Taksim Gezi Parkı'nda 11 gün önce başlayan ve kimsenin tahmin edemeyeceği noktalara varan direniş, kendi yükselen değerlerini de yaratarak tarihe geçti…
Direnişin başladığı ilk günden itibaren çeşitli olaylarla gündem değişirken, bazıları da var ki bundan böyle isimleri bu direnişle anılacak…
Mesela, polisin gazına tazyikli suyuna karşı duran kırmızılı siyahlı kadınlar… Kadınlar bu duruşlarıyla hem basında hem de sosyal medya da geniş yer aldı, hatta Penguen dergisi bu kadınları kapağına taşıyarak ''Direnince çok güzel oluyorsun Türkiye'' başlığı attı…
Eylemci onlarca ünlü isim, Başbakan'a mektup yazan Şebnem Ferah, hem eyleme katılımıyla hem de yazdığı açıklamasıyla hep ön planda olan Halit Ergenç, Okan Bayülgen, tweet atmayı sevmediği halde sosyal medyada 20'nin üzerindeki vurucu tweetiyle yer alan Cem Yılmaz da öne çıkan isimler oldu…
Eylemcilere yurt dışındaki ünlülerden de destek geldi, Madonna, Miranda Kerr, Roger Waters, Tilda Swinton, Ashton Kutcher, Noah Chomsky, Paulo Coelho bunlardan sadece bazılarıydı.
Bu 11 gün içerisinde en güzel en zekice protestolardan biri İhsan Varol'dan geldi… Hani şu Bloomberg TV'de servet dağıtmadan kendini izleten Kelime Oyunu adlı yarışma var ya, onun mütevazı sunucusu İhsan Varol'dan… Varol, direnişe destek vermek için yarışmasında zekice bir yol izledi… İşte Varol'un pazartesi akşamı yarışmada sorduğu kelimeler: Twitter, Barikat, Diktatör, Tazyikli su, Biber gazı, Çapulcu...
Amaaaaa, ben bugün asıl Çarşı Grubundan bahsetmek istiyorum…
Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı, bu eylemde zirve yaptı… Her zaman her platformda ''Orantısız zeka'' örneği eylemleriyle isminden söz ettiren bu grup, Gezi direnişine de damgasını vurdu…
Çarşı bu eylemde, tarafsız olup, insanlıktan yana nasıl taraf tutulur çok güzel gösterdi…
Gezi eyleminde mizahın akılcı yönünü bir kez daha iyi kullanıp, mesajlarını hayli renkli bir üslupla dile getirdiler…
Yaptıkları eylemler o kadar farklı ki, tek bir duyguyla ele alınıp anlatılacak türden değil… Yaptıkları şeyleri duyunca hem seviniyorsunuz, hem endişeleniyorsunuz, hem korkuyorsunuz ama illaki kahkahalarla gülüyorsunuz…
Sosyal medyada dozerle toma kovaladıkları fotoğrafı gördüğümde dakikalarca kahkahalarla güldüm… Hele polise beyaz dedirttikleri video yok mu, dönüp dönüp izledim…
Ya 'Burayı boşaltmak için bi dakikanız var' diyen polise 'sizin 20 saniyeniz kaldı o n'olacak?' demelerine ne demeli…
Ben fanatik bir Galatasaraylıyım… Ama insanı yaradandan dolayı sevdiğim gibi, Beşiktaş' ı da Çarşı'dan dolayı seviyorum…
Kim hangi takımı tutuyorsa tutsun, eminim artık herkesin gönlünün bir yerinde Çarşı var…
Aslında daha fazlasını yazmak için oturdum klavye başına ama Çarşı'nın teşekkür mektubu daha fazla laf-söz de bırakmadı bana…
'Bir bahçeye giremezsen
Durup seyran eyleme
Bir gönül yapamazsan
Yıkıp viran eyleme...
Gördüğü şiddet yüzünden yaralanmış tüm insanlarımıza geçmiş olsun der, yaşamını yitirmiş olan insanlarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Mekanları cennet olsun, hatıraları yaşasın...
İstemeden de olsa kimilerine bir zararımız dokunmuşsa... Geride bıraktığımız tek bir çöp için dahi halkımızdan ve dünyadan en onurlu işini en az ücret karşılığı yapan tüm temizlik işçilerimizden özür dileriz...
Bilenler bilir bizi; Gerektiği zaman özür dileyenleri severiz.
Hayatı futbol değil, futbolu hayata feda edenler olarak, yaşadığımız bu süreç zarfında, çocukluğumuzdan beri vurmalı çalgıların ustası analarımıza...
Kapısını arkadan sürgülemeyen semtimizin güzel sakinlerine...
'Direnmeye gittim gelicem' diyen esnafına...
'Semt bizim aşk bizim' şarkısının hakkını verirken, yere düşen insanlara korkusuzca kalkan olan delikanlılarımıza...
Seccadesini sedye yapan cami imamına, su taşıyan kilise papazına... Başka renklere gönül verip rekabetini maneviyata saklayanlar... Dualarını iyi niyetlerini bizden esirgemeyen Antartika'daki penguenlere... Şerefini patronlarına devreden medyaya karşı kalemini kırıp onurlu tavır sergileyen basının tüm emekçilerine...
Duyarlılıklarını esirgemeyen sanatçı, Yazar/şair ve düşünürlere... Emekçi ve emeklilere... Starbuck'ın alnının ortasına 'Yaşasın tam bağımsız Kurukahveci Mehmet Efendi' yazan zekaya...
'Sinirlenince çok güzel oluyorsun Türkiyem' diyen dikkate, haksızlığın, kibrin fırlattığı taşlara karşı göğsünü siper eden kadınlarımıza...
Gönüllü doktor ve avukatlarımıza... 'Bi başına çoraplarını bile giyemez, eksantirik kitaplar dışında kitap, dergi okumaz; etliye, sütlüye, dertliye, asgari ücrete, evin ekmeğine karışmaz, yanında bomba patlasa umurunda olmaz' denilen velakin herkese çalımını atıp röveşatasını yapan gençliğimize...
Selam veren tüm dostlara... Yolda bize eşlik eden Beşiktaş sahilinin martılarına ve gölgesini bizden esirgemeyen ağaçlara teşekkür ederiz...'
Çarşı grubu, sadece bir taraftar grubu olmadığınızı, aynı zamanda da bu ülkenin en büyük sivil toplum örgütü olduğunuzu bir kez daha gösterdiniz… Gezi direnişinin keskin zekası olarak eyleme damga vurdunuz ve bence artık siz takımlar üstüsünüz, önünüzde saygıyla eğiliyorum…
Çok güzelsiniz, çoook… Hep var olun hep sağ olun… Hepinizin yüreğine sağlık…