CHP İzmir eski Milletvekili ve deneyimli siyasetçi Atila Sertel, Türk siyasetindeki gelişmelerden CHP’de yaşanan bölünmeye, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişine kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Gazeteciler Ender Aldanmaz ve Berivan Kaya’nın sorularını yanıtlayan Sertel, CHP’de yaşanan bölünmenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaradığını savundu. Ayrışma sürecinde Kılıçdaroğlu’na sunulan ancak Özel tarafından reddedildiğini belirttiği uzlaşma formülünün ayrıntılarını anlatan Sertel, sol siyasetin yeniden aynı çatı altında buluşması gerektiğini vurgulayarak çağrıda bulundu;
“Ülkeden feragat edeceğimize koltuklardan edelim”
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişinin ardından İzmir siyasetinde yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Sertel, muhalefet cephesinde siyasi kırılmalar olduğunu öne sürdü. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Seferihisar Belediye Başkanvekili Fuat Gümüş’ün Tugay’a yönelik tutumlarını eleştiren Sertel, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün de Tugay’a karşı güçlü bir muhalefet ortaya koyamayacağını savundu.
CHP’li Sertel ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı da hedef aldı.
KILIÇDAROĞLU’NUN ERDOĞAN’A EN UFAK DESTEĞİNİ HİSSETSEM TÜM FAALİYETİMİ DURDURURUM
Türk siyasetinde taşların yerinden oynadığı bir dönem yaşanıyor. İkinci Kürt açılımı, yeni anayasa tartışmaları derken Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz hafta erken seçim konusunda yaptığı açıklama gündem oldu. Kılıçdaroğlu iktidarın erken seçim kararı alması halinde 1 ay da olsa 2 ay da olsa itiraz etmeyeceklerini, destekleyeceklerini söyledi. Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için ise meclisten erken seçim kararının çıkması gerekiyor. Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını CHP yönetiminin Cumhur İttifakı'na yaklaştığının göstergelerinden biri olarak yorumlayanların sayısı bir hayli fazla. Sizce Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünü açacak bir siyasi pozisyon mu alıyor?
Kemal Bey'in Recep Tayyip Erdoğan'ın önünü açacağına ve ona destek vereceğine ben asla inanmadım ve inanmıyorum. Samimiyetimle söylüyorum. Röportajdan sonra sözcü Müslim Sarı konunun doğru değerlendirilmediğini açıkladı. Kemal Bey'in Recep Tayyip Erdoğan'a en ufak bir desteğini hissetsem CHP’den istifa etmem ama partideki bütün faaliyetlerimi durdururum. Öyle bir durum olamaz. Kılıçdaroğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'a hizmet ettiğini hayal bile edemem yani.
BİZ MECLİSTE HİÇ AYAĞA KALKMADIK
Hizmet etme noktasından bakacaksak biz mesela milletvekiliyken mecliste hiç ayağa kalkmadık. Ama bizden sonra Özgür Özel'le birlikte 'yumuşama, uzlaşma, normalleşme' dediler. Mecliste ayağa kalkmalar, saraya gitmeler, saraydan gelmeler, CHP'nin o kutsal binasına Cumhurbaşkanı forsunun asılması, bütün bunlar Özgür Özel döneminde yaşandı. Bunu suçlamak, karalamak için söylemiyorum. Bir tespit olarak söylüyorum.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Kılıçdaroğlu'nun ne siyasete bakışı örtüşür, ne ideolojisi örtüşür, ne de yaşam tarzı örtüşür. Çok büyük, derin ayrılıklar vardır aralarında. Ben erken seçim konusunda CHP'nin böyle bir karar alacağına ve böyle bir kararı oylayacağına asla ve kat'a inanmıyorum. Olması durumunda ben o an Cumhuriyet Halk Partililiğimi dondururum. CHP kendi çizgisine oturduğu anda faaliyetim devam eder.
ANAYASAYA UYMAYANLARIN YENİ BİR ANAYASA YAPMA HAKLARI YOKTUR
Yıllarca milliyetçi duyguları okşayarak şehit kanı üzerinden siyaset yapanlar, yıllarca şehitlerin üzerinden kendi siyasetlerini besleyenler, ayrışmacı bir yapı içinde bulunanlar terör örgütünün başındaki insanın özgürlüğe kavuşmasını ve özel yapılmış bir villaya taşınmasını sağladılar. Çok büyük yaman bir çelişki. 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nu PKK ile özdeşleştirip kendine oy tahvil edenler sonunda PKK'yı ve Apo'yu aklayarak ve onlarla beraber olarak bu hadiseyi gerçekleştirdi. Bunu toplumun bir kere iyice kavraması lazım.
