büyük kayıp olur. Yani İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın partiden ayrılması parti için büyük bir kayıptır. Biz kimseyi kaybetmek istemiyoruz. Makamının, mevkisinin dışında hiçbir CHP’linin partisinden ayrılmasını istemiyoruz. Parti içinde demokratik yolları kullanmalarını, fikirlerini beyan etmelerini, enerjilerini CHP’nin ve İzmir'in yararına kullanmalarını istiyoruz. Dolayısıyla her kaybettiğimiz partili bizim için kayıptır. Tabii ki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da ayrılırsa o da CHP için bir kayıptır.

ALTERNATİF BİNA AÇILMASI PARTİDEN AYRILMANIN SİNYALİDİR
Partide ikili bir durum var. Çağatay Bey kendisini seçilmiş il başkanı olarak kendisini tanımlıyor ve siyasi çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde alternatif bina açılışı da gerçekleştirilecek. Siz de Çağatay bey de basın açıklamaları düzenliyorsunuz. Çağatay Bey'in basın açıklamalarında ilçe başkanlarının tamamının katıldığı, belediye başkanlarının da önemli bir bölümünün katılıp bir fotoğraf verdikleri bir durum söz konusu. Fakat sizin basın toplantılarınızda durum biraz böyle değil. Belediye başkanları ve ilçe başkanların cenahında yalnız kaldığınızı düşünüyor musunuz?
Hiç öyle bir düşüncem yok. Yani CHP’nin mevcut yöneticileri belirli bir pozisyon almış olabilir. Aldıkları pozisyon partinin zararına mıdır, yararına mıdır? Şu an için demokratik tepkilerin ifade edilmesi olarak görüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında başka bir partinin kuruculuğunun çalışmasının yapılmasını da hem siyasi etik olarak doğru bulmadığımı ifade ediyorum, ettim de. Birçok arkadaşın o noktada olmadığını da düşünüyorum. Yeni bina açılması ya da açıklama yapılması bunların üzülerek söylüyorum; bu hamlenin CHP’den ayrılma sinyalleri olduğunu da değerlendiriyorum. Hepimiz için vakit var. Bekleyeceğiz göreceğiz. Biz kalan arkadaşlarla yol yürüme irademizi söylemiştik.
Peki kendimi yalnız hissediyor muyum? Hayır. Benim arkamda ciddi bir kamuoyu desteği ve parti tabanı desteği var. Partiyi bugün yöneten arkadaşlar, bugün görevdeki arkadaşlar, ömür boyu görev yapacak arkadaşlar değillerdi. Bu görevler sürelidir. Onların bıraktığı yerde bu bayrağı devralacak birçok partili arkadaşımız var. Nasıl ki biz belediyeyi bıraktıktan sonra Çiğli Belediyesi varlığına devam ettiyse, ben Çiğli'de ilçe kongresini kaybettikten sonra yeni ilçe yönetimi gelip bayrağa devam ettirdiyse, kurumlar kişilere bağlı değildir. Hele 100 küsur yıllık CHP’de hiç değildir. Her boşalan makama uygun, liyakatli, halk tarafından sevilen bu görevi yapacak birikime ve donanıma sahip birçok partili arkadaşımız vardır. Onlarla yürürüz.

BİRDEN FAZLA BELEDİYE BAŞKANI ARAYIP TEBRİK ETTİ
Yeni parti senaryolarında 28 tane belediye var elinizde şu an. Ayrılık durumunda kaç tanesi CHP'de kalır, kaç tanesi yeni partiye girebilir gibi bir tahmininiz var mı?
Böyle bir çetele tutmadım. Bir hesap yapmadım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin görev verdiği arkadaşlarımın CHP'nin verdiği görev bilinciyle, oyları da CHP seçmeninden aldıklarını düşünerek CHP'de kalacaklarını düşünüyorum. Tabanın sesiyle, örgütün sesiyle değerlendirme yapan arkadaşlar olduğunu da görüyorum.
Size ulaşıp tebrik eden iletişim kuran kaç başkan oldu?
