Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda bir dönem kapanıyor.

Ender Yorgancılar ile EBSO’daki 17 yılını, seçimlere siyasi müdahale iddialarını, İzmir’in sanayi politikasını, ekonomideki gidişatı, Türkiye’nin “sanayisizleşme” riskini ve bundan sonraki yolculuğunda siyasetin bulunup bulunmayacağını konuştuk.

Tam 17 yıldır EBSO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Ender Yorgancılar için bu bir ‘veda röportajı’ değil.

Yorgancılar, EBSO defterini kapatıyor ancak çalışma hayatından çekilmiyor. TOBB’daki görevlerine devam edeceğini söylüyor ve önündeki yeni döneme ilişkin dikkat çekici bir cümle kuruyor:

“Bir şey biter, bir şey başlar.”

Peki o başlangıcın adresi siyaset olabilir mi?

Yorgancılar bu ihtimali reddetmiyor. “Memleket sevdalısı bir insanım. Olabilir. Neden olmasın?” diyor.

Bir diğer konu ise seçime siyasi müdahale iddiaları…

Egedesonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz’ın sorularını yanıtlayan Yorgancılar, 17 yılın muhasebesini de ülkedeki ekonomik tabloda sanayicinin yaşadığı sıkıntıları da detaylı olarak okuyucuya aktarıyor.

Whatsapp Image 2026 09 03 At 13.45.20

EBSO’DA BİR DAHA ADAY OLMA DÖNEMİM BİTTİ

Kitabın ortasından başlamanın faydalı olduğun düşünüyorum. Kurumun 17 yıldır başındaki isimsiniz ve bu yüzden EBSO seçimleri öncesinde söyleyecekleriniz oldukça önemli. EBSO seçiminde son virajdayız. Bu virajda iki tane aday var. EBSO Meclisi’nde seçime siyasi müdahaleler olduğuna dair değerlendirmeler yapıldı. Seçime siyasi müdahale tartışması üzerinden değerlendirirsek; Siz adaylıkla ilgili verdiğiniz kararı tekrar gözden geçirdiniz mi? Bununla ilgili meclis üyelerinden aday olmanız konusunda talepler var mı?

Öncelikle ben bu kararı geçtiğimiz seçimde vermiştim. Bu seçimlerde değil. O dönemde katılmayacaktım. İzmir Ticaret Odası başkanımız Mahmut Özgener, Borsa başkanımız Işınsu Kestelli ‘hep birlikte bu dönemi de geçirelim’ dedikten sonra bir dönem daha aday oldum. O dönem bizim meclis üyelerimizin büyük bir çoğunluğu gelip kararımı gözden geçirmemi, tekrar aday olmamı ve bir dönem daha yapmamı söylediler. Şimdi yeni bir seçim arifesindeyiz. Ben bu işin sonunun olmadığını, benden sonra gelen genç nesillerin bu işi bizden daha iyi yapmaları için çalışmaları gerektiğini ifade ederek aday olmayacağımızı söyledim.

Burada en güzel taraf ne? İnsanlar bir yerde başkanlık yapıyorlar. O yaptığı başkanlığın sonucunda giderken aranılan bir başkan mı, yoksa burada görev yaptı, gitti denilen bir başkan olarak mı kayıtlara geçmesi önemli. Son 1 aydır komite üyelerimizin büyük bir kısmı ekipler halinde ziyaret ederek teşekküre geliyorlar. Başkanlık süremde onlara yaptığım destekler, hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorlar. Benim için en önemli şey bu. Demek ki insanlara, üyelere dokunmuşuz, işlerini çözmüşüz. Onlar da teşekkür için plaket yaptırmış, tatlısını, hediyesini getirmiş ve teşekkür edip gidiyor. Bu benim hayatımda unutamayacağım bir şey.

