Her yılsonu gazete ve televizyonlar ülkede ve dünyada o yıla damgasını vuran olayları listeler. Resmedilenlerle olaylar bir kez daha yaşanır hafızalarda... İyi veya kötü yaşanmışlıklar harmanlanır.
Branşları ile spor, besteci-sanatçı-albümler ile müzik, yönetmen-oyuncu-senaryo ile sinema, diziler vs. Eğer takımınız şampiyonluğa uzanamamışsa veya küme düşme hadisesi yaşamamışsa, anılanlar, gülen yüzüdür genellikle geride bırakılan yılın’… Şampiyonluğa uzanamamak tebessüme pek de engel teşkil etmez aslında yeter ki tebessüme bir neden arasın insan’…
Geride kalan yılın somurtkan yüzü, anılması yürek hoplatan cinsten olaylarda gizlenir daima’… İrdelenmeyi bekleyen mahcup delikanlı edasında olduklarına aldanmayın siz onların, gün ışığından uzak durmalarının nedeni hafızanın ısrarla geri plana itmeye çalışmasındandır.
Yine de asıl ciddi bomba her zaman onlardır ve renkli dünyanın örtemeyeceği boyuttadır. Hangisi olursa olsun anıldığında, tebessüm çıkacak yol bulamaz çehrelerde’… Bir darbede alt üs eder her şeyi.
Meksika’’daki petrol sızıntısını, Haiti depremini, Şili’’deki maden kazasını, Pakistan’’daki sel felaketini anımsayıp da kaç insanın yüreği sızlamaz! Kaç insan ürpermez bu yaşanmışlar karşısında?
Hafızalara kazınan, ülke gündemine günlerce, hatta haftalarca damgasını vurmuş yaşanmışlar da vardır elbette geride bırakılan yıldan... Maden kazaları, Anayasa Referandumu, Balyoz Davası, bakan yumruklama, Mavi Marmara baskını, CHP’’de yaşanan değişim, KPSS skandalı, Dolmabahçe’’de yaşanan öğrenci olayları, yılın son günlerinde hayatımıza giren yumurta-öğrenci ilişkisi gibi.
Her biri içinde kendi gerçeklerini saklar ve kapıları sıkı sıkı kapatılsa da içeriden bazen trajik bazen komik bazen trajikomik kokular sızar.
Mavi Marmara gemisinin adı; İsrail vahşetini ve katledilen 9 yurttaşımızı’… Madenler; bazen çalışanına mezar olan, yerin onlarca metre altındaki ekmek kapılarını’… Anayasa Referandumu; sonrasında unutulan sözleri! CHP’’deki değişim; Baykal ve kaset skandalını’… Dolmabahçe; orantısız güç kullanmak gibi görülen ama aslında polis tipi sakinleştirici olduğu resmi raporla ile açıklanan gazlı, coplu, tekmeli müdahaleleri ve öğrencinin kendini yere atarak yapabileceklerinin sınırı olmadığını anımsatır.
Anılan her olay özel, her olay ilginç ama Dolmabahçe’’de yaşanan olaylar ve sonrasında yayımlanan raporun yeri başka. Ellerindeki dosya, pankart ve afişler, Başbakan tarafından, taş, sopa ve kasatura olarak adlandırıldı. Yetmedi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay öğrencilerin kendilerini yere atarak yaralandıklarını ve polisi dövdüklerini açıkladı.
Kameralara yansıyan görüntülere mi inanalım, Başbakanın ve İçişleri Bakanı’’nın söylediklerine mi?
İçişleri Bakanı ülkenin bir ucu Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyüne kadar giderek, 7'si çocuk 44 kişinin öldürülmesiyle ilgili olayı yerinde çıplak gözle inceleyip, merkezinde değerlendirirken, Dolmabahçe’’de yaşananlar ile ilgili neden sadece polis merkezinden verilen bilgiyi ve kamera görüntülerini yeterli buluyor?
Olayın ardından yaşanan onca garipliğe ne demeli peki?Öğrencilerin sağlık raporlarının asılları, dosyaya konulmamış ve savcılık emniyetten asıllarını istemek zorunda kalıyor. Savcılığın, emniyetten asıllarını istediği sağlık raporlarının bazılarının ’“okunabilir’” bölümlerinde ise şu bilgiler yer alıyor:
- Özgür Bozkurt: Sağ kulakta ödem, sırtta ekimoz, sol dizde çürük.
- Serdar Çobanoğlu: Sol temporal bölgede hassasiyet kaybı.
- Miraç Ekrem Efe: Alt dudak solunda ve diş hizasında ödem, 2 cm’’lik kesi, burun kırığı. (Ameliyat oldu, 20 gün rapor aldı)
- Umut Tekyürek: Başın üst orta bölümüne darp. Sağ 5. parmakta yaralanma.
- Hasan İçli: Üst ve alt dudakta ödem. Vücutta ekimoz.
- Özgür Bozkurt: Sağ kulakta ödem, sırtta ekimoz, sol dizde çürük.
- Serdar Çobanoğlu: Sol temporal bölgede hassasiyet kaybı.
- Miraç Ekrem Efe: Alt dudak solunda ve diş hizasında ödem, 2 cm’’lik kesi, burun kırığı. (Ameliyat oldu, 20 gün rapor aldı)
- Umut Tekyürek: Başın üst orta bölümüne darp. Sağ 5. parmakta yaralanma.
- Hasan İçli: Üst ve alt dudakta ödem. Vücutta ekimoz.
Bir insan yere atarak kendisine böylesine zarar verebiliyorsa, çok özel yetenekleri olsa gerek!
İçişleri Bakanı öğrencileri direkt suçlu ilan etmek yerine, tıpkı Bilge köyünde olduğu gibi onları ziyaret ederek geçmiş olsun dilekleriyle birlikte olayı bir de onların ağzından dinlemesi gerekmez miydi?Bilge köyünde olduğu gibi Dolmabahçe olaylarında da objektif davranan, insan haklarına saygılı bir İçişleri Bakanımız var diyerek övünebilirdik. Sağlıcakla kalın.