İkincisi yeni anayasa diyorlar. Eskisine uymayanların yeni anayasa yapma gibi bir hakkının olduğuna inanmıyorum. Sen eskisine saygı göstermiyorsun ki. Anayasa Mahkemesi bir karar alıyor. Ama TİP milletvekilinin meclise gelmesin istiyorlar. Yerel bir mahkemeye çiğnetiyorsun o kararı. Yine Osman Kavala'nın cezaevinden çıkmasını istiyor. Hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem Anayasa Mahkemesi. ‘Hayır salmıyorum’ diyorsun. Mevcut anayasayı uygulayamayanların yeni anayasa çığlıkları atmasının çok kötü bir çelişki olarak görüyorum. Önce sen kendi anayasana uyacaksın Sonra yenilenmiş anayasa isteyeceksin.
Bir de anayasa ne için yenilenir? Özgürlükler için. Demokrasi için, insan hakları için, yani ileriye doğru atılımlar için yenilenir. Bunlar anayasayı niye yenilenmek istiyorlar? Yeniden aday olmak isteyen Cumhurbaşkanının adaylığı için. Bu açık ve net görünüyor.
PARTİ DÜZLÜĞE ÇIKTIĞINDA KEMAL BEY İLE VEDALAŞILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM
-Kurultay takvimi CHP için işliyor. Kılıçdaroğlu’nun başkan olarak devam edip etmemesi konusunda parti içinde tartışmalar sürüyor. Sizce CHP yoluna Kemal Kılıçdaroğlu ile mi devam etmeli?
Şu an ilk aşamadayız. Öncelikle mahalle delegelerinin seçilmesini, ilçe başkanlarının ve il yönetiminin belirlenmesini ve kurultay delegelerinin belirlenmesini takip ederim. Yani bugünden o güne atıfta bulunmak çok doğru değil diye düşünürüm. Çıkacak yapının ne isteyeceğini yani neye karar vereceğini görmek gerekiyor. Eğer CHP’nin kurultay delegelerinin büyük bir bölümü “Kemal Bey'le devam edeceğiz” diyor ise ki öyle de bir karar çıkabilir. Hayır öyle olmaz demek doğru değil.
Benim düşünceme kalırsa Kemal Bey'in bu konuda gereğini yapıp partiyi düzlüğe çıkaracak bir noktadan sonra kendisine hakkını teslim ederek vedalaşılması gerekiyor. Vedalaşma derken genel başkanlıktan yani. Yoksa kimsenin partililiğini bizim sorgulamaya ya da vedalaşmasına söz söyleme hakkımız yok.
PARTİDEKİ YARILMA ERDOĞAN’A YARAR
Mutlak butlan kararı sonrasında parti içinde derin bir kriz yaşandı ve parti bölündü. Aradan yaklaşık 4-5 ay geçti. Özel, siyasette yeni bir yola yelken açarken Kılıçdaroğlu “arınma”dan bahsetti. Sizce bölünme kime yaradı?
Kimseye yaramadı. Bence polisin genel merkeze girmesi bile düzenlenen senaryonun bir parçasıydı. Bir uygulama yapıldı ve uygulama parçalama noktasında başarıldı. Olaylardan bir gün önce Özel ve arkadaşları, bütün MYK üyeleri, Genel Başkan Yardımcıları odalarını toplamışlardı. Ve personelle vedalaşmışlardı. Fakat bilinmeyen bir nedenle direniş başladı. Niçin, neden yapıldı? Bilmiyoruz. Siyasette mağdur edilmek prim yapıyor. Mesela cezaevine siyasi bir suçtan girdiysen prim yapıyor. Mahkum olmak da mağdur edilmek de ayrı bir prim yapıyor. Odalar boşalmış, eşyalar toplanmış, duvarlara yazılar yazılmış, direniş var. Anlamlandıramadığım bir nokta bu.
İkincisi; her ne olursa olsun CHP binasına bir polis giremez. Girmemeli. Bizim arkadaşların da polise set olması lazımdı. En başta bizim arkadaşların polisi genel merkeze sokmaması lazımdı. Sonuçta kötü bir tablo çıktı ve ağır yara alındı.