Unutamayacağım bir diğer şey de mecliste meclis salonunun isminin benim adıma verilmiş olması. Bunu da bütün meclisin kararıyla alınmış olan bir karar. Bu davranışlar doğru işler yaptığımızı gösterdi. Ama artık benim için EBSO’da bir daha aday olma dönemim bitti. Bunu öncelikle ifade edeyim.

Şu anda iki tane başkan adayımız var. Bir tanesi Hakan Ürün, bir tanesi Mustafa Karabağlı. Meclis başkanlığı için de dört aday arkadaşımız var. Işın Yılmaz, İzzet Şanlı, Haluk Tezcan ve Hakkı Attaroğlu var. Bu adayların komite seçimlerinden çıkması lazım. Aday olabilmek için önce meclise seçilmek lazım.52-53 komitenin içinden meclise üye olarak seçileceksiniz ki aday olabilesiniz. Meclise seçilemezsen zaten adaylığın söz konusu değil. Ama şu andaki adaylığını açıklamış olan arkadaşlar zaten gruplarından rahatça çıkacaklarına inandıkları için aday oluyorlar. Bu da gayet doğal ve normal.

BENDEN SONRA BAŞKANLIK YAPACAK OLAN KİŞİ ÇOK RAHAT
Geçmişte dört dönemin üç döneminde hiç rakipsiz seçime girdim. Kimse aday çıkmadı. Seçime girip seçimi kazanıp görevimize, işimize bakıyorduk. Aday olmamanın nedenlerinden bir tanesi de şu. Bir kere Ege Borsa Sanayi Odası'nın ihtiyacı olan iki tane binayı yaptık. Sistemi kurduk. Kanuna uygun bir disiplin sağladık. Akreditasyonlarda en yüksek puanı alarak başarılı bir oda konumunda. Yani bugün Avrupa'da, Londra'da, Paris'te bir odadan alacağın hizmetin aynısını bizim Ege Bölgesi Sanayi Odası'ndan da aynı şekilde alabiliyorsun. Bu da çok önemli bir gösterge. İyi bir bütçesi var. Bundan sonra başkanlık yapacak olan kişi çok rahat bir şekilde hedeflerini, projelerini ortaya koyup onu gerçekleştirmesi için gerekli olan her türlü altyapı hazır.

-Aday olmama noktasında kararınız kesin ve kati sanırım…

Evet.

ÜYELERİMİZİN DEDİKLERİ DOĞRU, SEÇİME SİYASİ MÜDAHALE VAR!

Son mecliste bazı meclis üyelerinin seçime bazı siyasetçilerin müdahale ettiği ile ilgili açıklamaları oldu. Meclis üyelerinin tek tek arandığı ve Mustafa Karabağlı'nın lehine oy istendiği ile ilgili iddialar kürsüden dile getirildi. Peki bu iddialar doğru mu, değil mi?

Bizim bugüne kadarki yapılan seçimlerimizde siyasetçiler hiçbir zaman için seçimlere karışmadı. Karışmaması da lazım. Neden karışmaması lazım? Bizim üyelerimiz içinde her türlü siyasi görüşe sahip insan var. AK Partili de var, MHP'li de var, CHP'li de var. Gelecek Partili de var. Dem Partili de var. Bütün siyasi görüşlerden ne kadar farklı yapı varsa Türkiye'de olduğu gibi bizim üyelerimizin de var. Musevisi var, Sünnisi var, Ermenisi var. Her türlü vatandaşımız var. Ama o kapıdan içeriye girdiğin zaman herkesin ortak bir kimliği var, sanayici olmak. Burada siyasetin işi yok.

Ben o gün mecliste şunu söyledim. İki tane başkan adayımız var. Bu işin fair bir şekilde yapılsın, insanlar projelerini ve kendilerini anlatsın ve fikirlerini ortaya koysun. Üyeler hangisine aklı yatıyorsa neticede bir seçim bu. Oyunu atar. O başkan seçilir, görevine devam eder.

Üyelerimizin söyledikleri doğru mu? Doğru. Şimdi bir şey olmasa zaten bu konuşma yapılmazdı. Demek ki böyle bir şey var ki yapıldı.

