Özgür Özel meydanlara çıktı ve YENİ Parti kısa sürede geniş bir ilgiyle karşılandı. Zaten Temmuz’daki Halk TV söyleşisinde Özel, kuruluş kararını sokaktan gelen talebe dayandırmıştı.

Şimdiyse YENİ Parti kurumlarını oluşturarak yapısal kuruluşunu tamamlamak için uğraşıyordu. Genel merkezde hummalı bir çalışma vardı, tadilat sürüyordu. Hatta yayın platformu olarak kullanılacak kısım dahi 31 Ağustos’ta tamamlanmıştı. İşte bu platformda Özgür Özel’in aynı günün akşamı Halk TV’ye verdiği söyleşi yeni genel merkezde yapılan ilk canlı yayındı.

Öncelikle söylemek gerekir ki bu yayında Özel’in bağışlardan üyeliğe, yerel örgütlerden milletvekillerinin yetkilerine kadar anlattığı bütün düzenlemeler, meydanlarda görülen desteği parti içinde üyelerin söz ve karar hakkına dönüştürme arayışının parçaları olarak okunabilir.

Para veren hesap sorar

Özel söyleşiye parti binası için dahi kasalarında para bulunmadığını anlatarak başlıyor. Parti otobüsünün ve ilk örgütlenme giderlerinin 152 bin kişinin bağışlarıyla karşılandığını ve üyelik aidatlarıyla 539 milyon lira toplandığını söylüyor. Düzenli ödeme talimatlarıyla partiye ayda yaklaşık 30 milyon lira gelir sağlaması bekleniyor.

Özel bu rakamları mali bir başarı tablosu olarak sunmuyor. Sözü, partiyi finanse eden insanların partiyle kuracağı ilişkiye getirerek şöyle diyor: “Aidatın kendisi kadar yarattığı aidiyet de önemlidir.”

Özel’e göre para veren üye, o paranın nereye harcandığını sorar; partinin nasıl yönetildiğini izleme hakkını kendinde görür: Doğru politikalar izleniyor mu, kampanya iyi yürütülüyor mu, örgüt belirli alanlarda neden geride kalıyor? Bağış ve aidat, onun anlatısında destek göstergesinden hesap sorma hakkına uzanıyor. Genel merkez ile otobüsün topluma ait olduğu düşüncesi de zaten buradan doğuyor.

Bağışçı sayısının yüksekliği, karar gücünün kendiliğinden üyelere geçtiğini göstermiyor. Özel’in aidat ile aidiyet arasında kurduğu bağın siyasi bir sahiplik duygusuna dönüşebilmesi için üyelerin gelir ve harcamaları düzenli biçimde görebilmeleri gerekir. Bütçenin nasıl hazırlandığı, harcamaları kimlerin denetlediği ve üyelerin mali tercihler üzerinde söz sahibi olup olmadığı da önem taşıyor. Geniş tabanlı finansman büyük bağışçılara bağımlılığı azaltabilir; parti içindeki güç dağılımını ise şeffaflık ve denetim mekanizmaları değiştirebilir.

Altı dakikada üyelik, birkaç hafta içinde yetki

Özel’in üzerinde durduğu ikinci konu, partinin 18 günde 600 bin üyeye nasıl ulaştığı oldu. “400 bin kişi online üye oldu” derken, kalan 200 bin kişinin formla kaydedildiğini anlatıyor. Dijital başvuruda üye adayı bilgilerini giriyor, görev almak istediği alanları belirtiyor ve aidatını ödüyor. Yargıtay, sistemindeki kontrolün ardından üyeliği onaylanıyor. Özel, işlemin yaklaşık altı dakika sürdüğünü söylüyor ve bunu yeni örgütlenme modelinin önemli bir parçası olarak sunuyor.

Hız vurgusu eski üyelik düzenine yönelik itirazıyla bağlantılı. Özel başvuruların daha önce üç, altı ve hatta bazen bir yıl beklediğini hatırlatıyor. Önceden ilçe binasına gidilmesi, formun bir yöneticiye teslim edilmesi ve üyelik işleminin örgüt kademelerinde ilerletilmesi gerektiğini söylüyor. Dijital başvuru ise yurttaş ile parti arasındaki bu süreci kısaltıyor; üyeliğe kabulde yerel yöneticilerin sahip olduğu fiilî gücü de azaltıyor.