Yıllarca CHP yolunda yürüyen birçok insan partiden bu kızgınlıkla öfkeyle ayrıldı. CHP’de kalanlara ateş püskürmeye başladılar. İnanılmaz bir dil kullanılmaya başlandı. Küfür dili, küfür edebiyatı oldu. Suçlamalar oldu, karalamalar oldu. Sonuçta CHP, 103 yıllık tarihinde hiç görmediği, görülmemiş bir olayı yaşadı ve yarıldı.
Bu yarılma kime yarar? Elbette ki Recep Tayyip Erdoğan'a yarar. Geçtiğimiz günlerde 6 milletvekili biz bir araya geldik. Bir bildiri yayınladık. En kısa sürede CHP çatısı altında herkesin birleşmesi gerektiği ve bu birliktelik sağlanmazsa kimsenin derdini anlatamayacağı bir ortama doğru sürüklendiğimizi ifade ettik. Bir karanlık tablo olacağını belirterek uyardık, söyledik.
KILIÇDAROĞLU TEKLİFİ KABUL ETTİ, ÖZEL RET YAPTI
Gürsel Erol, Kahramanmaraş milletvekilimiz Ali Öztunç ve İstanbul milletvekilimiz Engin Altay hem Özgür Özel'le hem Kılıçdaroğlu'yla görüşmeler yaptı. Kılıçdaroğlu'na şöyle bir öneri getirdiler; 'Siz genel başkan olarak kalın. Özgür Özel grup başkanı olarak Türkiye'yi dolaşsın, sahada olsun. Yarın öbür gün girilecek seçimde sizi milletvekili adayı gösterelim. Eğer seçimi de alırsak meclis başkanlığı size çok yakışır' dediler. Bunu Kılıçdaroğlu kabul etti. Tamam dedi. Özgür Özel'e gittiler anlattılar. Özgür Özel o zaman ayrılmamıştı. "Hayır. Biz ayrılıyoruz. Yeni Parti kuruyoruz" dedi. Bana göre kalsaydı Özgür Özel yine genel başkan seçilirdi. Ve CHP’de uzun yıllar hizmet etmiş olan bir genel başkan olarak varlığını sürdürürdü.
ÖZEL’İN ÖNÜNÜ AÇAN KILIÇDAROĞLU’DUR, BU ÖFKE NİYE?
Önce kalma niyetini açıklayan, beyan eden bir insanın birdenbire CHP'den ayrılmasını çok anlamlandıramıyorum. Çünkü Özgür Özel'i Özgür Özel yapan zaten CHP’dir. Özgür Özel'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun çok büyük bir katkısı var. Özgür Özel, Özgür Özel olduysa onu milletvekili, grup başkanı, grup başkanvekili yapan, siyasette önünü açan, bütün dikenli tarlaları temizleyip ‘gel oğlum orayı sür’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu'dur.
Ben Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanlığı yaptım. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yaptım. Kılıçdaroğlu bana gelip ‘gel kardeşim, seni parti meclisine alayım. Basından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı yapayım" demedi. Niye demedi bilmiyorum. Ama ben Türkiye'deki bütün gazetecileri Hakkari’den Edirne'ye hepsini tek tek tanırım. Ailelerini de tanırım. Genel başkan ne zaman bana ihtiyaç duyardı? Marmaris'te Türkiye'deki bütün gazetecileri toplamam gerektiğinde "Atila Sertel'i çağırın” derdi. Benden gazetecileri toparlamamı isterdi. Ben toplardım. Tuncay Özkan da gelirdi. Orada konuşma yapardı genel başkan yardımcısı olarak. Ya da Eren Erdem gelip konuşma yapardı. İşi yapan bendim. Ama işi yapanla caka satan ayrı bu partide. Biz emekten yanaydık hep. Hep emekçi olduk.