-Peki sürece müdahale eden aktörler kim? Kimler? Kulağınıza geliyordur.

Kim oldukları belli. Ama ismi şu-bu demek doğru değil.

-Siyasi müdahale konusu meclis üyelerinde nasıl bir duygu durumu oluşturdu?

Tabii ki hoş karşılanmadı. O gün toplantıda herkes ne konuşulduğunu gördü. Bir de toplantı bittikten sonra üyelerin yaptıkları paylaşımları duyunca hoşuna gitmedi kimsenin. Yani olmaması gerekir. Netice itibariyle seçimlerde müdahale bugüne kadar hiç görmedik.

📍İzmirege Bölgesi Sanayi Odası’nın Yeni Hizmet Binasının Açılışını Gerçekleştirdik. Ege Bölgesi (1)

HİSARCIKLIOĞLU GÖREVDEN AYRILMAMI İSTEMEDİ AMA EBSO’DA ARTIK GÖREVİM BİTTİ

-TOBB’da önemli görevleriniz var. Rifat Hisarcıklıoğlu sizin görevinizi bırakmanızla ilgili düşünceleri neler?

Ayrılmamı istemedi. Ben ona da söylemiştim, son bir dönem daha yapacağım demişti. Yılların birikimi var üstümde. Yük var. Odalarla, STK'larla çalıştım. Ama sağlık da her şeyin önünde. Yani Allah'a bin kere şükür olsun ki bir şey olmadan geçti, atlattım. Şunu da ifade ettim. Hem bizim açılışta hem Rıfat Bey'le birebir yaptığımız konuşmalarla birlikte bunu özellikle ifade ediyorum: Benim görevim EBSO'da bitti. Ben bundan sonra EBSO'da geçmiş dönem başkanı olarak meclis konuşup meclise giderim. Oradaki aktivitelere, toplantılara katılırım. Gördüğüm, düzeltilmesini önereceğim fikirlerimi paylaşırım. Yaparlar, yapmazlar. Onların kendi tercihi. Benim de bir tecrübem var. Üstelik 20 sene emek verdim buraya. Fikrimi sadece söylerim. İcrada olmadığın zaman sadece fikir verebilirsiniz. Değerlendirirler, uygun görürlerse yaparlar, görmezlerse bildiklerini yaparlar. Zaman hangisinin doğru olduğunu gösterir.

TOBB’daki görevlerim ise sadece Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ile sınırlı değil. TOBB’un şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum.Rifat Bey'i bu konuda yalnız bırakmayacağımı da ifade ettim. Benim buradaki görevlerim olmayacak ama TOBB’daki görevlerime devam edeceğim. Tabii başkanımız bunları yap devam et dediği müddetçe.

H R S J A O Gb Q A A Q Nw L

BİR DÖNEM DAHA YAPARSAM YAŞIM 74 OLACAK, NEREYE KADAR?

- İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in aday olmamanız ile ilgili nasıl bir değerlendirmesi var? Uzun bir zamandır İzmir'deki meselelerin Ankara’ya taşınması noktasında bir köprü görevi gördünüz ve yakın bir yol arkadaşlığı da yaptınız.

Mahmut benim burada tanıdığım birisi değil. Biz onunla çocukluktan beri beraberiz. O Altay Kulübü'ndeydi. Ben Karşıyaka Kulübü'ndeydim. O dönemden beri gelen bir abi-kardeşliğimiz var. Mahmut bırakmamı hiç istemedi. ‘Abi bir dönem daha beraber gidelim’ dedi. Ama dedim ki Mahmutcuğum hani geçen dönem yaptım bir dönem ve bitti. Şimdi bir dönem daha diyorsun. Ben geldim 70 yaşına, bir dönem daha 74 olacağım. Hani nereye kadar?

