Televizyonların hükmüne boyun eğmediğimiz dönemlerde, teknoloji mucizesi olarak da gördüğümüz radyolarımız vardı.’¶ Radyo demek TRT demek, TRT demek dünya ki gelişmelerin yakından takip edildiği ’“Ajans’” saati demekti.
Radyolar; yurda ve dünyaya açılan estetik birer pencereydi evlerimizi başköşesinde. Ve o pencerenin karşısına kurularak ’“Ajans’” saatini beklemek nede zevkliydi.
Her gün aynı disiplinle okunan haberler ve hemen sonrasında neredeyse her gün Süne ve Kımıl zararlılarına karşı uygulanan yöntemler ve de yapılan mücadele anlatılırdı. Süne ve Kımıl zararlılarına karşı uygulanan yöntemlerin anlatımı haber bülteninin neredeyse olmazsa olmazıydı.
Nerden çıktı şimdi Süne ve Kımıl zararlısından bahsetmek diye sorduğunuzu duyar gibiyim!
Oğlumun her söylenene karşılık, her derde deva cinsinden şak diye yapıştırdığı bir söz var; ’“Ne alaka’” Belki de böyle bir şakırtı gerekli bu aşamada!
’“ Ne alaka! ’“
Konu, ekonomik göstergeler, kırılma noktaları, dövizin akıbeti, işsizlik olsa amenna! Veya üç generalin açığa alınması, sivil darbe tartışmaları olsa anlaşılabilir!
Hadi bu can alıcı konular da olmadı, spor olsun bari! Haftasonu oynanan Galatasaray- Beşiktaş derbisi, Altay’’ın transfer tahtasının kapalı olması, Karşıyaka’’da ki toparlanma vs.
Yazılabilecek çok şey varken, nereden çıktı Süne ve Kımıl zararlısını yazmak değil mi?
Bu saatten sonra Süneyi, Kımıl zararlısını öğrensek ne olacak! Çiftçiliğe soyunmak gibi bir istekte görünmüyorsa hele ufukta hiç de gereği yok bu yazının!
Haklısınız ama konu buraya kadar gelmişken, yine de Süne ve Kımıl zararlısı hakkında küçükte olsa bilgi aktarayım.
Süne; yaklaşık 1 cm boyunda, toprak renginde, yassı vücutlu bir böcektir. Ülkemizin hemen her yerinde bulunur ve bazı yıllar önemli salgınlar yapar. Bilimsel ismi Eurygaster spp. Olan süne tahıllarımızın önemli bir zararlısıdır’…..
Zararları; Tahılları erken dönemde sapından sokup içindeki özsuyu emerek tahılda başak oluşmasını engeller buna ’“Göbekkurusu’” veya ’“Kurtboğazı’” zararı adını veriliyor daha ileriki dönemlerde’…
Kımıl; Hububat sahalarının en önemli zararlılarından biridir. Uzun yıllar devlet yardımı mücadelesi uygulanmıştır. Bazı yıllarda kımıla karşı ilaçlama yapılan alanlar yüz bin dekarlarla ifade edilmiştir’… Diye devam ediyor anlatım.
Kesinlikle güne, gündeme dair her hangi bir şey yok ilgilenebileceğimiz. Sadece çiftçilerimizi ilgilendirebilecek, ciddiyetini ve önemini ancak belli bir kesimin kavrayabileceği bir konu.
Bu açıklamalardan sonra gerçekten haklısınız’…Ne alaka!
Alaka şu dostlar; özellikle televizyon ekranlarını, gazete köşelerini işgal eden bazı tipler var ki, nedense onları izlerken Süne ve Kımıl zararlılarına karşı verilmesi gereken mücadele geliyor aklıma.
Adam veya kadın aynı ritmin oluşturduğu, aynılaşmış sözlerle ’“sanat eserini’” tüm ihtişamıyla sunar. Dans figürlerinin aralarına karbon kağıdı koyulmuşçasına aynılaşmış olmasının da hiçbir önemi yoktur.
Konuşma tarzları, gülüşleri, giyimleri, tavırlarıyla birbirlerine benzer bu Kımıl zararlılarının. Toplumu kirletme konusunda söz birliği içersinde olduklarından ortak hareket ederler.
Ahlaki değerleri ayaklar altına alır, pervasızca ananeye saldırırlar. Bunu da modernlik adına yaparlar.
Bir yandan askerlikten kaçar, diğer yandan en büyük ’“ Milliyetçi ’“ kesilirler. Aşkları, ilişkileri, ayrılıkları, boşanmaları dört bir yana saçılıdır her zaman.
Güzel Türkçemizin ’“Waw, okeyyy, babyyyy, o my god, şappi’” gibi eksik kelimelerini tamamlarlar! Bayılırlar sıfır bilgiyle boylarını aşan sözler sarf etmeye. Boş tenekeyi andıran kahkahalarıyla reyting avcılığına soyunurlar.
Bizi biz yapan değerlerden koparttıkları her genç için sızlayan yüreğimin yönlendirmesiyle olsa gerek, bu tipleri her gördüğümde Süne ve Kımıl zararlıları gelir aklıma.
Biri toprağımızı ve ürünümüzü, diğeri geleceğimiz olan geçlerimizi tehdit ediyor diye düşünür, hayıflanırım.
Sağlıcakla kalın.