Türk siyaseti, her geçen gün biraz daha seviyesizleşiyor.
Belden aşağı vurmalar, oy uğruna söylenen iğrenç sözler, aşağılamalar, hakaretler, midemi bulandırıyor.
Biliyorum bıktınız şu ’“Sümüklü İzmir’” muhabbetinden... Haklısınız.
O konuda yorum yapmayacağım, merak etmeyin.
Size, 1983'ten bir karikatürü hatırlatacağım.
Güneş Gazetesi'nin birinci sayfası, zaman zaman büyük usta Semih Balcıoğlu'nun karikatürleriyle zenginleşirdi. Rahmetli sanatçının karikatürleri bazen tam sayfa yayımlanırdı.
İşte onlardan biri..
Zamanın Başbakanı Turgut Özal'ın kucağında iki bebek.
Zenginleri, hatırlıları, hükümete yakın olanları, iktadarın bağrına bastığı illeri simgeleyen bebek, Özal'ın memesine yapışmış, vakumluyor adeta. Öyle mutlu ki...
Diğer bebek ise fakir, hükümetin umurunda olmayan, ANAVATAN'a yüz vermeyen illeri simgeliyor. Bebek ağlıyor, zırlıyor, memeye ulaşmaya çalışıyor ama Özal hiç oralı değil.
Günümüz Türkiye'sinin bu tablodan hiç farkı yok.
Ankara, İstanbul, Konya ve Kayseri, devlet eliyle ihya edilirken, başkanlığı süresince bir yandan borç ödemek bir yandan da kendi imkanlarıyla yatırım yapmaya çalışan Aziz Kocaoğlu'nun İzmir'ine ’“sümüklü’” deniyor.
Yenilir yutulur değil ama sümüğümüzü çekiyoruz!
* * *
Malum şahsın ’“sümüklü’” lafının etkisi bitmeden, AKP İzmir Milletvekili İbrahim Hasgür'ün ’“Harmandalı’” ile ilgili hesap sorarak politikanın çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi.
Hasgür, Harmandalı çöplüğünün dolduğunu, tehlike arzettiği söylüyor. Doğru.
Çözüm üretilmiş mi?Evet!
Torbalı Taşkesik'e katı atık bertaraf tesisi kurulacak. Bundan elbette haberi var Hasgür'ün...
Fakat böyle bir projenin varlığı Hasgür'ü tatmin etmiyor. Diyor ki:
Önlem alınmazsa, orada da benzer sorunlar yaşanacak.
Laf olsun, torba dolsun.
Amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.
AKP'li bir başkan olsaydı, daha güzelini yapardı, demeye getiriyor.
Hasgür, İzmir milletvekili olarak İzmir'in çıkarlarını gözetip, Taşkesik'teki projeye destek vereceğine, ’“Önce İzmir, sonra parti’” zihniyetiyle hareket edeceğine, Büyükşehir'in projesine çamur atıyor.
Oysa kendisinden bu projenin bir an önce hayata geçirilmesi için hükümet desteğini sağlamasını beklerdik.
Ne gezer! Maksat üzüm yemek değil ki.
Ne çirkin şeysin sen politika!
* * *
Çirkinlikleri artırmak mümkün.
Mesela Demokrat Parti'nin başına, Tansu Çiller gibi bu ülkeye çok büyük zarar vermiş biri getirilmeye çalışılıyor.
Merhum Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, ’“Tansu Çiller aday olursa, ben çekilirim’” sözleriyle Çiller'e ışık tutuyor.
Al birini, vur ötekine...
Çiller'in siyaset sahnesi dışına attığı biri, ’“Başbakan Çiller’” diye bağırıyor. Görünen o ki, birbirlerine söyledikleri o çirkin sözleri unutup kucaklaşmaya hazırlar.
* * *
Ey güzel Allah'ım.
Çirkin politika yapmakta sınır tanımayan siyasetçilerden ne zaman kurtulacağız?
Politikacıların oy, koltuk, çıkar savaşları ne zaman bitecek?