Bir ara kendi kendime düşündüm. 4 dönemdir başkanım ve seçime giriyorum tek adayım. Böyle bir seçim olmaz ki. Bu seçim değil. Mesela geçen dönem biz seçimde iki aday olacaktık, karşıma çıkmadı. Bazıları da kaybedeceğini düşünerek çıkmadı. Seçim bir yarıştır. Proje yarışmasıdır seçim. Üyeler projelere bakar. Hangisi kulağa hoş geliyor, güven veriyor, oyunu atar. Beğenmiyorsa değiştirir. Dört dönemdir beni seçiyorlar. Neden değiştirmediler? Beğenmişler de değiştirmediler. Ben de dedim ki artık tamam. Ben yapacaklarımı yaptım. Bundan sonra yeni arkadaşların başka fikirlerle bir şeyler yapması için onlara fırsat tanımak lazım. Ömür boyu oturacağım diye bir şey yok.

Benim de bu dönemde kalmamanın en büyük sebeplerinden bir tanesi de Alsancak'taki binalar. Buradaki binayı bitirip hizmeti açmaktı. Birini açtık, öbürünü de ayın 14'ünde açacağız inşallah.

HAKAN ÜRÜN’ÜN TECRÜBESİ DAHA FAZLA

-Peki iki adaydan sizce hangisi?

Bir Hakan Ürün, biri Mustafa Karabağlı var. Şimdi bununla ilgili bir şey söylemem seçim öncesinde doğru değil. Hakan'ın tecrübesi daha fazla. Neden fazla? Çünkü benim yanımda üç dönemdir çalışıyor. Bir dönem yönetim kurulu başkan yardımcılığı yaptı. Mustafa da çalışkan bir arkadaş. İyi eğitim almış. Onun da şansı var. Seçimde herkesin şansı var. Fair bir seçim olsun. Eşit olsun. Üye karar versin. Ama baskıyla, telefonla, şunla, bunla değil. Üye kararını versin. Desin ki, Mustafa'nın projelerini daha çok beğendim. Mustafa kazanır. Hakan'ın projelerini daha çok beğendim. Hakan kazanır.

-Benim anladığım başkanlık koltuğunu bırakmanızın sebebi hem EBSO kurumsalını gençleştirmek hem de sağlık sorununuz olduğunu düşündüm.

Ben de bir şey biter, bir şey başlar. Sonuçta devam ediyorum TOBB’da. Bakarsın başka bir şey çıkar. Oraya giderim. Ben çalışmadan yapamam. Onun için bir şey biter, bir şey başlar bende…

Eu5Vo U Xc A Mk Jj7

MEMLEKET AŞIĞI BİR İNSANIM, SİYASET; NEDEN OLMASIN?

“Ben de bir şey biter, bir şey başlar” dediniz. Aslında yeni bir başlangıçtan bahsediyorsunuz. Bu başlangıç siyasete yönelik bir başlangıç olabilir mi?

Olabilir. Neden olmasın? Ben bu ülkede doğdum, büyüdüm. Bu ülkede yaşıyorum. Burada kazanıyorum. Benim sevdam birinci derecede İzmir ve ülkem. Benim şehrim zengin olsun, benim ülkem zengin olsun ama bütün ülkem zengin olsun. Sadece İzmir değil. Memleket aşığı bir insanım ben. O açıdan Allah sağlık verdiğim müddetçe çalışıp bu ülkeye faydalı olabilecek işler yapmaya devam edeceğim. Hedefim o…

ÜYELER BENİ BİR TERAZİYE KOYDU VE…

-Görevdeki 17 yılın bir bakiyesini mutlaka yapmışsınızdır. “Neyi başardım, neyi başaramadım?” diye ortaya bir terazi koyduğunuzda nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Tabii ki hatalarımız oldu. Tabii ki yanlışlarımız oldu. Tartıya koyduğum zaman ağırlığının ne çektiğini, hangi oranda ne olduğunu ölçmek aslında benim yapacağım bir iş değil. Bunu en güzel yapacak olan üyeler. Eğer senin dört dönem başkan seçiyorlarsa, seni dört dönem Odalar Birliği'nde yönetim kuruluna alıyorlarsa, orada başkan yardımcılığı görevini veriyorlarsa, TOBB’un birçok şirketinin yönetim kurulu başkanlığına yaptırtıyorlarsa, üyelerin teşekkür için sana hediyeleri ile birlikte ziyaret ediyorlarsa, oy birliğiyle meclis salonunun ismini sana veriyorlarsa o zaman hangi oranda/ne yaptığımı bunlar bir kısmını gösterir.

