Ne o, yoksa sen de mi 'yenileşme hareketleri'nden yanasın, yoksa sen de mi reformistler gibi düşünüyorsun?...
Yok ağabey, nereden çıkardınız, bu kanaate nasıl vardınız, şaşırdım doğrusu!...
Nereden olacak attığın başlıktan tabii, 'Yeni Ülkücülük'… Başka ne manaya gelecek bu başlık!
Olur mu hiç öyle şey ağbi, benim kastım şeydi, eeee, ıııı …
Şeyi meyi bırak şimdi, biz anladık anlayacağımızı, kesin sen de davaya ihanet ediyorsun! Ne iş lan bu yeni-meni ayağı? Kırk yıllık kani olur mu yani… Bize gelmez öyle eski köye yeni adet falan, anlamayız biz…
Çabuk itiraf et, hangi muhalifle birlikte çalışıyorsun, kim taktı bu kancayı sana?...
Ağbiciğim lütfen bir dakika dinler misiniz beni açıklayabilirim...
Ne diye dinleyecekmişiz seni, her şey ortada zaten.
Ağabey lütfen durur musun, kaç yıllık hukukumuz var şurada, hiç mi vefa göstermeyeceksiniz?...
Tamam ulan anlat bakalım, dinliyorum, vefa lafıyla yıktın beni!…
Bu fırsatı bana verdiğiniz için gerçekten çok teşekkürler ediyorum ağbi, hemen başlıyorum;
Birçok insan gibi ben de devir değişti diye düşünüyorum, çağın anlama, algılama ve yorumlama tarzı geçtiğimiz yüzyıla nazaran çok farklı. Çağın insanı her alanda inovasyonla karşı karşıya…
Böyle olunca da eskiye ait ne varsa dünde kalıyor, her daim yeni şeyler söylemek, yeni usuller belirlemek zorunda kalıyor insanoğlu.
Malumun sanal alemdeki(!) sosyal ağlar, medyanın hayatımızdaki yeri ve terakki eden yeni insani ilişkiler bütün kavram dünyamızı altüst ediyor…
Bak sana birkaç örnek vereceğim, sen de bana hak vereceksin; mesela eskiden parti logolu, anahtarlık, rozet, kravat iğnesi takanları, bıyıklarını sevdiğimiz şekilde bırakanları hemen bizden diye niteler ve kabullenirdik değil mi? O kadar çok olmalarına rağmen nedense seçimlerde oyumuz düşük çıkardı...
Ama şimdi bu nevi 'şekil' vasıtaları taşıyan insanlar yok denecek kadar az olmasına karşın oylarımız daha yüksek çıkıyor, öyleyse 'yeni ülkücülük' dediğimiz olgu bunu gözden kaçırmayacak. Yani artık ülkücülük, mensuplarından şekil değil, muhteva istiyor ve en önemlisi hayatta başarı istiyor!
Hayatta başarılı olmaktır bundan kelli Ülkücülük, hayatta başarılı olmak için gereken bütün donanımlarla teçhizatlanmaktır!
Ne diyordu muhterem büyüğümüz; 'en az iki batı dili bir de doğu dili öğrenin, bilgisayar ve internet denilen aygıtları çok iyi kavrayıp kullanın'… Biz ne yaptık, lisanı bırak, hiç bulaşmadık da bilgisayarı da 'fesbok' ve 'msn'den ibaret sandık.
Oralarda yaptığımız 'üleşim'ler de tam manasıyla 'tıstımbılik'* yani… hareketimize hizmet eden ve edecek olan özelliklerden uzak! Yeni ülkücülük biraz da medyatik olmalı, iyi şeyler, ahlaklı işler, faydalı işler yapıp bunu duyurmalı…
-Bak bu duygu ve düşüncelerine ben de katılıyorum, eee başka?...
Bir de şu var ağbi, Türk Çocuğu, Türk Genci ve Ülkücü şu dünya denilen zeminde nerede durduğunu çok iyi bilmeli. En azından Yedi Devleti var, dilini konuşan beşyüz milyon insanı var, Avrupa'dan, Japon Denizine, Kuzeyde Moskova'dan Afrika Ortalarına ve Ortadoğu'yu da içine alan koskoca bir hinterlanda hakim kültür Türk Harsı… Türk işletmeleri, Türk mühendisleri ve teknokratları bu coğrafyada çok etkililer.
Bu ne demektir biliyor musun ağbi, bir Tek Türk Gencinin işsiz kalmaması, geleceğinden umutsuz olmaması, zengin maden yatakları demektir, mümbit ovalar, tarihi yerler ve insan gücü demektir. Böyle büyük düşünmeli ülkücüler…
Tarihten gelen, günümüzde yeniden canlanan ve gelecekte de süper güç olarak kendini gösterecek olan bu gücü Ülkücüler olarak çok iyi değerlendirmeliyiz. Bir mevhibe olarak ortaya çıkan bu kuvveti 'batı güdümlü hükümetlerin'(!) eline bırakamaz Ülkücü-Türk Milliyetçileri!
-Anlıyorum, devamlı teyakkuz halinde olmalıyız, gençliğimizi ona göre yetiştirmeliyiz diyorsun yani…
Aynen öyle Reis! Umutsuzluğa kapılmak yok biliyorsun, Al-i İmran Suresi'nin 139. Ayetini unutmamalıyız!!!
Terör için ne diyor bakalım senin bu 'yeni ülkücülük' anlayışın?...
Aklın yolu bir ağbi, bunun yenisi eskisi yok. Açık ve net; silahı alıp karşımıza dikilene verilecek cevap, davul zurna ile karşılamayla, açılımlarla ve af kanunlarıyla verilmez! Bunlara verilecek en iyi cevap gücünü ortaya koyup silahlı teröristi ortadan kaldırmaktır o kadar! Başkasından gelecek anlık istihbaratı bile beklemeden!...
-Hay ağzınla bin yaşa, sevmeye başlıyorum her halde ben bu Yeni Ülkücülüğü…
'Yeni' sıfatını da yanlış anladınız ağbi, kastım şu; yeni çağı anlayan, algılayan, yorumlayan ve buna göre harekete geçen Ülkücülük'tür benim kastım…
-Ekonomi alanında ne diyorsunuz pekiyi?...
En kolay soru da bu oldu ağabey… Şu anda dünyanın halini sen de çok iyi görüyorsundur. Batan ülkeler, açlık, sefalet, işsizlik ve isyanlar aldı başını gidiyor. Yani dünyada egemen olan para sistemi olan liberal kapitalizm çökmek üzere, bütün belirtiler ölümünün yaklaştığını gösteriyor... İnsanlık bu evreden sonra yeni bir ekonomik sistemin peşine düşecek, arayışlar da başladı. Bu pek tabii Dokuz Işık olabilir!...
Yok artık Dokuz Işık mı, unutuldu o iyice. Hem bir doktrin olarak işlenmedi ki hiç…
Unutulmadı ağbi, bugün uzayda fink atıp, Mars'a gözünü diken insanlık aynı amanda adaletli paylaşımın olduğu bir iktisadi sistemi de arıyor! Dokuz Işık da bir alternatif bence… Olur ya da olmaz bilmiyorum…Hem doktrin olarak işlenmedi diyorsun ya, işte bence tam zamanı 'yeni ülkücüler' sizin yaptığınız hatayı yapmaz, işler, içini doldurur ve geliştirir belki de ne dersin?...
Ne diyeyim, başım üstüne derim. Ben de 'yeni, yeniden ülkücülük' diyorum o zaman!...
Tabii ağbi ya, ne diyor Ulu Ceddimiz, Yunus Emre (k.s.a) 'her dem yeniden doğarız biz / bizden kim usanası!'
Dipnotlar:
* Tıstımbılik: Diyarbakır ve Elazığ yöresinde kullanılan bir kelime, benim çok hoşuma gitti, rezil rüsva, alaşağı gibi manalara geliyor…