Metehan UD / EGEDESONSÖZ - Manisa’nın Kula ilçesinde, Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO tescilli jeopark alanı olan Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı sınırları içerisinde kurulması planlanan manyezit ocağı projesiyle ilgili süreç sona erdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, proje için başlatılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini iptal etti.

Bakanlık tarafından duyurulan projeye ilişkin süreçte, Ankara merkezli Supra Maden Enerji Ltd. Şti. tarafından Kula’nın Kalınharman Mahallesi sınırlarında “Manyezit Ocağı, Kırma-Eleme, Yıkama, Kurutma ve Zenginleştirme Tesisi” kurulması planlanıyordu.

Ancak Kula-Salihli Jeopark Belediyeler Birliği Başkanlığı’nın Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne sunduğu görüş yazısında, projenin jeoparkın doğal ve jeolojik mirasına zarar vereceği belirtilerek uygun olmadığı bildirildi.

Yanık Ülke’nin dibine dinamit girişimi!
Yanık Ülke’nin dibine dinamit girişimi!
İçeriği Görüntüle


UNESCO TESCİLLİ JEOSİT ALANINI KAPSIYORDU
Jeopark Belediyeler Birliği’nin incelemesine göre, 532,55 hektarlık ruhsat sahası içerisinde UNESCO tarafından tescillenmiş 28 numaralı “Acısu Ofiolitleri” jeositi bulunuyordu. Proje alanının ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “kesin korunacak alan” olarak tescillenen Kula Divlit Lav Akıntısı ve Kula Divlit Volkanik Parkı sınırına da komşu olduğu belirtildi.

Birlik tarafından hazırlanan görüş yazısında, madencilik faaliyetinin doğrudan jeositi tahrip edeceği, Kula Divlit jeositinin ise peyzaj bütünlüğünü bozacağı ifade edildi.



“UNESCO ETİKETİNİN KAYBINA NEDEN OLABİLİR”
Görüş yazısında, Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nın Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın ilk ve tek UNESCO etiketli jeoparkı olduğu hatırlatıldı.

Jeopark alanının 2013 yılında Avrupa ve Küresel Jeoparklar Ağı’na dahil olduğu, 2015 yılında ise UNESCO tarafından tescillendiği belirtilerek, madencilik faaliyetlerinin jeopark statüsünün kaybedilmesine yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Açıklamada şu değerlendirmelere yer verildi:

Uluslararası alanda oldukça değerli olan jeopark alanımız kırsal kalkınmaya ve bölgesel ekonomik gelişmelere prensip olarak sadece kırsal turizm, tarım, yeşil enerji kaynakları gibi konularda faaliyetlere destek vermektedir. Dünya üzerinde doğal alanların hızla azaldığı bir dönemde gelişmiş ülkeler korunan doğal alanlarının miktarını hızla arttırma eğilimindedirler. Nitekim, Ülkemiz de Paris İklim Antlaşmasına geri dönerek ülke genelinde korunan doğal alanların miktarını arttırmayı beyan/taahhüt etmiştir. Bu hedefi gerçekleştirmek için çaba sarf edilmektedir. Bu kapsamda söz konusu "Manyezit Ocağı, Kırma-Eleme, Yıkama, Kurutma ve Zenginleştirme Tesisi açılması alanın UNESCO jeopark statüsünün kaybına neden olabileceği gibi ülkemizin de Paris Antlaşmasına ilişkin beyan/taahhüdünden uzaklaşmasına neden olabilir. Kaldı ki uluslararası öneme sahip bir etiketin kaybedilmesi ülke olarak gerek uluslararası düzeyde; gerekse UNESCO'nun kurucu üyesi olarak UNESCO içerisinde de prestijimizin sarsılmasına neden olacaktır.

UNESCO kriterleri açısından jeopark'ın UNESCO çatısı altındaki varlığı, alanın sürdürülebilir korunması ile doğrudan ilintilidir. Uymamız gereken UNESCO yönetmelikleri açısından, UNESCO tarafından tescil edilmiş sitlerin tahrip edilmesi Ülkemizin UNESCO Jeoparkları ailesi içerisindeki tek temsilcisi olan jeoparkımızın bu konumunu ve sahip olduğu UNESCO etiketini yitirmesine neden olabilir.

Rozeti bizzat takmıştı... Özel'in hemşehrisi için AK Parti iddiası!
Rozeti bizzat takmıştı... Özel'in hemşehrisi için AK Parti iddiası!
İçeriği Görüntüle

Büyük emek ve zorluklar ile elde edilen Jeopark statüsünü korumak ve UNESCO karşısında zor bir duruma düşmemek ve hızla azalan doğal alanları muhafaza etmek adına hassas jeomiras alanlarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğinden Kula İlçesi, Kalınharman Mahallesi mevkiinde (532,55 hektarlık 202300637 Ruhsat (3437952 Erişim) Numaralı) Manyezit Ocağı, Kırma-Eleme, Yıkama, Kurutma ve Zenginleştirme Tesisi kurulması uygun değildir.