📍İzmirege Bölgesi Sanayi Odası’nın Yeni Hizmet Binasının Açılışını Gerçekleştirdik. Ege Bölgesi

ALSANCAK’TAKİ BİNANIN DÖRT KATINI KİRAYA VERDİK

-Peki keşke şunu yapabilseydim dediğiniz bir şey var mı?

EBSO kanunla yönetilen ve kanunla yönetilmesi gereken bir kurum. 5174 sayılı kanunda neyi yapıp neyi yapamayacağını çok açık bir şekilde yazılır. EBSO'da siyaset yapamazsın. EBSO'da bütçeye göre harcama yapmak mecburiyetindesin. Gelirlerin belli. Nerelere ne şekilde ilan vereceğin dahi belli. Bir gazete ilanını kafandan ben şunla ilgili bir ilan veriyorum diyemiyorsun. Her şey kanuna bağlı… Kanuna bağlı olduğunuz zaman yönetmek çok kolay.

Peygamber Efendimiz "Bir insanın en faydalısı, bir insana faydası olandır" demiş. Ben yönetim kurulundaki arkadaşlarımla birlikte bu dönemde mesleki edindirmede, meslek liselerinin açılmasında, OSB Meslek Yüksekokulu yapılmasında, evde oturan gençlerin pastacılık kurslarına girerek onların sertifika sahibi olup bugün 5 bin kişinin ekmek yediği bir sistemin oluşturulmasında yaptığımız işler var. Bunların hepsi gerçekleşti ve bitti. Devam eden de var. En büyük katkımız da bunları yapacak, yaşatabilecek, üzerinde çalışabilecek binalara ihtiyaçlarım vardı. İki tane binayı da yaptık. Alsancak’taki binanın dört katını kiraya da verdik. Dolayısıyla oradan sürekli bir gelir de gelecek.

14-15 TANE BANKAYI BİR BANKANIN ZEMİN KATINDA TOPLADIM

Ben ilk başkanı olduğum zaman üç tane problemli organize sanayi bölgemiz vardı. Tire OSB maddi sıkıntı içindeydi. Ve o dönemdeki paraları bir bankada blokeliydi. İkincisi Kemalpaşa OSB… Kapalıydı. Üçüncüsü de Aliağa OSB'nin çok büyük miktarda borcundan dolayı kayyum atanma durumuna gelmişti. 14-15 bankanın alacaklı olduğu bir organize sanayi bölgesi konumundaydı. Ne yaptık? Borçları yapılandırdık. Arsa satışlarına ağırlık verdik. Yeni bir yönetim kurduk. O yönetim kurulundaki arkadaşlara görev verdik. Çalıştılar. Başardılar. Ve bugün Tire OSB’nin hiçbir yere borcu kalmadı. Kendi yoluna girdi. Kemalpaşa OSB üç kere kapatıldı. Üç kere ben açtırdım. Biz açtırıyoruz, kapatıyorlar. Biz açtırıyoruz, kapatıyorlar. En sonunda bir daha kapattılar. En sonunda Aziz Kocaoğlu başkanımla beraber mahkemelerde ortak hareket ettik, köylülerle anlaştık. Ve Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi bugün sıfır borçla her türlü şeyi organize olmuş, altyapısı bitmiş, parselasyonları bitmiş, elektriği, suyu, doğal gazı yenilenmiş, çok iyi bir şekilde yönetiliyor. Aliağa OSB için 14-15 tane bankayla İstanbul'da bir bankanın zemin katındaki toplantı salonunda oturdum. Pazarlık yapıp borcun yapılandırılması ve tahsilat önerimizi sundum onlara o dönemde. Ve bankalar kabul ettiler bunu. Ondan sonra yeni bir yönetime atadık oraya. Oradaki arkadaşlarım bu işi başardı. Ben de onlara çok büyük destek oldum. Aliağa şu anda çok iyi bir maddi durumun içinde. Cami yaptılar. Jandarma, itfaiye, otel, her tür altyapısını tamamladılar. O halden bu hale. Biz de TOBB olarak oraya gittik ve bir tane meslek lisesi yaptık. Ayrıca yatakhanesini, spor salonunu yaptık. Tam bir kompleks yaptık. Geçmişte bir tane bir gazetenin bir başlığı vardı. ‘Ender Yorgancılar İzmir'in çözüm adamı’ diye... Durur o bende.İşte o gün ne yapıldıysa onlar yazmış.

