Bir yandan Kılıçdaroğlu'nun il başkanlarına verdiği ’“Cami cemaatiyle de kucaklaşın, meyhaneye değil camiye gidin’” mesajı, diğer yandan PM'ye giren ilahiyatçı Dr. Muhammet Çakmak'ın Fethullah Gülen'le ilgili sözleri’… Dünya tersine döndü diyesi geliyor insanın’…
1995 genel seçimleri öncesi Refah Partililer meyhane, birahane, bar, saz dolaşıp oy isterken, bugün CHP Genel Başkanı partilileri camilere gönderiyor.
Etiketine PM üyesini de ekleyen Dr. Muhammet Çakmak ’“Fethullah Hoca Türkiye’’de bir fenomendir, kimsenin görmezden gelemeyeceği bilge bir adam’…Türk toplumunun temel değer sistemine ve milletin, devletin daha da güçlenmesine katkı yapan bir kişidir’” diyerek Fethullah Gülen’’e övgüler düzüyor. Üstelik ’“Ardında ABD var şeklindeki iddialar, klasik eski Marksist jargona dair, geri kalmış kafaların ürünü olan söylemler’” diyerek koruma kalkanı da oluşturuyor. Buna ülke siyasetindeki değişim mi yoksa moda deyim ile eksen kayması mı diyeceğiz’… adını siz koyun!
Kılıçdaroğlu'nun il başkanlarını camilere yönlendirmesi Georgi Dimitrov’’un önemli bir sözünü anımsattı. Dimitrov, faşizme karşı mücadelenin Bulgaristan’’da doruğa çıktığı dönemlerde Partizan’’a ’“Kitleler neredeyse devrimciler oradadır. Kitleler faşist partilerde olsa da devrimciler oralarda da çalışmalıdır’” diyerek sosyalistlere hedef gösteriyordu. Kılıçdaroğlu ise partilileri camilere yönlendiriyor. Belli ki Dimitrov kitlelerin faşist partilerde olduğu, Kılıçdaroğlu ise camilerde olduğu tespitiyle yola çıkmış.
Sanırım o dönemin faşist partileri camilere göre daha bakir alanlardı. Lakin birçok caminin, cami dışı cemaatin veya tahrikatın denetiminde olduğu bilinmekte! Bu yüzden faşist partilerde kitleleri örgütleyecek Partizan’’ın mı yoksa camilerde cemaati örgütleyecek partilinin mi iş zor kestiremedim’…
Biri çıkıp da Kılıçdaroğlu’’na ’“Minareler süngümüz, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker’” şiirini okuduğu için ceza alan bir Başbakanımız var, partilileri camilere yönlendirmek için biraz geç kaldık demiyor mu?’“Üstelik bu işler cemaat şeyhlerinin dizleri dibinde poz vermeden olmaz ’“ diyerek uyaran da yok Genel Başkanı’…
Ülkede cami cemaatini kucaklamaya çalışan bu kadar parti varken ’“demek ki ülkenin en sorunlu insanları cami cemaatleri. Veya cami cemaatinin sorunları çözülmeden ülke sorunları çözülemez. Bilcümle bu yüzden seferber’” demeden edemiyor insan’…
Sendikalar, dernekler, meslek örgütleri, köylüler, esnaflar, memurlar, işçiler kucaklanmayı beklerken CHP’’nin yöneldiği alan camiler!
Ne anlatacak partili cami cemaatiyle kucaklaştığında?Klasik bir sosyal demokrat söylem olabilir mi mesela:
’“Biz merkez solda bir partiyiz, çoğulculuğu, sosyal adaleti, sosyal devleti, sosyal hakları savunuyoruz. Eşitsizlik ve adaletsizlikleri demokratik sistem içinde kabul edilebilir düzeye indirmeyi amaçlıyoruz. Sadaka kültürüne başkaldırıp devlete sosyal ödevlerini anımsatacağız. Ekonomik yaşama halk kitleleri yararına müdahale edeceğiz. Sınıflar arası farklılıklara savaş açacağız. Mustafa Kemal’’in işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için, ümmet değil, birey olmalısınız. Hilafet kaldırıldı lakin çağdaş dünyada ümmet değil birey değerlidir.’”
Anılanlar sosyal demokrasinin olmazsa olmazları’… Laik ülkenin laik partisi CHP bu söylemlerden vazgeçmeyeceğine göre... Geriye sosyal demokrat söylemleri, cami cemaatinin anlayabileceği bir şekle getirmek kalıyor. O görev de kuşkusuz ilahiyatçı Dr. Muhammet Çakmak’’a düşüyor.
Boş verin siz varoşları, fabrikaları, tarlaları, sokakları, sendikaları, dernekleri’… Bunlar dünya sosyal demokrat partilerinin sorunu’… CHP Türkiye’’nin konjonktürü gereği ibadethanelere, cemaatlere yönelmeli.