Sizi bilmem ama, ben kahvaltı yapmaya bayılırım.
İyi bir kahvaltı sayesinde güne neşeli, iyimser başladığımız bir gerçek.’¶
Hele sevgilimiz yatağa servis yaparsa, kahvaltı tam anlamı ile ’“yeme de yanında yat’” seansına dönüşür!
Kahvaltı, bugünlerde daha da bir önem kazandı.
Düne kadar Kontinental, Viyana Usulü, Türk, İngiliz ve Amerikan Kahvaltısı’’ndan haberdardık. Şimdi listeye bir de ’“Açılım Kahvaltısı’” eklendi.
Biliyorsunuz Türkiye, üç muhteşem ’“Açılım Kahvaltısı’”na tanıklık yapacak.
Biri geldi geçti bile...
Biri geldi geçti bile...
Başbakan, ilk olarak ses sanatçıları ve bestekarları kahvaltıya davet etti.
Adım gibi eminim, kötü niyetliler, ’“Yok efendim, niye akşam yemeğine çağırmadı’” gibilerinden serzenişte bulunmuşlardır. Akşam yemeği olursa içki konusu gündeme gelecek ya...
İnsaf! Koskoca Başbakan, halk arasında ’“bakır’” olarak tanımlanan öğüne davet etmeyecekti herhalde konuklarını...
Ayrıca, habire adı değiştirilen, sonunda Milli Birlik ve Kardeşlik Procesi, afedersiniz projesi olarak adlandırılan çalışmayı anlamak, algılamak biraz zor biliyorsunuz.
En azından şimdiki haliyle...
Başbakan ve danışmanları, ’“Ancak sıkı bir kahvaltı bu işi kolaylaştırır’” diye düşündüler herhalde!
Biz evlerinde kahvaltı yapan yurttaşlar, bazı televizyon kanallarından naklen izledik Açılım Kahvaltısı’’nın giriş ve açılış bölümlerini...
Sonradan listeyi de inceledim; davetliler arasında, bir tek klasik müzik sanatçısı yoktu. Ne bir soprano, ne bir bariton, ne bir besteci...
Biliyorsunuz, onlar bu ülkede ’“sanatçı’” sayılmıyorlar!
Sanatçı dediğin günün 24 saati göbek atar, orada ’– burada ellerini havaya kaldırıp popo sallar, popüler gece kulüplerinin kapısında geceleri sarhoşken olay çıkartır!
Tabii bu arada ’“istisnalar kaideyi bozmaz’” türünden isimler de yok değildi.
Konuklar genelde siyahlara bürünmüşlerdi.
Kadın sanatçılarımızın bir bölümü, ’“akşam makyajı’” yapmayı tercih etmişti sabahın o saatinde...
Bazı sanatçılarımız, uykularını tam alamamış gibiydiler. Malum, magazin haberlerinden biliyoruz... Sanatçıların gece hayatları, gündüz hayatlarından daha yoğun!
Başbakan, yaptığı konuşmada, sanatçılardan değişim hareketine sanatlarıyla omuz vermelerini rica etti.
Şimdi, hakikaten merak ediyorum: Yazın ünlü beach’’lerde pareoları ile salınarak yürüyen, jet-ski’’lerde hava atan, günlük ya da haftalık sevgilileri ile ’“her gece başka bir eğlence’” şeklinde yaşayan ’“sanatçılarımız’”; nerede, ne zaman ve ne yaparak bu değişim hareketine omuz verecekler? Bir bilen varsa, anlatsın, öğrenelim!
Başbakan, ayrıca sanatçılara, ’“Elinizi taşın altına koyun’” dedi.
Özellikle kadın sanatçılarımız, ’“O kadar manikür yaptırıyoruz, o kadar pahalı kremler ve losyonlar kullanıyoruz... Elimizi taşın altına değil, koysak koysak kuştüyü yastığın altına koyarız’” diyebilirler. Benden söylemesi!
Şöyle bir korkum da var: Bazı sanatçılarımız, bu açılım meselesini yanlış anlayıp da ekranlarda daha bi’’ açılırlarsa, RTÜK’’ün gazabına uğramaktan kurtulamazlar!
Omuzdu, taştı, altıydı, üstüydü derken...
Yiğidi öldürelim, hakkını yemeyelim:
AKP çalışıyor, muhalefet oturduğu yerde horul horul uyuyor.
Bu bağlamda baktığımızda; kahvaltı bahane, boyama dö la göz şahane!