Ben geçmişte Karşıyaka Futbol Takımının başkanlığını yaparken kulübü 1. lige çıkarmıştık. Ben de futbol takımının başkanıydım o zaman. Son maçtan bir gün önce, antrenman var. O hafta sonu da şampiyonluk turu atacağız. Şampiyon olduk da işte son maçı bekliyoruz. Futbolcular bana sahanın ortasında altın bir saat hediye ettiler. Sen gördün mü Türkiye'de futbolcuların yöneticiye hediye verdiğini? KSK şu yılın şampiyonluğu diye yazan saat hediye ettiler. İnsanlara nasıl yaklaşırsan o şekilde karşılık görüyorsun.

Moda Endustrisi Izmir De Bulustu 1 10393

EN ÇOK DESTEĞİ KOCAOĞLU’NDAN ALDIM

-17 yıl boyunca üç tane belediye başkanına çalışma fırsatı buluruz. Aziz Bey, Tunç Bey ve son olarak da Cemil Bey. Bu üç ismi tartıya koysanız hangisi sanayicinin sorunlarına daha çok kulak verdi?

Cevabım belli. Aziz Kocaoğlu. Tunç Bey’in bir an önce tahliye olmasını diliyorum. Çok zor şartlarda olduğunu biliyorum. Tunç Bey de, Cemil Bey de bu konularla ilgilenmedi. Hiçbir işimize bakmıyorlar, yapmıyorlar diye böyle bir şey söyleyemem. Ama Aziz Kocaoğlu'nun özellikle Kemalpaşa OSB’nin çözümü konusundaki gösterdiği yakınlık, destek onun hiçbir zaman unutmam.

İZMİR’DE EN BÜYÜK SORUNUMUZ GENİŞ ARAZİNİN OLMAMASI

-İzmir'de yeni sanayi alanlarının açılması sık sık gündeme geliyor. Sık sık Ankara'ya gittiniz. Yeni sanayi alanlarının açılması konusunda Ankara-İzmir arasında köprü oldunuz. 17 yılda siz gerek merkezi hükümetten, gerek yerel yönetimlerden bu anlamda yeteri kadar destek alabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Gidip anlattığın zaman karşı taraf dinliyor. Gidip anlattığın zaman makul bir şey istersen karşı taraf elinden geleni yapmak için gayret sarf ediyor. Ama Türkiye'deki en büyük sıkıntılardan bir tanesi bürokrasi. Yani bürokraside işler maalesef yavaş yürüyor. Burada niyet önemli. Ben destek aldım. Bütün bakanlarımız, bakan yardımcılarımız, başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı yardımcılarımız, ne zaman bir konumuz olsa bize ellerinden gelen desteği gösterdiler.