Şimdi sana bu kadar yol açmış bir insana kaşlarını o kadar sert çatıp Bülent Arınç'a gelince az da olursa tebessüm etmeni ben anlayamıyorum. Yani nedir bu kin, öfkenin nedeni? Seni sen yapana niye öfkeleniyorsun? YENİ Parti’nin genel başkanının asıl çıkış noktası Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Halktır. Üyelerdir. O sevgi onu oraya getirmiştir. Şimdi sen bütün bu her şeye tekmeyi vuruyorsun, sıfırdan başlıyorsun solun bölünmesini geçmişte biz yaşadık. 94'te yaşadık. Bütün belediyeleri kaybettik biz. Ve ondan sonra gelenler 25 yıl kaldılar. CHP'li YENİ Partili’yi, YENİ Partili CHP'liyi suçlayıp duruyor sosyal medyada. ‘Atı alıp Üsküdar'ı geçenler’ de atlarını hazırlıyorlar tekrar Üsküdar'ı geçmek için.
ÜLKEDEN FERAGAT EDECEĞİMİZE KOLTUKLARDAN EDELİM
Ortak bildiri noktasına parantez açmak istiyorum. Birleşme olacaksa kim/hangi fedakârlığı yapmalı? Birilerinin bir şeylerden feragat etmesi gerekiyor sonuçta yani.
Ülkeden feragat edeceğimize koltuklardan edelim. Ne olur ki? Bir koltuk var, insanı yüceltir. Bir insan var, koltuğu yüceltir. Mesele bu zaten. İnsan koltuğu yüceltir. O koltukta oturursun ve yok olur gidersin. O da kötü.
ÖZEL-KILIÇDAORĞLU YİNE BULUŞABİLİR, ORTADA BİR KAN YOK Kİ!
Peki Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu süreçten sonra aynı çatı altında siyaset yapabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Bir kan yok ki ortada. Güneydoğu'da pek çok aşiret arasında 5-6 ölünün olduğu yerde aşiretlerin birleştiği, barıştığı ortamlar oluyor. Kan döken Apo'nun affa uğrayıp saraya çıktığı, villaya çıktığı ortamda niye olmasın ki? Neden olmasın ki? Bülent Arınç'a gülümseyen bir insan Kemal Bey'e kaş çatamaz. Çatmayacaksın kardeşim. Dikkat edin, Kemal Bey bu konuda pek konuşmuyor. Kemal Bey konuşursa yanlış olur zaten. Eyüp'te birleşiyorsun. Belediye başkanlığını alıyorsun ortak biçimde. Sonra kalkıyor biz YENİ Parti olarak CHP'yle işbirliği yapmayız diye açıklama yapıyorlar. Ya yapmışsın be kardeşim. Karanlıkta mı yaptın onu? Aydınlıkta milletin gözünün önünde yaptın. Niye AKP'ye teslim ediyorsunuz belediyeleri? Niçin? Mesela Çukurova'da aday çıkarıyorlar. Vay efendim niye AKP'yle MHP'yle CHP'nin adayını oy vermişler. CHP'li seçilmiş diye bağırıyorlar. Kardeşim sen çıkmaya çalışıyorsun orada. Çıkamayınca onlar da ona veriyor oyunu. Sonra işte işbirliği diyorlar. Birkaç gün önce de sen işbirliği yaptın. Onlar da adayını çıkarıyor Çukurova'da. Çukurova'da da AKP ile MHP kendi adaylarını çıkarmıyor. Destek veriyor. Bu AKP ile MHP'nin CHP'nin ile işbirliği yaptığı anlamını çıkarmaz. CHP ile YENİ Parti’nin işbirliği yapması lazım. Menderes'te yaptılar ama başaramadılar. Hem CHP'nin içinden hem YENİ Parti’nin içerisinden satılık meclis üyeleri vardı. 200'ün üstünde belediye meclis üyesi saf değiştirmiş ve AKP'ye geçmiş. Meclis üyesi yapan sensin Özgür Özel. Siz yazdınız tek tek bütün belediye başkanlarını. Biz size ön seçim yapın dedik. Yapmadınız.
Ön seçim gelsin diye 25 yıl boyunca her genel başkana oturup sayfalarca mektup yazdım. Ön seçimi anlattım. Kemal Bey'de en az 10 tane mektubum vardır öyle. Halkta tembel olmayacaksın. Altta çalışacaksın altta. Bunları kurultay salonunda da söyledim tüzük kurultayında. Ön seçimi kaldırmayın Sayın Genel Başkanım dedim. Biz çok zengin değiliz. Ben müteahhitlik yapmadım, iş adamı da olmadım. Çok para da biriktirmedim. Ben çok zengin değilim Sayın Genel Başkanım. Param yok, pulum yok. Ama ben insan zenginiyim. Bütün zenginliğim insandan geliyor. Siyaset de insanla yapılıyor zaten. En büyük servet insandır siyasette. Parayla belli noktaya kadar gidersin. Afişleri donatırsın, pankartları, televizyonlar senin reklamını yapar. Gazetelerde parayla çarşaf çarşaf reklamların çıkar. Ama o sonuç aldırmaz. Hangisi sonuç aldırır? İnsanın gönlüne girmek, beynine girmek. O sonuç aldırır.