PATLATMA, TOZ VE NAKLİYAT RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Proje dosyasında yer alan bilgilere göre, sahada yıllık 395 bin ton manyezit üretimi yapılması planlanıyordu. Cevherin sert olması durumunda delme ve patlatma yöntemine başvurulacağı belirtilirken, tesis faaliyetleri kapsamında kırma, eleme, yıkama ve nakliye süreçleri yürütülecekti.

Jeopark Belediyeler Birliği ise patlatma, toz taşınımı, gürültü ve ağır araç trafiğinin bölgedeki doğal yaşamı ve turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

GEDİZ NEHRİ’NE YAKIN, MAHALLEYE 200 METRE MESAFEDE
İlk proje dosyasında, maden sahasının İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda orman ve tarım arazisi içerisinde kaldığı, ayrıca proje alanının Gediz Nehri’nin yakınında bulunduğu bilgisi yer almıştı.

Projenin en yakın yerleşim birimi olan Kalınharman Mahallesi’ndeki konutlara yaklaşık 200 metre mesafede olduğu belirtilmiş, yatırım bedeli ise 9 milyon 500 bin TL olarak açıklanmıştı.

Çimentaş'a çifte veto... Yanık Ülke'ye komşu taş ocaklarına zeytinlik engeli!
Çimentaş'a çifte veto... Yanık Ülke'ye komşu taş ocaklarına zeytinlik engeli!
İçeriği Görüntüle


BAKANLIK ÇED SÜRECİNİ SONLANDIRDI
Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nın korunmasına ilişkin görüş yazısının ardından Bakanlık tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, manyezit ocağı projesi için yürütülen ÇED süreci iptal edildi.
Böylece UNESCO tescilli jeopark sınırları içerisinde yer alan ve bölgedeki doğal mirasa zarar verebileceği gerekçesiyle tepki çeken madencilik projesi hayata geçirilememiş oldu.

Jeopark alanı antik çağ coğrafyacısı Strabon tarafından "Yanık Ülke" olarak tanımlanmıştı.

Yakın zaman jeopark yakınlarında ÇİMENTAŞ'ın açmak istediği 2 ocağın ÇED süreci de sonlandırılmıştı.


Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun da sempozyuma ellerinden gelen desteği vererek, uluslararası yer bilimleri alanında, Türkiye`nin ve Kula-Salihli Jeoparkı`nın tanınırlığını en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.

KULA SALİHLİ JEOPARKI HAKKINDA
Kula-Salihli Jeoparkı sahası doğal, jeolojik, kültürel ve arkeolojik zenginliğinden dolayı antik dönemlerden günümüze dek pek çok seyyahın ve araştırmacının ilgisini çekmiş ve eserlerine konu olmuştur. Keppel (1830), Hamilton ve Strictland (1841), Texier (1862), Bresh ve Premerstein (1891), Washington (1900), Philippson (1914) bunlardan yalnızca bazılarıdır. Kula ve çevresinde peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal miras bulunur. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir.

Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır.

Kula-Salihli Jeoparkı sahası Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlardan (şist, gnays, serpantinit) prehistorik volkanik püskürmelere dek yer kürenin 200 milyon yıllık geçmişine ışık tutan zengin bir jeolojik çeşitliliğe (geodiversity) sahiptir.

Kula-Salihli Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula-Salihli Jeoparkı'nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.

Kula'da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye'nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.

Kula'nın Jeopark ilan edilme sürecinin 10 yıllık bir geçmişi vardır. Bu süreçte çeşitli araştırmacılarca pek çok değerli eser ortaya koyulmuş olsa da planlama hataları ve tecrübe yetersizliği nedeniyle bu girişimlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. 2011 yılında Kula Belediyesi himayesinde ve Jeopark uzmanı Dr. Erdal Gümüş koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Kula Volkanik Jeoparkı Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru Eylem Planı 2012” inisiyatifi neticesinde nihayet 4 Eylül 2013 tarihinde Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparklar Ağı üyesi ilan edilmiştir

Turistik amaçla ziyarete gelenlere doğada yürüyüş fırsatı sunan 2 bin 320 kilometrekarelik jeopark, yer bilimcilere de bilimsel çalışma yapma olanağı sağlıyor.

Jeoparkta volkan konileri ve sönmüş lav kalıntılarını inceleyen öğrenciler ve bilim insanları, bölgeden taş örnekleri de toplayabiliyor.