Arsa konusuna gelince, bugün bir organize sanayi bölgesi yapmak istesen en az 1 milyon metrekare saha olması lazım. Bunun üzerine %40-45 ifrazat koy. Yani kenarlarına atılacak. Ne oldu? 1 milyon 500 bin metrekare. Yeşil alanlar, yollar, camidir, itfaiyedir, sosyal tesisleridir. Onları ayırdın mı 2 milyon metrekare… En az 2 milyon metrekare yer lazım. İzmir'in çevresinde böyle bir yer yok. Zamanında bulunan yerleri kullandık.

19'a yakın OSB kurmuşuz İzmir'de. Bayındır'da, Dikili’de tarım OSB yapıldı. Üç tane serbest bölge var. Bütün ilçelerimizde OSB var. Ama büyük arazi yok.

Gdd333-1

SANAYİCİ PARA KAZANMIYOR

- Cevdet Yılmaz, “2026'da büyüme OVP hedefinin bir miktar altında gerçekleşebilir” açıklaması yaptı. Kısa süre önce ülke ve kent ekonomisine ilişkin kapsamlı bir basın toplantısı yapmıştınız ve istikrar, öngörülebilirlik ve güven ortamının sağlanması üzerinden “kırık masada yemek zor” demiştiniz. 17 yıldır EBSO Başkanısınız; çok sayıda ekonomi programı, OVP, teşvik paketi ve reform programı gördünüz. Son OVP’de hedefin tutmamasında sizce yöntemsel sorun mu var?

Türkiye bütün dünyaya entegre olmuş bir ülke.Ekonomik olarak, yatırım olarak, ihracat olarak, dünyanın yani Türkiye'nin konumunu dünyadan ayrı bir ülke olarak görebilme imkanına sahip değiliz biz. Dünyada ne oluyorsa bizi de doğrudan etkiliyor. Etkilemesi de gayet doğal. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'de ve İtalya'da olan mallara %10 şey koymuştu. Vergi şimdi 12,5'a çıkardı. Bu bizim aleyhimize değil mi? Evet.Yarın canı sıkılır 15'e çıkarır. Bunu öngörebiliyor musunuz? Göremiyorsunuz. Her şey bir adamın iki dudağının arasında.Böyle bir durumda Trump'ın Türkiye ile ilgili vergi politikasını bizim kontrol edebilme imkanımız olamadığına göre ve bu da bizi direkt olarak etkilediğine göre bir kere bizim kontrolümüz dışında gelişen olan olaylardan dolayı orta vadeli programda da ekonomide de sapmaların olması gayet doğal. Bunlar bizim yapımızın dışında oluyor. Ama ekonomimiz ne kadar kadar güçlüyse o kadar az etkileniyorsunuz. Ne kadar borçsuz olursan, sağlam olursan, güçlü olursan bu gibi ekonomideki değişikliklerde, sıkıntılarda daha az zedeleniyorsun, daha az hasar alıyorsun.

Bizdeki en büyük sıkıntı, sanayi yeteri kadar desteklenmiyor.Üretim yoksa kalkınmak hayaldir diye ben 17 yıldır söylüyorum. Bugün gene söyleyeceğim, yarın gene söyleyeceğim bunu. Üretim yaptığın zaman istihdam sağlıyorsun. Üretim yaptığın zaman ihracat sağlıyorsun. Dışa bağımlılığın azalıyor. Yatırım yapıyorsun. İş imkanı her şeyin başında geliyor.İşsiz insan potansiyel tetikçidir. Çünkü bir insanın karnını doyurmak için bir şey yapması lazım. Onun için mutlaka iş imkanı sağlamak mecburiyetindeyiz. Bunun da yeri sadece hizmet sektörü değil. Üretim olacak. II.Dünya Savaşı bittikten sonra Almanya, Avusturya bunu bu şekilde başarmış. 90'lı yıllara baktığımda sanayi ürünleri ihracatı %15-20'ydi. Toplam ihracattaki pay bugün yüzde 90-95'lere çıktı.Demek ki Türkiye'de bir şey üretiliyor ki bunu ihraç edebiliyorsun. Kalite var mı? Var. İstenilen kalitede yapabiliyor.