Rakama gerek yok ama birden fazla. Belediye başkanı da var, ilçe başkanı da var. Zaten ben görev almadan önce de çoğu ile temasım vardı. Arkadaşlık ilişkilerimiz var, yoldaşlık ilişkilerimiz var, partinin disiplini var. Bugüne kadar saygısızca bir tavrı olanı da görmedim. Elbette tepkiler olabilir. Biz bunları demokratik itiraz diye değerlendiriyoruz. Ama bu tepkilerin partiden ayrılma noktasına gideceğini düşünmüyorum. Yani anlamlı bir kopuş olacağını zannetmiyorum.

ÖZEL’İN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR
Pazartesi günü Özgür Özel, İzmir’e gelecek. Özgür Bey'in programında CHP İl Binası'na ziyaret gibi bir durum yok. Oldu ki rotayı değiştirdi, Pasaport’tan yürüyerek il binasına, kapının önüne geldi. Başımızın üstünde yerimiz var der misiniz?
Tabii ki… Biz CHP'liyiz. Bizim kapılarımız CHP'lilere zaten açık. Hangi partiden olursa olsun herkese açık… Bize bir talep ya da sorun iletmek isteyen vatandaşlara da açık. Siyasette nezaket benim çok önem verdiğim de bir konu. Partiye katkı sağlamış hiç kimseye nezaketsizlik yapmam. Bana yapılan gibi yapmam. Kim gelirse, kim gelmek isterse başımızın tacıdır. Çayımız, kahvemiz, çiçeğimiz, çikolatamızla karşılarız.

ODAYI YIKIYORUZ
İl binası makamında bulunan ayrı oda konusu oldukça tartışıldı, konuyu farklı noktalara çekenler de oldu. Orasının yatak odası olarak mı kullanıldığını düşünüyorsunuz?
Bunlar parti binalarında olmaz. CHP Genel Merkezi'nde Genel Başkan Yardımcıları'nın arka odaları vardır. Evet, var. Orada tuvaleti vardır, banyosu vardır, çalışma masası vardır, toplantı durumu vardır. Belediyelerde de benzer odalar vardır. Bugüne kadar mesela hiçbir belediye başkanının makamda yattığını duymadım, görmedim. Bu oda Deniz Bey döneminden yada Şenol Bey döneminden gelme değil. Zannımca yani orada yatılmış. Zaten gözüküyor. Oradaki battaniyeyi, elektrik sobasına da teslim ettik arkadaşlara. Özellikle onların direniş, bizim işgal olarak tabir ettirdiğimiz son 4 günde oradan ayrılmamak adına kalınmış. Biz bu tartışmayı kapatmak için orayı yıkıyoruz, o bölmeyi ortadan kaldırıyoruz. Onu yeniden üyelerimize açıyoruz. Ortadan kaldırdığımızda bu tartışmada biter diye umuyorum.
SOKAKTA TEPKİ ALACAĞIZ AMA…
Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da yapmayı planladığı saha ziyaret iptal edildi. Sahadaki hassas durum gerekçe gösterildi. İzmir’de ise özellikle parti tabanında Kemal Bey’e yönelik yoğun tepkiler var. İzmir’de sahada durumu nasıl görüyorsunuz? Sahadaki durum İstanbul’daki gibi hassas mı?
Saha çalışması yaptığımızda elbette ki tepki alacağız diye düşünüyorum. Tepkime sadece sosyal medyada sınırlı olan, trollerden oluşan bir şey değil. Özellikle iktidarın değişme umudu olduğunu düşünüp bu mahkeme kararından sonra artık bu umudun ortadan kalktığını değerlendirip hayal kırıklığı yaşayan ve bunu duygusal olarak dışa vuran insanlar var. Bu insanların oy oranı sayısı kaçtır? Benim önümde şu an için bir anket yok.
Bazı sistematik çabalar da var. Kemal Kılıçdaroğlu sanki CHP genel başkanlığı yapmamış, AKP Genel Başkanı onu dışarıdan CHP'yi etkisizleştirmek için yollamış, görevlendirmiş gibi bir algı yaratma çabası var. Bu algıdan etkilenen de ciddi sayıda insan olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda bu tepkinin Kemal Bey'e ya da partide görev alacak herkese olabileceğini öngörüyorum.