Yalvardım kurultay salonunda… Salonda önseçim kaldırılmasın diye eller kalktı. O topuksuz Efe var Aydınlı, o divanda başkandı. Yalan yanlış saydı. Kazandığımız seçimi bize yok saydırdı. Bülent Tezcan, Özgür Özel, Muharrem Erkek hepsi ön seçimin kalkmasını istediler. Niye? Çünkü halka gidip de halkı ikna etme gibi bir çabanın artık yetersiz olduğunu düşünüyorlar onlar. Oturalım biz burada. Kalem bizde olsun. Milletvekili mi yazılacak? Yazalım. Sen beni yaz, ben seni yazayım. Yazdınız işte ne oldu? Hangi noktaya geldiniz? Bu nokta onları memnun ediyor mu? Mutlu ediyor mu? İzmir'deki tablo, Türkiye'deki tablo onları mutlu ediyor mu?
CHP-YENİ PARTİ SANDIKTA BİRLEŞMEZSE HALK ADAYDA BİRLEŞİR
’94 Seçimleri’nden bahsettiniz. Biraz süre var, arada da bir genel seçim var. Yerel seçimde İzmir’de nasıl bir tablo oluşur size göre? İzmir’de bir ittifak zorunlu olur mu?
Bugünden yarına yerel seçimi değerlendirmek erken. Önce bir genel seçim yaşanacak. Orada ak koyun, kara koyun belli olacak. Takke düşecek, kel görünecek. Sonrasında siyasette kartlar yeniden karılır. Birileri diyor ki CHP yüzde 2,5 oy alacak. Göreceğiz bakalım yüzde 2,5 mu alacak, yüzde 10,5 mu alacak, yüzde 20,5 mu alacak? Onu halk bilir. Yeni Parti çok başarılı olacak mı? Onu da bilemiyorum. Örneğin Muharrem İnce ilk kurduğunda birçok CHP'li arkadaşım, çok sevdiğim insanlar ayrılıp onunla beraber gittiler. İnce 2018 seçimlerinde bütün alanları ayağa kaldıran, kentleri ayağa kaldıran, devasa mitingler yapan bir siyasi figürdü. Ama CHP ile onu yapıyordu. Özgür Özel de CHP ile onu yapıyordu. Ayağa kaldırıyordu alanları.
Ben aynı enerjinin devam etmesini isterim. Yeni Parti başarılı olsun. Sorun yok. Yüzde 30 alsın, yüzde 40 alsın hiç ben yüksünmem. Yeter ki Tayyip gitsin, Recep Tayyip Erdoğan gitsin. Ama öyle olmayacağını görüyorum ne yazık ki. O yüzden diyorum ki arkadaş Cumhuriyet Halk Partisi sizin yuvanız. Ben bağırmıyordum her meydanda baba ocağı, ana ocağı diye. Baba ocağından niye gittin? Gelmemen için sebep ne? Sebep koltuksa vallahi ona ikinci bir koltuk daha yaptıralım koyalım. Bekleseydi zaten o koltuğa rahatlıkla gelirdi.
İnsanlar var ya bir adaya bakarlar, iki duruşa bakarlar, üç birleşirler. İzmir halkı birleşir. AKP'yi yine İzmir’i teslim etmez. Onlar sandıkta birleşmezse halk adayda birleşir. Şimdi de kazandırılır ama adaya bağlı. Adaya bağlı.
NİLÜFER ÇINARLI MUTLU’NUN EL SIKMASI, FUAT GÜMÜŞ’ÜN TUGAY İÇİN SÖYLEDİKLERİ KIRILMADIR!
