Mazlumların hakkını savunduğunu söyleyen bir lider, yeryüzünde acı çeken bütün insanlar için hüzünlenmiyorsa ve dünyanın bütün yoksulları için mücadele etmiyorsa; döktüğü gözyaşları ve verdiği mücadele sadece yakın çevresini, sayesinde zenginleşen yandaşlarını ve elan kendisine inanmakta olan sokaktaki naif ve çaresiz bir avuç insanı etkiler.
Dünyayı Sünni gözle gören Erdoğan, kendi ülkesinin sokaklarında protesto gösterisi yaparken öldürülen yurttaşını görmüyor; ama Mısır'da protesto gösterisi yaparken öldürülen 'Müslüman Kardeş' için gözyaşı döküyor.
İkincisi için gözyaşı dökmeye kimsenin itirazı olamaz; ne ki birinciyi görmezden geliyorsanız, bu çifte standart, derinliği olmayan satıh duyguların karinesidir. Samimiyetini sorgulamak gerekir.
Tek boyutlu bakış açısıyla ülke yönetmek, oyların yüzde kaçını alırsanız alın, sizi azınlığın iktidarı yapar.
Ülkenizde polisiniz kaldırım boylarında çocuklarımızı kolundan, bacağından, saçından tutup sürükleyecek, dövecek, üstlerine biber gazı, plastik kurşun sıkacak, öldürecek, sakat bırakacak… Ve bütün bunlar olup biterken, çocuklarımızı, 'Neyiniz eksik!' diye azarlayacaksınız… Sonra da, tıpkı Mısır'daki acılı baba gibi bir babanın 'Oğlumuz ve özgürlüğümüz eksik!' yanıtı bir tokat gibi suratınızda patladığında, oturup Mısır'da katledilen 17 yaşındaki kız çocuğu için gözyaşı dökeceksiniz.
Olmuyor Sayın Erdoğan, böyle olmuyor… Tanrısal eşitliğe karşı geliyorsunuz. Dünya yaşamına her katılan bizi çoğaltır, her giden bizi eksiltir.
Lider olacak insanın dünyalar kadar yüreği olmalı; Ne yazık ki sizin yüreğiniz İslam coğrafyasını bile kucaklamaktan uzak.
Dünya yüreğinize sığmayacak kadar büyük veya yüreğiniz dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük ise, haddinizi bileceksiniz… O da bir erdemdir.
Anadolu ve Trakya, tarihsel ve kültürel mirasının zenginliğiyle, Doğu ile Batı'nın buluştuğu, Batı uygarlığının başladığı yerdir; yani dünya gibidir.
Dünyayı tekçi bakış açısıyla kavrayan tek boyutlu insan, bu toprakları yönetemez. Yönetmeye yeltenirse de toplum böyle parça parça olur.