Ama siyasetçi tepkiden kaçmaz. Siyasetçi tepkiyi alır, dinler, yumuşatır, oradan ders çıkarır. Ona göre söylem geliştirir. Sonra kırılmış, dökülmüş ya da kandırılmış ne derseniz deyin, o insanları ikna edip onlardan yeniden o istersiniz. Siyasetçi kendisine öfkeyle yaklaşsa bile ona o sevgiyle karşılık verir. Doğrusu budur siyasette. Biz de öyle yapacağız.
SOKAĞA ÇIKAMAZLAR DİYE BİR DURUM YOK
Bu tepki İzmir'de yüksek de olabilir ama sokağa çıkamazlar diye bir durum yok. Önceki akşam Karabağlar'da Eski İzmir semtinde etkinlikteydik. Birçok siyasi görüşten insanın, spor kulüplerinin, kadın kooperatiflerin vesaire olduğu bir bölgede çalışma yaptık. Beni çağırın, bana program yapın demedim. Kurulu bir programa, yıllardır düzenlenen bir programa davet edildim. Çiğli'den sürekli arkadaşlar arıyorlar. Sonuçta biz de bir kentin belediye başkanıydık. Yani bizim de hani hiç sevenimiz yokmuş gibi 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi'nde hiç dostumuz olmamış gibi ticari hayatımızda, insan ilişkilerimizde böyle sevilmeyen bir insanmışız gibi de bir algı yaratılmaya çalışıyor. Öyle bir şey de yok. Gazetenize gelirken de yürüyerek geldim. Ben eve her akşam yürüyerek gidiyorum. Yarın öbür gün Alsancak’ta da, Bostanlı'da da, Güzeltepe'de de, Gültepe'de yürüyeceğiz. Hatta Gültepe'ye cenazeye gittim iki gün önce.
Peki korumanız var mı?
Koruma falan yok. Belediye başkanıyken de koruma kullanmazdım. Tabii ki görevli arkadaşlar olurdu. Onlar mesafeyi uzakta tutardı. Merkez mahallelerde gezerken, daha aktif caddelerde gezerken yalnız olmaya gayret ederdim. Aynı şekilde devam edeceğim. Güvenlik endişem yok. Yurttaşların CHP il başkanına büyük oranda bir saygısızlık göstereceğim de zannetmiyorum.
Siyasi eleştiriler olur, biz de o eleştirileri bir şekilde alırız, cevabımızı veririz, oturur konuşuruz. Gültepe'ye gittim, Eski İzmir'e gittim. Hani ne diyordu Tunç Soyer? Arka sıradakilerle temasımızda bir sorun yok. Mesela Çiğli’ye gitmek istemiyorum, zaten güçlü olduğu yere gitti demesinler diye. Gültepe, Eski İzmir, Buca ve yavaş yavaş İzmir merkezine de ineriz.
Tepki olur, tepkiyi bir şekilde aşarız. Aşamıyorsak da gönülleri almaya bakarız. Karşılıklı sevgi, saygı çerçevesinde herkesle oturup konuşuruz. Sadece CHP’lilerle değil, İzmir'deki bütün siyasi partilerle geçmişte kurduğumuz temas zaten devam ediyor. İzmir için nerede ne yapılması gerekiyorsa hep birlikte yapacağız yani.

KOOPERATİF DAVASI DIŞINDA YÜRÜYEN BİR SORUŞTURMA YOK
Bir diğer konu ise Çiğli Belediyesi eski başkanı olmanız sebebiyle mevcut başkan Onur Emrah Yıldız ile aranızdaki halef-selef kavgası… Utku Gümrükçü il başkanlığına atanmasın diye bir takım isimler üzerinden Yıldız’ın belediyeye ilişkin bazı evrakları, belge ve bilgileri genel merkeze gönderdiği iddia edildi. Belediyede sizinle ilgili müfettiş raporları, soruşturmalar, yargılama dosyaları gibi konuların da olduğu değerlendirildi. Çiğli Belediye Başkanlığı yaptığınız dönemden gelen hukuki bir süreç, yargılama var mı? Belediye operasyonlarında eski belediye başkanları da alınıyor. Buca’nın eski başkanı Erhan Kılıç tutuklu yargılanıyor. Çiğli alınırsa ve eski belediye başkanı da operasyonda giderse ne olur ne olmaz il başkanlığı konusunda riskli atama yapmayalım teziyle de birleştirildi bu.
