Bundan on yıl öncesini hatırlıyorum da icra - haciz lafından insanların ödleri kopardı. Borçlunun evindeki menkul mallarını haczederek muhafaza altına almak şöyle dursun icra arabasının sokağa girmesi bile borçlu açısından büyük bir utançtı. Karşılıksız çek keşide eden, ödeme taahhüdünde bulunduğu halde bu taahhüdünü yerine getirmeyen veya mal beyanında bulunmayan borçlularla ilgili eskiden bir kısım yaptırımlar vardı. Bazıları halen var olsa da uygulama usulü ve şekil yönünden kimi değişiklikler yapıldı. Örneğin karşılıksız çek keşide eden borçlunun hapis cezası daha önce sadece borcun ödenmesi halinde kaldırılıyorken şimdi hapis yatacağı her gün için belirlenen miktarı devlete ödemesi halinde kaldırılıyor. Yani devlete yapılan ödeme ile bu ceza kaldırılıyor fakat borç aynı haliyle devam ediyor. Yine başka bir uygulama ile mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında dava açılıp yargılama yapılıyor ama dava devam ederken borçlunun mal beyanında bulunması maalesef bu davayı da ortadan kaldırıyor. Geriye ödeme taahhüdünde bulunan borçlunun (ki tabi bulunursa) söz konusu ödemeyi taahhüt ettiği tarihlerde ödememesi nedeniyle açılan 'Taahhüdü İhlal' ceza davası kalıyor. Bu dava sonucunda borçluya doksan güne kadar hapis cezası verilebiliyor. O da artık eskisi kadar kolay değil. Öncelikle taahhüt edilen borç tutarının asgari ücretin üstünde olması gerekiyor. Dahası da var. Taahhüt edilen ödemelerle ilgili tüm hesaplamanın eksiksiz ve tam olarak yapılması ve borçlunun kazanç elde edeceği kısmın açık ve net olarak belirtilmesi gibi bazı şekil şartları da var.
Bütün bunlar dışında alacaklı veya vekilinin söz konusu dosya alacağını tahsil etmeye yönelik borçlunun menkul ve gayrimenkul malları üzerine kaydi ya da fiili haciz koyması hakkı da bulunuyor. Kimi borçluların gayrimenkul malı bulunmazken gayrimenkul kaydına rastlanan borçluların adına kayıtlı taşınmazları üzerinde çarşaf gibi uzayan haciz sıralarına da rastlayabiliyorsunuz. Bankaların akıllıca davranarak ipotek ettiği taşınmazlarda sizin hacziniz kaçıncı sırada olursa olsun ilk alacaklı ipoteği koyan banka oluyor. Siz alacağınızın tahsili için taşınmazı satışa çıkartmak üzere bütün masrafları yapsanız bile satıştan elde edilecek gelir tamamen ipotek alacaklısına geçiyor. Bu durumda geriye sadece ev eşyaları kalıyor. Eğer alacak miktarı oldukça yüksekse onları kaldırmanız da çözüm değil. Belki size yalan gelir ama artık haciz için gittiğimiz birçok evde kilit bile göremiyoruz. Kapılar sonuna kadar açık içeride bir sedir divan yerde eski bir halı ve yüklükte bol miktarda yorgan döşek var. Anlayacağınız ortalık tam takır kuru bakır!

Mevcut durumu her iki taraf açısından da değerlendirmek gerekiyor. Borcunu ödeme güçlüğündeki vatandaş kadar alacağını tahsil etme imkansızlığındaki vatandaş da zor durumdadır. İnsanlar alacağını tahsil edebilmeliler ki borcunu ödeyebilsinler. Kanuni yolardan alacağını tahsil edemeyen vatandaşın kanunsuz yollara başvurmasının ve üzücü olaylar yaşanmasının önlenebilmesi açısından bir an önce tedbir alınmalı ve bu konuda ciddi bir çalışma yapılmalı diye düşünüyorum.