Orta vadeli program nedir? Bir sanayicinin, bir yatırımcının görebileceği bir pusuladır. Yani devlet diyor ki orta vadeli programdı, hükümetlerin açıkladığı programdı.Benim bir sene sonra dövizim bu olacak, faizim bu olacak, enflasyonum bu olacak. Bunları açıkladığın zaman sen de yatırımcı olarak hesabını, kitabını yapıyorsun. Böyle bir ihracatı yakalayabilmek için ne gibi yatırım yapmam lazım diyorsun. Ama tabii o hedeflerde sapmalar, değişiklikler olduğu zaman bugün bütün bütçeler tamamı alt üst oluyor ve kârsız bir üretim düzeninin içine giriyor. Sanayinin bugünkü en büyük eksiği o. Para kazanmıyor yani. Hele bazı sektörler var mesela tekstil, gıda, zeytinyağı gibi çok etkilendiler.

TÜRKİYE BİR SANAYİSİZLEŞMENİN İÇİNE GİRDİ

-Meslektaşım Sinan Doğan'ın dün bir haberi vardı. Bir meclis üyeniz üretimden çekilmiş. Makineleri satmış. ‘Kuş gibi rahatladım’ gibi bir ifade kullanmış.

Yani gerçekten çok üzücü. Türkiye bir sanayisizleşmenin içine girdi. Bunu sadece ben söylemiyorum. İstanbul Sanayi Odası Başkanı da söylüyor. Ankara'da söylüyor. Kayseri'de söylüyor. Bir sanayici "makineleri satıp kapatıp kuş gibi rahatladım, kiraya verdim" diyorsa birçok üzücü. O yatırımcıyı biz dışarıda çıkarmış olduk. Bunu benzer sayılar arttığı müddetçe o zaman işin seyri değişir. Türkiye'de yarın üretim yapacak firma bulamayız. Tamamen dışa bağımlı bir hale geliriz.

-Son olarak yaşadığımız dönemi düşünürsek; İzmir sanayisi neye doğru evrilmeli ve yönelmeli?

Mesela bizim meslek komitelerinden baktığımda 52-53 çeşit ana sektör var. Bugün İzmir, Denizli gibi mesela demir, çelik ve tekstil ağırlıklıdır.Gaziantep gıda, tekstil ağırlıklıdır. Kayseri ahşap ve mobilya makine sektörü, Konya makine sektöründe ağırlıklıdır. Bursa otomotiv ve tekstil sektörü vardır. Ama İzmir'de 50-55 değişik sektör var. Gıdasından tut petrokimyasından makine sektöründen çimentosundan camından otomotiv yedek parçasından tekstilinden her türlü sektör var.Bir de en büyük avantaj üniversiteler var. Bu üniversitelerde yetişen öğrencilerin sisteme adapte olma imkanı kolay. Ucuz bir şehir yani İstanbul'a Ankara'ya karşı, 300 gün güneş olan bir şehir. Bir yabancı firma geldiği zaman çocuğumu nerede okutacağım diye bir şey yok.Amerikan okulu da var, Fransızca okul da var, Almanca tedrisat yapan liseler de var. Bunlar çok büyük avantaj. Bu imkanları başka illerde bulamazsın.

Yapay zeka çıktıktan sonra bilgiye ulaşmak çok kolay oldu. Şimdi veri toplamak zor mu? Değil. Gir buradaki yapay zekaya. İstediğin veriyi, istediğin yerde, istediğin şekilde senin önüne koyuyor. Peki, kim analiz edecek bunu? İnsan. İşte insanın faktörü burada ortaya çıkıyor. Bir kere insansız bu iş olmaz.Nasıl insan? Eğitimli, akıllı, fark yaratan başarı odaklı insan.O veriyi doğru alıp okuyup o veriden veri çıkartıp analiz edip şunu yapmamız lazım diyecek insan lazım.