Birincisi, CHP Genel Merkezi’nden bana şu kişi seni şikayet etti diye söylenmiş bir isim yok. Ben dedikodularla hareket eden biri değilim. Eski başkanların alınması üzerinden bir hassasiyet oluşmuş. Böyle bir endişenin olup olmadığına görevlendirmeyi yapanlar zaten bakmıştır diye düşünüyorum. Orada bir şey görülseydi böyle bir görevlendirme olmazdı. Demek ki bir şey yok. Görevi bıraktıktan iki buçuk yıl sonrasına kadar bize bir iddianame şurada sanık, burada yargılanıyor denilebilecek herhangi bir evrak da yok. Bir konuyla ilgili verilmiş bir soruşturma izni var. O da kooperatif meselesinden gelen bir konu. Eski belediye başkanlarının olduğu bir konu var. Oradan verilmiş bir soruşturma izni var. Yargılama olup olmayacağı da net değil. Belediye şu an sözleşmeleri yeniledi. Sözleşmelerin yenilendiği noktada zaten geçmişteki sürecin bir şekilde kapanması gerekir diye de düşünüyorum. Kooperatifte mağdur edilmiş vatandaş da yok. Vatandaşlar evlerini almışlar, oturuyorlar. Belediyenin daireleri yapılıp teslim etmesinden kaynaklı hani bir olası kamu zararı var mı yok mu konusu var. Yeni sözleşmeye bağlandığına göre artık oradan devam edecektir. Benim dönemim zaten 5 yıllıktı. 5 yıl boyunca önceki kooperatif yönetiminin benden önceki belediye başkanı tarafından verilmiş süre uzatma hakkım vardı. Dolayısıyla o görev döneminde her şeyi kanunen yaptım. Üzerinde SGK haczi vardı. SGK haczi kaldırılsın diye mahkemeye de başvurdum. Aşkın haciz başvurusu da yaptım. O da sonuçlandı. Haciz kaldırıldı bildiğim kadarıyla. Dolayısıyla kendi vicdanımda eksik yaptığım bir şey de yok. İnşallah o daireler biter. Sonra belediyeye de bir mali kaynak olarak döner.
Mevcut belediye başkanında bizim partilimiz CHP'de kaldığı sürece onunla saygı sevgi, yoldaşlık hukuku çerçevesinde ilişkilerimizi sürdürürüz diye düşünüyorum. Kimseye nefretim, kinim yok. Benim tarzım da öyle bir tarz değil.

SON 2,5 YILDA BELEDİYELERİN TAKİBİNDE AKSAMALAR, ZAAFİYETLER YAŞANDI
CHP’nin yeni mottosu arınma. CHP Genel Merkezi’nde “arınma” sloganlı bir poster asılı. “Arınma” siyasi meşruiyetinizi temellendiren ana kavramlardan bir tanesi. Kemal Bey, ‘biz geldik çünkü bu partinin arınmaya ihtiyacı var ve şimdi arınma zamanı’ dedi. Yeni bir yönetim oluşturacaksınız. Arınmış CHP'lileri veya yöneticileri bulmak için neler yapacaksınız? İkincisi; hakkında söylenti çıkan CHP'li belediye başkanları var. Yönetim oluştuğuna bir komisyon kurup inceleme alanı oluşturmayı düşünüyor musunuz? Sizin tercih edilmenizi bir arınmışlık göstergesi olarak yorumlarsak ‘Utku Gümrükçü arınmış bir siyasetçidir ve arınma sorunu olmayan bir siyasetçidir ve il başkanı olarak atanmıştır’ anlamına geliyor. Bunu da değerlendirmenizi rica edeceğim.
CHP’nin geçmişten bugüne taşıdığı değerler var. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet'e, Cumhuriyet devrimlerine ülkenin kurucusu Atatürk'e bağlılık. Bir tanesi temiz dürüst namuslu olma. Yani erdemli insan olma. Bu da parti tüzüğünde belirli ifadelerle yazıyor. Benim söylediğim kelimeler değil yani bunlar. Sol, dünyanın her yerinde yolsuzlukla mücadele etmek demektir. Siyaset ise kısıtlı ekonomik kaynakların belirli yönlere kullanılması demek. Sol, bunu tabana yayan, geniş toplumsal kesimlerin ulusal refahtan daha fazla pay almasını sağlayan ama bunu vergi politikasıyla belirli dağıtım mekanizmaları ile kurmaya çalışır. Hem CHP'nin kurucu değerleri ve felsefesi hem de evrensel solun değerleri ve felsefesi. Bunlar Türkiye'nin ihtiyaçları… Temiz toplum temiz siyaset. Bunlar zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin temsil ettiği çizgiler. Toplumun da talebi bu yönde. Yani Cumhuriyet Halk Partisi kendi içinde arınacak ki toplumun CHP'ye olan güveni yükselsin. Sen de herkes gibisin olursa olmaz.
