Kemal ANADOL
Yerli ve millî!
30 Kasım 2022 Çarşamba

Artık erken olmasının da bir anlamı kalmadığı seçim yaklaştıkça partilerin uçuk kaçık önerileri havalarda uçuşuyor. Olguyu algıya dönüştürme çabaları, özellikle AKP ve MHP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın dün kesin olarak reddettiği önerilere bugün sahip çıkması siyaset dünyasında ilginç görüntüler yansıtıyor. Bazen Sülün Osman’ı bazen de Zati Sungur’u anımsatan vaatler seçmenden oy almak için her çareye başvurma yönteminin somut göstergesi oluyor.

Gün reklâm şirketlerinin günü ya! Demirel’in “Dün dündür, bugün bugündür” tekerlemesi sanırım söylendiği dönemde bile bugünkü kadar geçerli olmamıştır. Olguyu algıya çevirmenin en parlak örneği artık dillere pelesenk olan “Yerli ve Millî” sloganıdır. Bu söylemi deşifre etmek, açığa çıkarmak demokrasimiz için çok önemli bir çabadır kanısındayım. Gelin soğukkanlılıkla yerli ve millî kavramlarını mercek altına yatıralım.

Sözlüklerde yerli sözcüğünün karşılığına bakalım. “Yurt içinde yapılan ya da yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan her türlü mal, kurum, kuruluş” gibi geniş bir anlam taşıyor. Yakın tarihimizin önemli dönemeç noktalarından biri, gelecek yıl yüzüncü yaşını kutlayacağımız İzmir İktisat Kongresi’dir. Burada yurdun bağımsızlığının korunması için yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırılmıştır. Dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri içinden doğan Türkiye Cumhuriyeti’nin heyecanı, bağımsızlık tutkusu ve ulus devlet yaratma amacı devlet ve yurttaşları yerli olma, yerli mal üretme, kendi kültürünü geliştirme çabalarına yöneltmişti. Türkiye’de yeterli ve gerekli sermaye birikiminin yokluğu zorunlu olarak devletçilik ilkesini öne çıkartmıştı. Bir yandan özel girişimciliği yaratmak isteyen Cumhuriyet yönetimi onun gücü dışındaki ağır sanayi, mal ve hizmet sektörünü kurduğu Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ile gerçekleştirmişti. Yaşları kırkın üstünde olanlar ayaklarımızdaki Beykoz kunduralarını, Sümerbank kumaşlarını, battaniyelerini, pijamalarını, ilkokul önlüklerini nostalji duygularıyla karışık anımsarlar. Sonra Tansu Çiller gibi hasbelkader Başbakan olan politikacılar “Devlet pijama mı yapar?” dediler. KİT’leri ima ederek Türkiye’yi “Dünyanın son komünist ülkesi” olarak nitelediler. Muhteremler 1920’lerde 30’larda özel sektör tekstil endüstrisini kurdu da devlet mi engel oldu?

Gelelim “Millî” sözcüğüne… Eş anlamı ulusaldır. Genel olarak “millete ait olan” anlamını taşımaktadır. Millîden türeyen millîleştirmek ise, “Yabancı yönetim altındaki kurumları, ulusal yönetim altına sokmak, yabancı sermayenin özel ya da kamusal işletme ve girişimlerini ulusal işletme ve girişimlere dönüştürmek” olarak tanımlanmaktadır.

Yakın tarihe dönerek somut örnekler verelim. Emperyalizm Osmanlı’yı yarı sömürge haline getirmişti. Osmanlı sonunda borçlarını ödeyemez oldu yani iflas etti. Sonunda Yeni Osmanlıların yere göğe koyamadığı Sultan İkinci Abdülhamit 28 Muharrem 1299’da (20 Aralık 1881) Muharrem Kararnamesi yayınladı. Buna göre İngiliz, Fransız, Avusturya, Alman, İtalyan, Hollanda hükümet temsilcileri ile Galata bankerleri yedi üyeden oluşan Düyunu Umumiye (Genel borçlar) idaresi kuracaklardı. Devletin temel gelirleri bu idare tarafından toplanacak ve borçlar bu şekilde tahsil edilecekti. Tuz, tütün, alkollü içkiler, damga pulu, İstanbul Balıkhanesi vergileri ile gümrük gelirleri Düyunu Umumiye İdaresine aitti. Düyunu Umumiye devlet içinde devletti. 26 Bölge 720 ilçe müdürlüğü vardı. Genel Müdürlük bugünkü İstanbul Erkek Lisesi’ydi. Memurlar Avrupalıydı ama emeklilik hakları vardı.