İzmir Büyükşehir Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi CHP’ye oy veren seçmende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Cemil Tugay’a tepkiler dinmiş değil. Tugay’ın açıklamaları oldukça dikkat çekici. “AK Parti kimsesizlerin kimsesidir” dedi. Hafta sonu Seferihisar’daydı. “Erdoğan iyi bir kaptan, ben de onun mürettebatından biriyim” dedi kendisi. Çok hızlı bir AK Parti'ye adaptasyon süreci yaşanıyor. Tabanda tepkiler bu kadar artmışken Tugay’a karşı istenen düzeyde reaksiyon gösterilemediğine yönelik değerlendirmeler mevcut. Reaksiyon gösterememenin dışında muhalefet cephesinde bu meselede bir kırılma mı var?
Kırılmalar var. Cumhuriyet Bayramı’nda protokolde bulunan Yeni Parti’nin milletvekilleri Cemil Tugay’ı görünce ayağa kalkmıyor. Merhabalaşmıyor. Yeni Partili Konak Belediye Başkanı Nilüfer Hanım, Tugay’ı görünce gözlerinin içi gülüyor. Cemil Tugay'ın Tayyip'e baktığı gibi Konak Belediye Başkanı Nilüfer Hanım, Cemil Tugay'ın gözlerinin içine bakıp gülümsüyor. Bu komik. Sonra Yeni Parti’nin bayramlaşmasına hanımefendi gitmiyor. Bu birinci kırılma.
Seferihisar'da, meclisten seçilmiş de olsa, belediye başkanvekili Fuat Gümüş, Cemil Tugay’a övgüler düzüp yanında yarenlik yapıyor. Bu ikinci kırılma.
Neresinden tutsan dökülüyor. Belediye başkanları arasında belki ki, yerel hizmetlerin yürütülmesi açısından diyalog olmalı. Bunda bir sıkıntı görmüyorum. Ama siyasi açıdan bir ayrışma elbette ki olmalı. O zaman niye biz belediye başkanları seçiyoruz ki ideolojik anlamda? Değil mi? O zaman bırakalım atasınlar belediye başkanlarını.
Ben yeterince muhalefet edileceğini sanmıyorum Cemil Tugay'a. Ne yazık ki. Bir kere Yeni Parti’nin şu anki il başkanı onun kadrosu bürokratı. Onun içinden çıkmış. Söz söylerken bile yutkunarak söyleyecektir yani. Öyle bir sert bir siyasi eleştiri beklemiyorum kendisinden.
CEMİL TUGAY YAĞI FAZLA KULLANIYOR, EKSİLTMESİ LAZIM
Cemil Tugay’ın ise önünde 2,5 yıl var. Hizmet gelecek vs diyor. O kaptan, ben tayfayım diyor. önlerinde. Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetle ilgili söylediği sözü değiştiriyor. “AK Parti kimsesizlerin kimsesi” diyor. Kendisi yağcılıkta sınırı aşmış gibi geliyor bana. İnsan onurlandırır ama sınırı aşmamak lazım. Yağı fazla kullanıyor Cemil Tugay. Eksiltmesi lazım. Cemil Tugay'la birtakım işleri yaparlar. Bir umut görürlerse de aday gösterebilirler. Ama ben Cemil Tugay'ın onlara da sadık kalabileceği noktasında emin değilim.
TORUNLARIMA BİRİSİ KALKIP “SENİN DEDEN DÖNEKTİ” DESE ÇOK AĞIRLARINA GİDER
Zaman değişiyor çünkü. bir insanın ömrü Allah tarafından takdir edilmiş. Ölse de yaşayacak isimler var. Uğur Mumcu'nun adının ölmeyeceğini düşünüyorum ben. Abdi İpekçi'nin, Çetin Emeç'in, Ahmet Taner Kışlalı ölümsüzleşmiştir. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın adları silinmeyecek. Onları terörist diye asanlar, idam edenler aradan geçen yıllar sonrasında parklarda adının yaşatılmasına, heykellerinin dikilmesine ve her 6 Mayıs sabahı onların alınmasına yol açıyor. Ölümsüzleşiyorlar. Ölümsüzleşmek farklı bir hadisedir. Öyle olmak lazım siyasette. Kendimden örnek vereyim; Ben bir parti değiştirip de bir menfaat karşısında bir başka partiye geçmiş olsa idim. İdeolojik anlamda tam zıttım olan bir partiye geçmiş olsaydım ki teklifler de oldu zamanında. Ben öldükten sonra torunlarımdan birine ‘senin deden dönek’ dese torunlarımın çok ağırlarına gider, üzülürler. Ya saygın bir isim bırakacaksın ya da rezil olacaksın.