Ne diyorlar? Bütün renkler sırayla kirlendi. Birinciliği beyaza verdiler. CHP eğer beyazsa, temizse ondaki leke, ondaki kir diğerlerinden daha fazla rahatsız eder toplumu. Yani solcu olmak, ahlaklı olmaktır, erdemli olmaktır, nefsine hakim olmaktır. Elindeki kaynakları geniş toplumun çıkarına, faydasına kullanmak demektir. Toplumsal adaletsizliği kamu gücüyle gidermeye çabalamak demektir. Siyaset bireysel zenginleşme aracı değildir. Bunlar genel ilkelerimizdir. Solun da demokratik siyasetin de ilkeleridir.
Arınmayı bu anlamda değerlendiriyorum. Doğru buluyorum. Bunun nasıl yapılacağıyla ilgili, hangi mekanizmaların kullanılacağıyla ilgili sistematiğe bürünmüş bir durum hani genelge falan yok. Arınma bizim siyasi geleneğimizde de var. Deniz Baykal döneminde de Kemal Kılıçdaroğlu döneminde bazı süreçler işletildi. Belediyeler konusunda sürekli bir haberler takip edilirdi. Belediye başkanlarıyla ilgili açılmış soruşturmalar takip edilirdi. Bunlar ya da memurlarla ilgili ihalelerle ilgili şikayetler takip edilirdi. Genel merkezde raporlanır, incelenirdi. Mevcut belediye başkanı arkadaşlardan bununla ilgili görüş alınırdı. Yani bir süreç takibi vardı.
Son 2,5 yılda bu süreç takibi ciddi anlamda zafiyete uğradı. Yani herkese ilgili her türlü iddia ortada. Konuşuluyor. Ama yani benim gördüğüm kadarıyla belki vardır ben bilmiyorum. CHP bu konuların üzerine eğilmiyormuş gibi bir algı vardı kamuoyunda. Şimdi CHP'nin hassasiyete yeniden kavuştuğunu ifade edebiliriz. Bunu sloganlaşmıştır. Ombdusman tarzı bir sistemle belediyelerle ilgili sürecin işletileceğini düşünüyorum. Yani bir yapı şikayetleri inceleyip değerlendirecektir, uyarılarını yapacaktır. Bin türlü mevzuat var. Geçmişte İzmir'de de böyle önleyici çalışmalar yapıldı. Benzer süreçler olacağını düşünüyorum.
MEVCUT DAVALARLA İLGİLİ OLARAK CİDDİYETLİ BİR ÇALIŞMA YÜRÜTECEĞİZ
Bir insan hakkında soruşturma açıldığı için ya da yargılandığı için suçlu olamaz. Evrensel hukuka aykırı bu. Masumiyet karinesi diye bir kavram var. Dolayısıyla ‘bununla ilgili bir soruşturma oldu, bu suçludur, CHP'den atalım’ gibi bir yaklaşım olamaz. Kimsenin söylemeye çalıştığı böyle bir şey değil. Kemal Kılıçdaroğlu da inceleyeceğiz, göreceğiz, gözlemleyeceğiz diyor. Biz göreve geldikten sonra Seferihisar ve Balçova belediye başkanlarımız gözaltına alındı. Ondan önce Buca'da belediye başkanımız, önceki dönem belediye başkanımız ve eski ilçe başkanımız ile ilgili bir çalışma oldu. Tutuklular var. Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız, önceki dönem İl Başkanımız, önceki dönem İZBETON genel müdürümüz tutuklu. Ciddi anlamda bir içerde partili nüfus oluştu. Onların hakkını savunmak bizim işimiz. Ceza alıncaya kadar haklarında açılmış dosyaları incelemek ve kamuoyunu aydınlatmak bizim işimiz. Orada partiye zarar verecek durum varsa bunu parti üst kademelerine iletmek bizim işimiz. Onların vereceği kararlar doğrusu süreçleri yönetmek yine bizim işimiz. Herkes suçludur, biz çok bembeyazız öyle bir bakış açımız yok. İnceleyeceğiz, konuşacağız. Süreçleri şeffaflıkla götürürsek CHP'nin bu arınma süreçlerine katkı koymuş oluruz.