En önemli gelir ise tütün üretiminden geliyordu. Onun için ayrıca Reji İdaresi kuruldu. Herkes ürettiği tütünü buraya vermek zorundaydı. Tütünün fiyatını da reji idaresi belirliyordu. Tütünü dışarıya satanlar kaçakçı sayılıyordu. Onları takip için özel bir güvenlik örgütü kurulmuştu. Neferlerin adı kolcu, takip ettikleri köylülerin de ayıngacıydı. Bodrum’un ünlü Çökertme türküsü bunların öyküsünü anlatır…

Lozan anlaşmasında İngiltere, Fransa ve diğer devletler Düyunu Umumiye’nin ve kapitülasyonların devamını istiyorlardı. İsmet Paşa şiddetle direniyordu. Görüşmeler bu nedenle kesintiye uğramıştı. Sonunda Cumhuriyet Hükümetleri Osmanlı’nın borçlarını ödeme koşuluyla bu yabancı kurumdan kurtuldular. Tütün rejisi 1925 yılında dört milyon lira karşılığında millileştirildi ve devletleştirildi.

1923’ten sonraki hükümetler bir yandan Düyunu Umumiye borçlarını öderken, öte yandan da yabancı şirketleri satın alarak millileştiriyorlardı. 1 Temmuz 1926’da ülkemiz denizlerindeki yük ve yolcu taşıma hakkı yabancılardan alındı. Kutladığımız Kabotaj Bayramı son günlerde hatırlanmıyor bile!

Haydar Paşa liman ve rıhtımı, Haydar Paşa- Ankara, Eskişehir-Konya, İzmir-Aydın, Arifiye-Adapazarı, Mersin-Tarsus-Adana, İzmir-Afyon, Manisa-Bandırma demiryolu hatları yabancı şirketler tarafından işletiliyordu. Hepsi satın alındı ve millileştirildi.

Ereğli Liman, İzmir Rıhtım, Ergani Bakır İşletmeleri, İstanbul Tramvay, Telefon, Elektrik, Su, İzmir Rıhtım, Elektrik, Tramvay, Ankara Havagazı şirketleri de ilk ağızda yabancılardan satın alınarak millileştirilen kuruşlardı. Diğer irili ufaklı yerli ve milliye dönüştürülen tesisleri yazmaya bu köşenin satırları elvermiyor!

Yerli ve millî konusunu yazmayı sürdüreceğim. Çakma yerli ve millî uygulamaları açığa çıkarmak demokrasimiz için büyük önem taşıyor kanısındayım. Kimse kimseyi enayi yerine koymasın!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 7 yorum var, 7 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Nazim Arat 2 Aralık 2022 Cuma 14:28

Yerli ve milli isi değişti, karıştı hatta hamburgeri yerli milli görenler var.

Yorumu oyla      0      1  
Az Bilmiş 30 Kasım 2022 Çarşamba 21:39

Berber Orhan, sana cevap veriyorum. Biz evet yerli ve milliyiz. Sizler ise DARBECİ ZİHNİYET siniz. Sabah başka, akşam başkasınız. Millet sizlere bu T. C. Devleti''ni teslim etmez. Ayrıca AKP diye parti yoktur. AK Parti vardır. Herhalde Kemal abe sana traşa geliyor gelmeye devam etsin diye yoluna YAĞ sürüyorsun. Bak adam kayar düşer. Helvasına sebep olursunuz.

Yorumu oyla      0      0  
Berber Orhan 30 Kasım 2022 Çarşamba 19:56

Kemal Abi Ağzına ve Kalemine Sağlık Yerli ve Milliliyi Herkes bilhassa da AKP lilere İyi Öyrettin Saygılar

Yorumu oyla      0      0  
Az Bilmiş 30 Kasım 2022 Çarşamba 18:36

Sayın ANADOL, (İTTİHAT ve TERAKKÎ CEMİYETİ 1908 İhtilâli’ni düzenleyen ve bu tarihten itibaren 1918’e kadar devletin yönetiminde birinci derecede rol oynayan siyasî cemiyet.) Yukarıdaki ifade internetten alınmıştır. Bunlar aynı bugünkü CHP gibi (Jön Türkler) Abdülhamid'' e karşı ihtilâl yapmışlar. Sonra ne olmuş dış güçler Osmanlı'' ya teslim almışlar. Sizin yazdığınız tarihi bilgiler tabii ki doğrudur. Ama sebebi sizin çizgiden gelen dedeleriniz. Keşke bunuda yazsaydınız. Yazınızda Osmanlı deyim geçiyorsunuz. Osmanlı beton duvar değil ki. Yazınızda Osmanlı'' ya itibar suikastıda var. Gelelim Tansu ÇİLLER e. Hasbelkader diyorsunuz. O zaman DEMIREL taktir buyurdular. Ne yapcan. Beyenemediniz galiba. Bak İstanbul CHP İl Başkanlığı koltuğu hala boş. 2 cümle yazda senin istersen tozunu alsınlar. Dene bi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet ayakkabı, pijama, Nazilli basması, üretir, üretebilir ama artık bunların modası bitti. Özelleştirme doğru bir KARARDIR. Sonuç olarak şayet DEMOKRASİ ye katkı sağlamak istiyorsanız Sayın Aslı BAYKAL'' a, Sayın Yılmaz ATEŞ'' e Sayın Mehmet SEVİGEN sen bunlara kulak ver. Sizler yerli ve milli olanları PARTİDEN KOVALADINIZ.

