İnsan kusurlu bir yaratık. Ve kötülüğe teşne olduğu için iyiliğin, vicdanın, ahlakın arkasına sığınmış, ikiyüzlü ahlak ve oluşamayan karakteriyle malul.
Evet, kahir çoğunluk böyle. Fena halde azınlıkta kalan iyi insanlar adeta hatalı üretim muamelesi görüyor.
Bu trajedi, insanın doğaya hükmetmek arzusunun sonucudur. Toplumsallaşmayla ortaya çıkan trajik bir hikâye… Yerleşik tarım toplumunda mülkiyetin keşfiyle başlayan uygarlık yürüyüşü…
Uygarlık yürüyüşünde ilerleyen insanlığın geldiği yerde sadece büyük yıkım var. Sürü gibi davranan toplum ve sürüler halinde peşinden gidilen liderler, öncüler…
Büyük yanılgı; yeryüzünün tanrı tarafından kendisi için yaratıldığına inanan insan, doğaya hükmetmeyi hak biliyor. Ve bu kafayla kurduğu uygarlık artık insan varlığını doğrudan tehdit ediyor.
Birbirinin üstünde iktidar kurmayı varoluşun doğal durumu zanneden insanın inşa ettiği iktidar toplumu, altta kalanın canı çıksın kafasıyla piyasaya dökülünce bütün değerler dejenere oldu. İki yüzlü ahlak ve yalan en yüce değer oldu. Bu durum, ucuz ve satıh olma vasatını inşa etti.
Ucuz ve satıh insan, tüketim toplumunda “standart insan” olunca, bu vasatın getirdikleri hayatı anlamlandırdı. Öyleki kara para ve illegal ilişkiler, yapılar sistemi kontrol eder duruma geldi. Ve sonunda, ABD uyuşturucuya savaş açtı. Yeraltıyla uyum içinde hayat akıp giderken ne oldu da birbirlerine girdiler?
İnsanlık bir kere daha büyük bunalımın eşiğinde. Kapitalist sistem çökerken akıllı sistemlerle kontrol edilen Dünya düzeni devreye giriyor. Ancak kontrolden çıkan kara para da bu hengamede köşeleri tutmaya başlayınca kavga çıktı. Kurulmakta olan yeni düzende kim ne kadar söz sahibi olacak? Ülkemizde olanlar da bu kavganın getirdiklerinden. Mesele, iktidar/ana muhalefet mücadelesi değil, siyasetin finansmanı sonucu siyasal partilerin kara para kontrolüne girmesidir.
Kıyamet koptu kopacak. Yeni Dünya düzeni kurulurken, yeryüzüne hükmeden muktedirlerin kıyamet senaryoları birbirini izliyor. Başımıza gelecek var.