İDEOLOJİK BİR ARINMAYA DA İHTİYACIMIZ VAR
Bana göre arınma tek başına bu biçimde değil. İdeolojik bir arınma da olmalı diye düşünüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu felsefesine dönüşe, ideolojik bir netliğe ve bağlılığa ihtiyaç var. Anti emperyalizm noktasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine bağlılık noktasında araya girmiş bir sürü düşünce var. CHP'nin kökünden gelmeyenler var. Orada da bir netleşme olacağını düşünüyorum. Bu benim kişisel düşüncem. İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi üyelerine bunu anlatıp sonra Ankara'yla da bu boyutuyla konuları konuşmayı düşünüyorum. Arınma sadece ekonomik değil aynı zamanda ideolojik de olmalıdır diye düşünüyorum bizim.

MİLLETVEKİLLERİNİN CHP KURUMSALINA BAĞLI KALACAKLARINA İNANIYORUM
Milletvekilleri şu anda ayrılmış durumda ikiye bölmüş durumda. Olaylı tahliye günü milletvekili Deniz Yücel sizin yanınızda il başkanlığında bulundu. Özgür Özel'in yanında olmasına rağmen ya da Özel ekibini desteklemesine rağmen sizin şahsınızla ilgili yaptığı konuşma dikkat çekti. “Kendisinin de benim de bu parti binasında emeğimiz var” dedi.
CHP’de herkesin emeği var. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu partinin içinde yetişmiş, tabandan gelen, yöneticilik görevi yapmış arkadaşlar. O arkadaşların Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve onun kurumsal kimliğine bağlı kalacağını düşünüyorum. Elbette ki kopma olduğunda kopabilecek milletvekilleri de vardır ama genel ekseriyetin aynı ilçe başkanları ve belediye başkanlarında olduğu gibi milletvekilleri boyutuyla da CHP çatısı altında kalma yönünde tercih yapacaklarını düşünüyorum. Orada anlamlı bir kopma olmaz.

TUNCAY ÖZKAN İLE ANILMAKTAN SIKILDIM
İdeolojik ve siyasal yolculuğunuzda Tuncay Özkan'la yakınlığınız bir sır değil. “Biz kaç kişiyiz” hareketinden bu yana CHP’de uzun bir yürüyüşünüz var. Bugün ayrı yerlerde gibi görünüyorsunuz. Tam olarak durum böyle mi? Tuncay Bey'le Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki ekipsel perspektifte hep yan yana alt alta üst üste değerlendirildiniz.
İl başkanlığı süreci benim için bir fırsat, bir şans oldu diyeyim. Utku onunla siyaset yapıyor, aramızda bir ast üst ilişkimiz varmış, ben de böyle dışarıdan kontrol edilen biriymişim, bir robotmuşum yaklaşımlar vardı İzmir kamuoyunda. Aldığımız pozisyon ve sonrasında yapacaklarımızla kendimizi onun, bunun, şunun ekseninden çıkaracağız. CHP’ye üye olduğumda yaşım 18’di. 10 civarı il başkanıyla siyaset yaptım, ikisine karşı olsam 8'in yanındayımdır. İzmir'de çok kıymetli isimler bunlar. 27 yıllık siyasi yolculuğumda Sayın Özkan'la tanışma yılım 2005'tir. Cumhuriyet mitingleri ile ilgili süreci düşündüğümüzde zaten kendisi 5 yıl içerideydi. Biz de toplumsal mücadelenin içindeydik. Sonrasında ben ilçe başkanı seçildim, o da herhalde 1 hafta, 10 gün sonra falan Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı. Ben zaten CHP'deydim, onu demek istiyorum. Kendisi ilerleyen evrede parti meclis üyesi ve genel başkan yardımcısı oldu. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi hiyerarşisinde hiyerarşik olarak üste çıktı. Onunla temas kurmak, onunla görüşmek diğer genel başkan yardımcılarıyla olduğu gibi doğal parti faaliyetti. Benim Tacettin Bayır’la da geçmişten beri siyaset yapmışımdır, hatta daha eskiyimdir.
Tuncay Özkan ile anılmaktan sıkıldınız mı?
Sıkıldım gerçekten. İl başkanlığı ile ilgili süreç benim ayrı bir siyasi figür olduğumu, bağımsız bir siyasi figür olduğumu göstermek için bir şans oldu. Ben bir bireyim, kararlarımı kendim alıyorum. Bu bir fırsat. Ben Utku Gümrükçü’yüm, benim adım belli soyadım belli. Partideki geçmişim, aldığım pozisyonlar belli. Kimseye bağlı değilim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile beraberim. Benim tarafım bellidir, Tuncay Bey’in tarafı bellidir. Kendisi Cumhuriyet Halk Partisi'nden yana taraftır benim bildiğim kadarıyla… Dolayısıyla başta söylediğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında kalacak herkesle yoldaşlık hukukuyla partinin geleceği için bir şekilde ortak mekanizmalar kurarak yürüyeceğiz.
SOSYAL MEDYA HESAPLARINI İADE ETMELERİNİ BEKLİYORUZ
CHP kurumsalının sosyal medya hesapları, mesaj sistemi ile ilgili süreçler ne durumda? Devirler yapıldı mı?
CHP hesaplarının başka isimlerle değiştirilip başka amaçlarla kullanılması hem etik değil, hem parti tüzüğüne aykırı. Bir çalışma yapacaklarsa kendileri yapsınlar. CHP'nin binası da kimsenin değil, arabası da kimsenin değil, personeli de kimsenin değil, antetli kağıdı da kimsenin değil, sosyal medya hesabı da kimsenin değil. Bunların hepsi CHP'nin kurumsal kimliğinin içinde. Yani partinin kurumsal kimliğini kullanıp sonra başka noktaya taşımak şık da değil. Bunun tüzükte yaptırımları var. Aynı zamanda kanuni yaptırımlar var. Yani bu hesapların hızlı bir şekilde devredilmesi lazım. SMS sisteminin, sosyal medya hesaplarının bir kısmını geri aldık. Tamamını alıncaya kadar da çalışacağız.
Hesapları alamazsanız kanuni yollara başvuracak mısınız?
Israr olursa evet. Hakkımız neyse hem parti içi yollarla hem hukuki yollarla hakkımızı arayacağız sonuçta. Bu yanlışı ben de yapsam döner gelir benden de birileri hesabını sorar. Yakın zamanda o yanlışlarla döneceklerini düşünüyorum arkadaşlarım. Bir kısmını geri aldık, bir kısmıyla da ilgili temaslarımız sürüyor. Partinin evrakları, partinin envanteri, partinin demirbaşları, partinin maliye hesapları vesaire de ilgili sorunlar vardı. Büyük oranda onlar da toparlandı. Pazartesi ya da salıya kadar işlerin tam anlamıyla toparlanacağını düşünüyorum. CHP'nin malı CHP'nindir. CHP'nin hesabı CHP'nindir. Bunların hepsinin CHP’nin yararına kullanılması gerekir. Yararına kullanmayan varsa, zararına kullanan varsa orada da konunun yaptırımı neyse hukuki ya da parti içi yollarla o gereği yapılır.
Çiğli’de belediye başkanlığını kazanıp belediyeyi devraldığınızda Hasan Arslan döneminin borçlarını açıklamıştınız mali anlamda. Şimdi de bir yer aldınız. Borç durumu ve mali durum ne?
Bu kurumlar kamusal kurumlar. CHP benim, onun, şunun, bunun değil. Kurumsal hafızası, bilgi birikimi var. Bir parti kültürü var. O parti kültürü içerisinde eksik-gedik vesaire nerede-nasıl paylaşılması gerekiyorsa o bilgileri paylaşırız. Sonuçta kongrelere de girdiğinde bir hesap açıklanıyor. Kamuoyunun bilgi edinme hakkı var. Üyelerin hesap sorma hakkı da var. Biz dersimizi çalışalım. Tam böyle makbuzlara hesapları vesaire görelim. Onları da paylaşacağız. Yani paylaşırız diye düşünüyorum.