Metehan UD/ EGEDESONSÖZ – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ihalesi gerçekleştirilen, Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Global Jeoparkı konumundaki Kula-Salihli Jeoparkı’na yaklaşık 2 kilometre mesafedeki maden sahaları için ÇED kararı çıktı.
İzmir Çimento Fabrikası Türk Anonim Şirketi (Çimentaş) tarafından Manisa’nın Kula ilçesinde planlanan iki ayrı kalker ocağı projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri, zeytinlik sahalarına yakınlığı nedeniyle mevzuat gereği sonlandırıldı.

Proje kapsamında Çimentaş, Kula ilçesine bağlı Ahmetli, İbrahimağa ve İncesu mahalleleri sınırlarında yer alan 91983 sicil numaralı ile Ahmetli (Hacımahmut) Mahallesi civarındaki 91984 numaralı iki ayrı II-A Grubu kalker ocağı işletmesi için ÇED sürecini başlatarak Proje Tanıtım Dosyalarını (PTD) sunmuştu.
ÇED süreci kapsamında görüşü sorulan Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yapılan teknik incelemeler ve uydu analizleri sonucunda her iki proje alanının da 3 kilometrelik mesafe bandı içerisinde yoğun dikili zeytinlik alanların bulunduğunu tespit etti.

İl Müdürlüğü, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesinde yer alan "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegetative ve generative gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez" hükmüne dikkat çekti. Açık işletme yöntemiyle yürütülecek kalker ocağı faaliyetlerinin çıkaracağı toz ve dumanın zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimine ve meyve verimine zarar vereceği vurgulanarak ÇED sürecinin devam ettirilmesi uygun görülmedi.
Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün olumsuz görüşü üzerine ÇED Yönetmeliği’nin 5-(2)-a maddesi ("Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır") gereğince her iki kalker ocağı projesine ait ÇED süreçlerini sonlandırdı ve Proje Tanıtım Dosyalarını e-ÇED sistemi üzerinden şirkete iade etti.
2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir kararı alınamayan bu projeler için herhangi bir onay, izin, ruhsat verilemeyecek ve madencilik faaliyetine başlanamayacak.

KULA SALİHLİ JEOPARKI HAKKINDA
Kula-Salihli Jeoparkı sahası doğal, jeolojik, kültürel ve arkeolojik zenginliğinden dolayı antik dönemlerden günümüze dek pek çok seyyahın ve araştırmacının ilgisini çekmiş ve eserlerine konu olmuştur. Keppel (1830), Hamilton ve Strictland (1841), Texier (1862), Bresh ve Premerstein (1891), Washington (1900), Philippson (1914) bunlardan yalnızca bazılarıdır. Kula ve çevresinde peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal miras bulunur. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir.
Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır.
Kula-Salihli Jeoparkı sahası Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlardan (şist, gnays, serpantinit) prehistorik volkanik püskürmelere dek yer kürenin 200 milyon yıllık geçmişine ışık tutan zengin bir jeolojik çeşitliliğe (geodiversity) sahiptir.
Kula-Salihli Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula-Salihli Jeoparkı'nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.
Kula'da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye'nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.
Kula'nın Jeopark ilan edilme sürecinin 10 yıllık bir geçmişi vardır. Bu süreçte çeşitli araştırmacılarca pek çok değerli eser ortaya koyulmuş olsa da planlama hataları ve tecrübe yetersizliği nedeniyle bu girişimlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. 2011 yılında Kula Belediyesi himayesinde ve Jeopark uzmanı Dr. Erdal Gümüş koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Kula Volkanik Jeoparkı Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru Eylem Planı 2012” inisiyatifi neticesinde nihayet 4 Eylül 2013 tarihinde Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparklar Ağı üyesi ilan edilmiştir
Turistik amaçla ziyarete gelenlere doğada yürüyüş fırsatı sunan 2 bin 320 kilometrekarelik jeopark, yer bilimcilere de bilimsel çalışma yapma olanağı sağlıyor.
Jeoparkta volkan konileri ve sönmüş lav kalıntılarını inceleyen öğrenciler ve bilim insanları, bölgeden taş örnekleri de toplayabiliyor.