Başvurunun kişisel ilişkilere ve yöneticilerin takdirine daha az bağımlı olması, en azından partiye girişte hemşerilik, yakınlık ve mevcut kadrolarla temas gibi görünmez eşikleri zayıflatabilir. Özel’in açıkladığı oy takvimi de yeni üyelerin uzun süre bekletilmeden karar süreçlerine katılmasını amaçlıyor. Şu da eklenmeli ki Eylül ayında üye olanlar il başkanlığı seçiminde, Eylül ve Ekim aylarında üye olanlar ise genel başkanlık seçiminde oy kullanabilecek. Özel’in “üyeden meşruiyet” diye tarif ettiği modelin ilk adımı bu. Ancak üyelerin adayları nasıl tanıyacağı ve farklı adayların 600 bin kişiye hangi imkânlarla ulaşacağı henüz belirsiz. Dijital sistem partiye girişteki engelleri azaltıyor; parti içindeki yarışın koşullarını eşitleyip eşitlemeyeceğini ise uygulama gösterecek.

Sorun yalnız adayların eşit koşullarda yarışmasıyla sınırlı kalmıyor. Yerel yöneticilerin üyelik üzerindeki takdirini azaltan sistem, üyelerin birbirleriyle tartışabileceği örgütsel alanları daraltırsa genel başkan ile yüz binlerce üye arasında doğrudan fakat tek yönlü bir ilişki kurulabilir. Bu durumda üyeler kararların hazırlanmasına katılmak yerine merkezden gelen seçenekleri onaylayan bir kitleye dönüşebilir. Dolayısıyla dijital üyeliğin parti içi demokrasiyi genişletmesi, oy hakkının yanı sıra müzakere ve itiraz kanallarının da açık tutulmasına bağlı.

Geri dönüş kapısının kapanması

Yargıtay’ın itirazı kabul ederek butlan kararını bozması ihtimali ise YENİ Parti’nin CHP’ye dönmek üzere kurulmuş bir bekleme odası olduğu yorumlarına yol açmıştı. Özel, kararın hukuken düzeleceğini umuyor; buna rağmen CHP’ye geri dönmeyeceklerini açıkça söylüyor. Özel’e yakın olduğu halde CHP’de kalan bazı isimlerin tutumunu ise kurultay hesabıyla açıklıyor. Ona göre tedbir kararı kalkarsa bu isimler, kurultay kararı alınmasına ve parti yönetiminin yeniden üyelerin iradesine açılmasına katkıda bulunabilir. Özel, CHP’de kalanlarla YENİ Parti’ye geçenleri bir sadakat sınavının iki tarafına yerleştirmekten kaçınıyor; onları CHP yönetimine yönelik müdahaleye farklı konumlardan karşı koyan aktörler olarak görüyor.

Özel’in dönüş ihtimalini kapatması, YENİ Parti’nin geleceğini davanın sonucundan ayırıyor. Butlan kararı partinin hangi koşullarda kurulduğunu açıklıyor; bundan sonra nasıl bir parti olacağını ise programı, siyasal çizgisi, kadroları ve örgüt yapısı gösterecek.

Nasıl bir liderlik?

Çerçeve yasa oylaması yeni örgüt anlayışının ilk ciddi sınavı oldu. Özel, çerçeve yasayı silahların bırakılmasına katkı sağlayacak bir adım olarak gördüğü için “evet” oyu verdiğini söyledi; milletvekillerini ise aynı tercihe zorlamadı. Karadeniz, Trakya, İç Anadolu ve Batı Anadolu’daki kaygılarla büyükşehirlerde yaşayan Kürt seçmenin ve partinin solundaki seçmenlerin beklentilerinin ayrışabileceğini kabul etti.

Karar öncesinde 90 milletvekilinin, 74 il başkanının ve örgütlenmenin henüz tamamlanmadığı illerdeki yöneticilerin görüşleri toplandı. Özel kendi tutumunu açıklarken milletvekillerine bölgelerindeki itiraz ve tereddütleri gözetebilecekleri bir alan bıraktı. Bağlayıcı bir grup kararı bazı kesimlerin kaygılarını parti içinde görünmez kılabilir, kuruluş aşamasındaki toplumsal desteği daraltabilirdi. Milletvekillerinin kararlarında serbest bırakılması, farklı eğilimlerin aynı yapı içinde temsil edilmesine imkân tanıdı.

