Kimi “Allah” dedi ve çaldı, kimi “millet” dedi ve çaldı, kimi de “devrim yapıyoruz” dedi ve çaldı. Nihayetinde, dünyanın bütün hırsızları yeraltında birleşti.

Uyuşturucu trafiği, silah ticareti, kumar, bahis, hibe, borsa oyunları, faiz tuzağı, kalpazanlık, sahtecilik ve her türlü kaçakçılık; kapitalizmin yeraltında inşa ettiği illegal alemin işleridir. Sistem, meşru ve gayrı meşru alanları kontrol altında tutacak şekilde örgütlemiştir.

Gel gör ki, paranın karşı koyulamaz çekiciliği, yeraltında durması gereken illegal grupları kışkırtıyor vebu gruplar finans gücüyle legal alanlarda örgütlenmeye yöneliyor. Ne yapsınlar, piyasa çağırıyor, kapitalizmin doğasında var…

Evvelemirde, ticaret yolları gibi para yolları vardı, şövalyelerin koruduğu… 500 yıl önce, Kapitalist sistem ortaya çıkınca, finans kentlere yöneldi. Sistemi yöneten metropoller böylece oluştu.

Kapitalizmin gelişmesi için en uygun koşullar kıta ölçeğinde yapılanmayı gerektiriyor; Amerika ve Avrupa’da olduğu gibi… Yanı sıra, diğer kıtalara çökmeyi zorunlu kılıyor; Asya, Afrika gibi… Sonucunda, sanayi devriminden sonra, iki kere Dünya savaşı çıkararak kapitalizm gelişmesini sürdürdü.

Velhasılıkelam, sermaye birikimi hiç masum değil. Servet temiz değil. Batı, servet edinmeyi ve sermaye birikimini yeryüzünü yağmalamak suretiyle gerçekleştirdikten sonra, elleri yıkamanın zaruretini fark etti ve ellerini yıkadı. İkinci Dünya savaşından sonra, Jean Paul Sartre gibi Batılı düşünürler, kirli eller meselesini uzun uzun tartıştı, eserler yazıldı.

Yürüyen gerçeğin bize verdiği mesaj çok açık; Sartre’ın da söylediği gibi, elleri hiç kirletmemek gerekiyordu.

Günümüz gerçeği; iktidar varsa eller temiz olamaz. Muktedir, parayı kontrol edebildiği ölçüde güçlü olabiliyor. Üretimde de finans teknolojiden önce geliyor.

Türkiye, neo liberal dönemde, siyasetin finansmanının liberal boyutuyla tanıştı. Bu süreçte paranın altında kalan siyaset, yalanı meşru kıldı.Siyasi kariyer ancak kusursuz yalan söyleyebilenlerin harcı oldu.

Siyasi gruplar birbirini suçluyor; Kürt mafyası, ülkücü mafya, devrimci çeteler, dinci çeteler, liberal çıkar grupları, laik çıkar grupları vs. Yıllardır, her grup diğerini yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılıkla suçluyor. Sonucunda, olan gün be gün yoksullaşan halka oluyor.

Çağımız kirlenme çağı. Elleri en hızlı kirlenenler köşeleri tutuyor. Arınmadan söz edenlerin yaklaşımı ise; eller yıkanmalı…

Ama olmuyor, eller yıkamakla temizlenmiyor. Ellerin hiç kirlenmemesi gerekiyordu. 90 yıl önce bu mesele tartışıldı. Ve biliyoruz ki o eller hiç temizlenmedi. Kendimizi aldatmayalım.

Her şey mülkiyetin keşfiyle başladı. Yeryüzünü mülk zannettik. Ardından, paranın bulunmasıyla piyasaya düşen insanlık, her şeyin alınır satılır olduğunu fark etti. Ve bir daha insanın iki yakası bir araya gelmedi.