Türkiye'yi ve dünyayı derinden sarsan ekonomik krize ve hortlatılmaya çalışılan terör belasına rağmen, 1 Ekimde yeniden açılan meclisin en önemli gündemi yeni Anayasa olarak gözüküyor. Bu konuda siyasi partilerde ve kamuoyunda ortak bir irade var. Meclis başkanlığı Anayasa uzlaşma komisyonunun adını, 'hazırlık komisyonu' olarak değiştirerek mecliste temsil edilen siyasi partilerden komisyona üçer üye istedi. Bu çağrıya olumlu yaklaşan partiler, komisyon çalışmalarına katılacak isimleri meclis başkanlığına bildirdiler. Böylelikle, sivil irade tarafından yapılacak çağdaş bir anayasa için ilk adım atılmış oldu.
Ekonomik ve siyasal anlamda insan hak ve özgürlüklerini en iyi şekilde koruyan rejim kuşkusuz demokrasidir. Günümüzün yozlaşan demokrasisinde 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi maalesef iktidar partisinin hakimiyetine ve bir adım daha iler gidersek 'iktidar partisi liderinin hakimiyeti' ne dönüşmektedir. Oysaki demokrasinin özü 'halk egemenliği' dir. Doğrudan demokrasinin mümkün olmadığı günümüzde halk, egemenliğini seçtiği politikacılar vasıtası ile kullanmakta buna da 'temsili demokrasi' demektedir.
Tekrar seçilmek isteyen politikacı, hak/fayda talep eden seçmen ve yasaları uygulayan bürokrat sarmalındaki demokrasi, karşılıklı çıkar ilişkileri içinde yozlaşmaktadır. Seçmen kendisine en çok faydayı sağlayacak politikacıya oy vermek ister. Politikacı da seçilebilmek için seçmen çıkarlarına göre davranmayı isteğince 'ver istediğimi al oyunu' ilkesiyle ulusal kaynaklar çar çur edilmekte ve çıkar guruplarının iktidar mücadelesi başlamaktadır. Devletin malı deniz yemeyen keriz…
Demokrasilerde temel ilke 'vatandaş hakkı' nın üstünlüğüdür. Ferdin kişilik ve mülkiyet hakları devletten önce gelir. Devlet halk için vardır, halk olduğu müddetçe varlığını sürdürebilecektir. Çağdaş Anayasaların en temel görevi 'ferdin haklarını koruma ve güvenliğini sağlama' dır. Toplumu oluşturan bireylerin, siyasal, kültürel, sosyolojik vb. yönleriyle birbirinden farklı olduğunu düşünürsek hak ve özgürlükler konusundaki talep ve istekler de farklı olacaktır. Bunun sonucu hak ve özgürlüklerin çakışmasını doğurur. Çağdaş demokratik anayasalar, fertlerarası karşılıklı uzlaşma kültürüne dayanır. Uzlaşma kültüründen uzaklaşma, bazı fertlerin/çıkar gruplarının diğerlerinin hak ve özgürlüklerine tecavüzünü doğurur. İktidar gücünü elinde bulunduranlar, devlet kaynaklarını kendi menfaatlerine kullanma eğilimindedirler.
Birey haklarının korunması için çoğulcu/katılımcı demokrasi tek başına yeterli değildir. Sınırsız ve doymak bilmeyen ihtiyaçlarını karşılamak için devleti araç olarak kullananlara karşı, birey kendini korumak zorundadır. Çağdaş demokrasilerde bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak için genel kurallar anayasalar ile belirlenir. Demek oluyor ki Anayasa, fertlerin uzlaşması sonucu ortaya çıkan ve hangi kurallar ile yönetilmek istediklerini gösteren 'ulusal mutabakat metni' dir.
Yürürlükte olan seçim kanunları, en çok oy alan siyasi parti lehine işletilmekte ve demokrasinin olmazsa olmazı halkın egemenliği ve temsil ilkesi yok sayılmaktadır. Parlamentoda çoğunluğu elinde bulundurmak ya da oy çokluğu ile kanun metinlerini yasalaştırmak demokrasi demek değildir. Çağdaş bir anayasa için, toplumsal mutabakat ve uzlaşma şarttır.
Anayasa hazırlık komisyonuna çok iş düşüyor…