Özel bu süreci anlatırken iki liderlik tarzını reddediyor. Birincisi makamının gücüne dayanarak kendi kararını herkese kabul ettiren genel başkan; ikincisi tepki çekmemek için görüşünü saklayan ve çoğunluğun arkasına çekilen siyasetçi. Kendi rolünü ise tutumunu açıkça ortaya koyan, farklı sesleri dinleyen ve arkadaşlarından bir adım önde yürüyen kişi olarak tarif ediyor.

Bu liderlik anlayışı yön göstermek ile kararları tek başına almak arasında bir ayrım kurguluyor. Bunun kalıcı olup olmayacağını benzer görüş ayrılıklarında nasıl uygulanacağı ve genel başkan değiştiğinde de işleyecek kurallara bağlanıp bağlanamayacağı gösterecek.

Adaylık ve kazanma hesabı

Özel kendisini cumhurbaşkanlığının doğal adayı olarak sunmuyor; seçim zamanı geldiğinde kazanma ihtimali en yüksek kişinin belirlenmesini savunuyor. Mealen bugünkü saldırıları önceden görseydim, kendi adaylığımı öne sürerek bütün okları üzerime çekmeyi, Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın görevlerini daha rahat sürdürmesini sağlamayı tercih ederdim, diyor.

2023 seçiminde ise İmamoğlu veya Yavaş aday gösterilseydi seçimin kazanılacağı kanaatinde. Kazanma ihtimali zayıf bir adaylıkta ısrar edilmesini ülkenin sonraki beş yılda ödediği bedelle birlikte değerlendiriyor. Liderliği en yüksek makama ulaşma arzusundan önce, seçimi kazanacak tercihi yapma ve gerektiğinde geri çekilme sorumluluğuyla ilişkilendiriyor. “En güçlü aday”ın kim olduğuna hangi yöntemle karar verileceği ise henüz belirsiz.

Anayasadan önce anayasal davranmak

Söyleşinin en berrak siyasal itirazı ise anayasa tartışmasında beliriyor: Çerçeve yasaya Meclis’te verilen geniş desteğin yeni anayasa için bir prova sayılıp sayılamayacağı sorusuna Özel kesin bir karşılık veriyor. Bu oylamada oluşan çoğunluğun Erdoğan’a anayasa değişikliği veya yeniden adaylık için açık çek vermediğini belirtiyor.

Özel’in itirazı yeni metnin içeriğinden önce onu hazırlayacak iktidarın hukukla ilişkisine yöneliyor. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamayan, anayasanın kendisine yetki veren hükümlerinden yararlanırken iktidarını sınırlayan hükümleri tanımayan bir yönetimin yeni anayasa çağrısını inandırıcı bulmuyor. Ona göre önce yürürlükteki anayasanın gereği yerine getirilmeli; yeni anayasa tartışması ancak bundan sonra başlayabilir.

Seçim gecesi ve iktidarın sınırı

Özel, cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanıldığı gece bağışçıların katkısıyla alınan parti otobüsünü genel merkezin önüne çekeceğini ve sonucu oradan ilan edeceğini söylüyor. Söyleşinin başında anlatılan otobüs, böylece seçim gecesinin kürsüsüne dönüşüyor. Partinin kuruluşunda öne çıkan toplumsal sahiplik iddiası iktidarın kazanıldığı ana kadar taşınıyor.

Özel o gece yapmayı düşündüğü konuşmada hukuk sistemini yeni iktidarın denetimine almak yerine hiçbir siyasi gücün ele geçiremeyeceği hale getirmekten; eğitimi ideolojik dayatmalardan, medyayı iktidar kontrolünden kurtarmaktan söz edeceğini söylüyor. Kurumların yalnızca yeni kadroların yönetimine geçmesini yeterli bulmuyor; siyasi müdahaleye karşı korunmalarını istiyor.

“Biz vaktiyle çektik ama çektirmeyiz” sözü, bu iktidar anlayışının ahlaki sınırını çiziyor. Özel, muhalefette yaşanan baskıları gelecekteki bir rövanşın gerekçesi saymıyor. Söyleşinin başında partinin kime ait olacağını tartışırken, sonunda iktidarın nasıl kullanılacağını anlatıyor. Bu söyleşi kapsamında YENİ Parti için çizilen siyasal hat iki noktada birleşiyor: Parti içinde üyelerin sözünü güçlendirmek; iktidara gelindiğinde rövanşist olmadan hukuku, eğitimi ve medyayı siyasi müdahaleye karşı koruyacak bir düzen kurmak.