Yorumu oyla      0      0  
Az Bilmiş 30 Kasım 2022 Çarşamba 17:55

Ne demek ( Artık erken olmasının da bir anlamı kalmadığı seçim yaklaştıkça ) ya. Yıllarca meclisin tozunu yutacaksın, hiç olmazsa o meclis lokantasında yediğin yemeğin hakkını verseydin, sen DEMOKRASİ ye inanmaz mısın. Dinazor. Halk 5 yıl için ruhsat verdi. İşte MAYIS ta sandık gelecek önüne sen yerli ve milli olana sakın verme, senin oyun bizim oyumuza BOZAR, bizim oyumuz bize yeter artar bile. Sayın bayan BAYKAL bile ağda ve cımbız yapcam dedi. Hiç olmazsa sen cımbızdan kendini kurtar. Bak herkese akıl vermem. Bu kadar yeter.

Yorumu oyla      0      0  
Süheyla Ceyhan 30 Kasım 2022 Çarşamba 12:21

Bu yazinizdan Dolayı sizi kutluyorum. Bizler aydın olarak geçmiş tarihimizi yeterince bu günün gençlerine anlatamadığımızı düşünüyorum. Şu bir gerçek ki 68 kuşağını öyle bir cendereden geçti ki kendi çocuklarını siyasetten uzak tuttu o yüzden, 40 yaş ve üstü gençlerimiz memleket meseleleri ile yeterince ilgili değiller donanımlı değiller. Ancak ebeveynlerinin hayata karşı duruşları nedeniyle mutlaka ki farklı ve duyarlılar ama yeterli değil. Şu andaki X ye Z herneyse kuşak’ı için zaten söylenecek sözüm yok onlar bence ziyan olmuş bir kuşak ne eğitimleri ne bilgileri ve ne de yaşadıkları onları bir yere taşıyabilir mi endişesindeyim. Tek bir farkları (ki onemli) bu çocukları dijital dünyayla hemhal olmaları …sessiz bir kuşak. Bekleyip göreceğiz ikinci yüzyıla taşına biliyor muyuz? Taşınamıyormuyuz? endişeliyim..!!!! Ayrıca balık hafızalı bir toplum olduğumuz için çabuk unutuyoruz, o bakımdan sizin bu yazınız çok çok önemli zaman zaman somutlaştırmalı sık sık dile getirilmeli. İyi ki varsınız selamlar saygılar

Yorumu oyla      1      0  
Ahmet kurtuluş 30 Kasım 2022 Çarşamba 09:11

Çok güzel bir yazı yerli ve milliyiz demekle yerli ve milli olunmuyor. Sıkıştıklarında ezanı dindirmeyiz... bayrağı indirtmeyiz sloganı ile kanan (açılım zamanında megri megi çeken arabalarda asılı bayraklara bile ceza yazan bir zihniyet vadı) eline 1 gazete alıp okumayan, kitap okumanın yanından bile geçmeyen, dünyası yandaş Tv kanalı seyretmeyi neredeyse ibadet sanan kitle var. Ey Allahım bu millete akıl ver 2.5 yıl önce 11,25 lira olan 600 gram peynir 90 lira olmuş hala alkışlıyorlar. Özal döneminden bu yana gelen özelleştirme hevesi bu iktidar zamanında son buldu. Neden mi sın buldu bugüne geldiğimizde satacak bir şey kalmadı.

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
What Churchill Faik Bey?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Başkanın altın çocukları!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Vesayet ve özerklik kıskacındaki belediyeler
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Öncü sınıf
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Toplumsal Belleğin Mübadelesi
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
AK Parti İzmir'de nerede hata yapıyor?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Bir daha!
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Paranın turası…
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Oxford’da ‘İmparatorluk, Sömürü, Irkçılık’ adında bir sergi
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Haydi gülümse!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva