Metehan UD / EGEDESONSÖZ - Sayıştay’ın Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin 2025 yılına ilişkin Düzenlilik Denetim Raporu yayımlandı. Üniversitenin mali işlemleri ile idari uygulamalarının incelendiği denetimde dört ayrı bulguya yer verildi.
Sayıştay raporunda; yurt dışından gelen öğrencilerin kayıtları sırasında alınan maddi güvence beyanlarının belirlenen mevzuata uygun olmadığı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen bazı hizmet alımlarında yüzde 10’luk sınırın Kamu İhale Kurulu’ndan uygun görüş alınmadan aşıldığı, öğretim elemanlarının yurt içinde aynı yerde art arda ve kısa süreli görevlendirmelerle çalıştırıldığı ve üniversitenin iç kontrol sisteminin işleyişinde çeşitli eksiklikler bulunduğu belirtildi.
Üniversitenin Döner Sermaye İşletmesi’ne yönelik 2025 yılı Düzenlilik Denetim Raporu’nda ise üç ayrı bulgu yer aldı. Sayıştay, Hafsa Sultan Hastanesi’nde gerçekleştirilen bazı yapım ve bakım-onarım işlerinde üniversitenin teknik birimlerinden destek alınmadığını, bazı yapım işlerinin doğrudan temin parasal limitlerinin altında kalacak şekilde kısımlara bölündüğünü ve doğrudan temin yöntemiyle yapılan satın almalarda piyasa fiyat araştırmasının yeterli sayıda teklif alınmadan yürütüldüğünü tespit etti.
YABANCI ÖĞRENCİLERDEN ALINAN “MADDİ GÜVENCE” İÇİN MİKTAR BELİRLENMEDİ
Sayıştay’ın üniversiteye yönelik raporundaki ilk bulgu, yurt dışından gelen öğrencilerden kayıt sırasında alınan maddi güvenceye ilişkin oldu.
Raporda, üniversitenin yurt dışından gelen öğrencilerden kayıt sırasında talep ettiği maddi güvence beyanlarının, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar’a uygun olmadığı belirtildi.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 45’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine dayanılarak YÖK tarafından kabul edilen esaslarda, üniversiteler tarafından belirlenecek şart ve esaslara, yurt dışından gelecek öğrencilerin Türkiye’de yükseköğretimlerini sürdürebilecek maddi imkanlara sahip olmalarını temin etmek amacıyla maddi bir güvence miktarının eklenmesinin uygun görüldüğü ifade edildi.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin Yurt Dışından Öğrenci Alımı, Başvuru ve Kayıt Yönergesi’nde de yurt dışından gelecek öğrencilerin Türkiye’de eğitimlerini sürdürebilecek maddi olanaklara sahip olmalarını sağlamak amacıyla maddi güvence istenebileceği düzenlendi.
Ancak Sayıştay denetiminde kritik bir eksiklik tespit edildi.
Rapora göre üniversitenin yönergesinde maddi güvence miktarının nasıl belirleneceği ve ne kadar olacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmuyordu. Bunun yanında Üniversite Yönetim Kurulu tarafından da maddi güvence miktarını belirleyen herhangi bir karar alınmadığı görüldü.
Sayıştay bununla da sınırlı kalmadı.
Üniversitenin 2025 yılında yurt dışından öğrenci kabulü için yayımladığı ilanlarda, kayıt için gerekli belgeler arasında maddi güvenceye ilişkin herhangi bir miktarın belirtilmediği tespit edildi.
Böylece üniversitenin yönergesinde maddi güvence alınabileceği düzenlenmesine rağmen bu güvencenin hangi miktarda olacağı, hangi belgeyle ispatlanacağı ve hangi kriterlere göre değerlendirileceğinin net biçimde belirlenmediği ortaya konuldu.
Üniversite yönetimi, Sayıştay’a verdiği cevapta 2026 yılında yurt dışından gelen öğrencilerden maddi güvence miktarı isteneceğinin ilanlarda belirtileceğini bildirdi.
Ayrıca “maddi güvence” beyan belgesinin üniversitenin yönergesine dahil edileceği, adayın kendi beyanı yerine yetkili kurum ve kuruluşlarca düzenlenmiş belgelerin referans alınmasının da dikkate alınacağı ifade edildi.
Sayıştay ise üniversitenin cevabını değerlendirdikten sonra mevcut düzenlemenin yeterli olmadığını ortaya koydu.
Raporda sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı:
“Yönergede adaylardan kayıt için aranacak belgeler arasında sayılan ‘maddi güvence’nin, Esaslar‘da öngörülen amacı karşılayacak şekilde belli bir miktarı/meblağı içerecek şekilde belirlenmesi ve adayın kendi beyanı yerine yetkili kurum ve kuruluşlarca düzenlenmiş belgelerin referans alınması gerektiği değerlendirilmektedir.”
HİZMET ALIMLARINDA 6,4 MİLYON TL’LİK HARCAMA
Sayıştay’ın ikinci bulgusu üniversitenin hizmet alımlarında uygulanan parasal sınırlarla ilgili oldu.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/f ve 22/d maddelerinde belirtilen parasal limitler kapsamında yapılan harcamaların yıllık toplamının, idarelerin bütçelerine bu amaçla konulan ödeneklerin yüzde 10’unu Kamu İhale Kurulu’nun uygun görüşü olmadan aşamayacağı hatırlatıldı.
Sayıştay’ın tespitine göre Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin 2025 yılı bütçesine hizmet alımları için 44 milyon 643 bin 340 TL ödenek konuldu.
Üniversite yıl içerisinde 4734 sayılı Kanun’un 21/f ve 22/d maddeleri kapsamında 6 milyon 439 bin 599 TL harcama gerçekleştirdi.
Sayıştay, yapılan harcamanın bu alımlar için bütçeye konulan ödeneğin yüzde 10’luk sınırını aştığını, buna rağmen Kamu İhale Kurulu’ndan uygun görüş alınmadan alımlara devam edildiğini tespit etti.
Üniversite yönetimi ise bu durumun mevzuatın bilinmemesinden kaynaklanmadığını savundu. Cevapta, parasal limitler dahilinde yapılan harcamaların yüzde 10’unu aşması durumunda Kamu İhale Kurulu’ndan uygun görüş alındığı, ancak 2025 yılında uygun görüş almak amacıyla EKAP üzerinden yapılan giriş sırasında sistemsel sorun yaşandığı belirtildi.
Bu nedenle izin talebinin onaya gönderilemediği, üniversitenin ivedi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hizmet alımlarının devam ettirildiği ifade edildi.
Üniversite yönetimi ayrıca bundan sonraki süreçte Kamu İhale Kurulu’nun uygun görüşü alınmadan limit üzerinde alım yapılmayacağını bildirdi.
Sayıştay ise teknik sorun veya acil ihtiyaç gerekçesinin mevzuattaki sınırı ortadan kaldırmadığına işaret ederek sonuç bölümünde şu ifadeyi kullandı:
“Parasal limitler dahilinde yapılan hizmet alımlarında %10 sınırının Kamu İhale Kurulundan uygun görüş alınmadan aşılmaması gerekmektedir.”
5 ÖĞRETİM ELEMANI ART ARDA GÖREVLENDİRİLDİ
Raporda akademik personelin görevlendirilmesine ilişkin tespit de dikkat çekti.
Sayıştay denetimlerinde üniversite kadrosunda bulunan öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında aynı yerde, art arda ve her biri 90 günden kısa olacak şekilde görevlendirildiği belirlendi.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 39’uncu maddesinde öğretim elemanlarının bilimsel toplantılar, araştırma ve inceleme gezileri ve meslekleriyle ilgili diğer çalışmalar kapsamında yurt içinde veya yurt dışında görevlendirilebilmesine ilişkin hükümler bulunuyor.
İlgili yönetmelikte ise üç aya kadar olan görevlendirmeler kısa süreli, üç aydan uzun görevlendirmeler ise uzun süreli görevlendirme olarak tanımlanıyor.
Sayıştay’ın incelemesinde 5 öğretim elemanının 39’uncu madde kapsamında yurt içinde art arda birkaç kez görevlendirildiği belirlendi.
Bu görevlendirmeler içerisinde en uzun süren örneğin ise doktora sonrası araştırma bursu kapsamında Ankara’ya gönderilen bir doktor öğretim üyesine ait olduğu tespit edildi.
Söz konusu öğretim üyesi üç kez art arda görevlendirildi ve toplam görevlendirme süresi 8 aya ulaştı.
Sayıştay ayrıca bazı görevlendirmelerin 2547 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesi kapsamında olmamasına rağmen bu madde üzerinden onaylandığını da tespit etti.
Raporda örnek olarak senato toplantısına katılmak üzere ilçeden Manisa merkeze yapılan görevlendirmeler ile tez jürisinde görev almak amacıyla başka kentlere gönderilen akademik personelin görevlendirmeleri gösterildi.
ÜNİVERSİTE: YURT İÇİ UZUN GÖREVLENDİRMEDE DÜZENLEME YOK
Üniversite yönetimi ise Sayıştay’ın tespitine ilişkin cevabında, mevcut mevzuatta uzun süreli görevlendirmelere ilişkin hükümlerin esas olarak yurt dışı görevlendirmeler açısından düzenlendiğini savundu.
Yurt içinde uzun süreli görevlendirmeye ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmadığı belirtilen cevapta, öğretim elemanlarının bilimsel faaliyetler kapsamında önemli projelerde veya Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve diğer yükseköğretim kurumlarıyla yürütülen ortak projelerde görevlendirilebildiği ifade edildi.
Üniversite yönetimi, bu görevlendirmelerde üçer aylık dilimler halinde kısa süreli görevlendirmeler yapılmasının, hem öğretim elemanlarının hem de diğer kurumların mağduriyet yaşamaması açısından tercih edildiğini bildirdi.
Senato toplantısı ve tez jürisi gibi bazı görevlendirmelerin ise 39’uncu madde kapsamına girmemesine rağmen ilgili birimler tarafından sistemde sehven 2547 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesinin seçilmesi nedeniyle bu şekilde kayda geçtiği belirtildi.
Sayıştay ise üniversitenin açıklamasını değerlendirdi ve görevlendirmelerin gerçek süresine göre yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Raporda sonuç bölümünde şu ifadeler kullanıldı:
“39’uncu madde kapsamına girmeyen işler için yapılan görevlendirmelerde kendi mevzuatına uygun onay sürecinin takip edilmesi, 39’uncu madde kapsamındaki yurt içi görevlendirmelerde, görevlendirmenin gerçek süresine uygun tek seferde yönetim kurulu kararı ve rektör onayı alınarak yapılması ilgili birimler tarafından takibi açısından önem taşımaktadır.”
İÇ KONTROLDE TAMAMLANMAYAN ÇALIŞMALAR
Sayıştay’ın üniversiteye ilişkin dördüncü bulgusu iç kontrol sisteminin işleyişine yönelik oldu.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kamu İç Kontrol Standartları kapsamında üniversitelerin mali yönetim ve kontrol sistemlerini kurması, uygulaması, izlemesi ve geliştirmesi gerekiyor.
Sayıştay, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin bu alandaki çalışmalarını incelediğinde çeşitli eksikliklerin devam ettiğini belirledi.
Raporda, üniversitenin İç Denetim Birimi tarafından hazırlanan “İç Kontrol Sisteminin Değerlendirilmesi” konulu danışmanlık raporunda yer alan yetersizliklerin giderilmesine yönelik tamamlanmış bir çalışma bulunmadığı kaydedildi.
Üniversitenin bazı riskleri belirlediği ve bu risklerin etkisini kabul edilebilir seviyeye indirmek amacıyla kontrol faaliyetleri oluşturduğu ancak kurum genelinde sistematik bir kontrol faaliyeti listesinin henüz tamamlanmadığı belirtildi.
Sayıştay ayrıca her bir kontrol faaliyetini uygulayacak sorumluların tamamının belirlenmediğini tespit etti.
Üniversitenin 2026 yılı sonunda yeni bir risk belirleme ve değerlendirme çalışması yaparak süreci tamamlamayı planladığı da rapora yansıdı.
Bir başka tespit ise hassas görevlere ilişkin prosedürlerle ilgili oldu.
Raporda, özellikle mali süreçler ile duyuru ve ilan süreçlerinin riskli ve hassas olması nedeniyle çift imza ve ek kontrol prosedürlerinin uygulandığı ancak hassas görevlere ilişkin ayrıntılı prosedürlerin henüz belirlenmediği ifade edildi.
Sayıştay ayrıca üniversitede 2024 yılı sonu itibarıyla kurumsal risklerin belirlenmiş olmasına rağmen iç kontrol risklerinin halen belirlenmediğini tespit etti.
Üniversite yönetimi ise 2026 yılında yeni risk belirleme ve değerlendirme çalışmaları yapacağını, kontrol faaliyetlerinden sorumlu kişilerin tamamını belirleyeceğini bildirdi.
Bunun yanında üniversitenin tüm idari süreçlerini kapsayacak Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alma çalışmaları kapsamında görev tanımları ve iş akış şemalarının hazırlanmasının tamamlanacağı ifade edildi.
Hassas görevlere ilişkin prosedürlerin hazırlanacağı, Risk Eylem Planının Hazırlanması, Uygulanması ve İzlenmesine İlişkin Yönerge Taslağı’nın hazırlandığı ve 2026 yılında yürürlüğe konulmasının planlandığı belirtildi.
Sayıştay sonuç bölümünde ise doğrudan bir yaptırım değerlendirmesinden ziyade sistemin güçlendirilmesine dikkat çekti:
“Söz konusu eksikliklerin giderilmesinin iç kontrol sisteminin sağlıklı şekilde işlemesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.”
DÖNER SERMAYE RAPORUNDA HAFSA SULTAN HASTANESİ MERCEK ALTINDA
Sayıştay’ın Manisa Celal Bayar Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi’ne yönelik 2025 yılı Düzenlilik Denetim Raporu’nda ise Hafsa Sultan Hastanesi’nde yapılan işler öne çıktı.
Raporda toplam üç ayrı bulguya yer verildi.
İlk bulgu, hastane binasında gerçekleştirilen yapım ve bakım-onarım işlerinde üniversitenin Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’nın devre dışı bırakılmasıyla ilgili oldu.
Sayıştay, üniversitenin bünyesinde bu işlerin uzmanı olan mühendis, tekniker ve teknisyenlerin bulunduğunu belirtti.
Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı bünyesinde inşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri ve makine mühendislerinin görev yaptığı, üniversitenin genelindeki bina yapımı, bakım ve onarım işlerinin bu birim tarafından yürütüldüğü kaydedildi.
Buna karşın Hafsa Sultan Hastanesi’nde gerçekleştirilen bazı bakım ve onarım işlerinin doğrudan hastane personeli tarafından yapıldığı belirlendi.
Sayıştay’ın tespit ettiği işler arasında pencerelerin yenilenmesi ile ışıklığın kapatılarak salon ve depolara dönüştürülmesi gibi farklı uzmanlık alanları gerektiren uygulamalar da yer aldı.
Raporda ayrıca bazı ihale komisyonları ile muayene ve kabul komisyonlarında yeterli ehil teknik personelin bulunmadığı belirtildi.
Üniversite yönetimi, açık ihale usulüyle gerçekleştirilen ihalelerde Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’nın desteğinin alındığını, hastane binasındaki yapım işleri için de destek alınmaya çalışıldığını bildirdi.
Yeni yapılacak ihalelerin de ilgili başkanlıkla birlikte gerçekleştirilmesinin planlandığı ifade edildi.
Sayıştay ise sonuç bölümünde yapılması gereken işlemi ayrıntılı biçimde ortaya koydu:
“Yapım işi niteliğindeki alımların Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı üzerinden yaptırılması, bunun aksinin gerekli olduğu durumlar olursa bu daireden teknik personel desteği alınarak hem ihale komisyonunda hem de muayene ve kabul komisyonunda kanunen gereken sayıda teknik eleman bulundurulması gerekmektedir.”
YAPIM İŞLERİ PARÇALARA BÖLÜNDÜ
Döner Sermaye İşletmesi raporunun ikinci bulgusu doğrudan temin yöntemiyle yapılan yapım işlerine ilişkin oldu.
Sayıştay, Hafsa Sultan Hastanesi tarafından gerçekleştirilen bazı yapım işlerinin parasal limitlerin altında kalmak amacıyla kısımlara bölündüğünü ve bu şekilde açık ihale yerine doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirildiğini belirledi.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine dikkat çekilen raporda, açık ihale usulü ile belli istekliler arasında ihale usulünün temel ihale usulleri olduğu hatırlatıldı.
Aynı maddede idarelerin rekabet ve saydamlığın sağlanmasından sorumlu olduğu ve eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin kısımlara bölünemeyeceği hükmünün bulunduğu belirtildi.
2025 yılında büyükşehir belediyesi sınırlarında bulunan idarelerin 22/d kapsamında gerçekleştireceği alımlarda geçerli eşik değerin KDV hariç 800 bin 366 TL olduğu da raporda yer aldı.
Sayıştay’ın incelemesinde, kurum binası için yapılan bakım ve onarım işlerinin ihale usulleri yerine kısımlara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirildiği tespit edildi.
Raporda ayrıca bu alımların bir kısmının Üniversite bütçesinden, diğer kısmının ise Döner Sermaye İşletmesi bütçesinden karşılandığı belirtildi.
Üniversite yönetimi, söz konusu işlerin tek seferde ihale edilememesini ödenek yetersizliğiyle açıkladı.
Cevapta, ödenek temin edildikçe işlerin gerçekleştirildiği, ancak ödenek sağlandığında yıl sonuna yaklaşıldığı ve ihale yapılması için yeterli süre kalmadığı için doğrudan temin yöntemine başvurulduğu ifade edildi.
Sayıştay ise gerekçeyi kabul eden bir değerlendirme yapmak yerine mevzuata uygun ihale yönteminin uygulanması gerektiğini vurguladı.
Rapordaki sonuç değerlendirmesinde şu ifadeler kullanıldı:
“Kamu İdaresi tarafından kurum binası için yapılan bakım onarım işlerinin eşik değerin altında kalmak amacıyla kısımlara bölünmeden 4734 sayılı Kanun’da öngörülen ‘Temel ilkeler’ çerçevesinde ve yine aynı Kanun’da düzenlenen usul ve esaslara göre ihale edilmesi gerekmektedir.”
DOĞRUDAN TEMİNDE TEK FİRMADAN FİYAT ALINDI
Döner Sermaye İşletmesi raporundaki üçüncü bulgu ise piyasa fiyat araştırmasına ilişkin oldu.
Sayıştay, Hafsa Sultan Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi tarafından 4734 sayılı Kanun’un 22/d maddesi kapsamında gerçekleştirilen alımlarda piyasa fiyat araştırmasının tek firmadan fiyat alınarak gerçekleştirildiğini belirledi.
Doğrudan temin yönteminde idarenin piyasada fiyat araştırması yapması ve buna ilişkin belgeleri onay belgesine eklemesi gerekiyor.
Sayıştay, piyasa araştırmasının sağlıklı yapılabilmesi için üreticilerden, ana bayilerden, toptancılardan, yetkili satıcılardan ve diğer satıcılardan fiyat veya proforma fatura alınması ve bunların karşılaştırılması gerektiğini belirtti.
Raporda ayrıca potansiyel tedarikçilere yazılı olarak ulaşılması, alımın niteliği, miktarı, teslim süresi, nakliye, sigorta ve diğer şartların bildirilmesi, duyuruların internet sitesi, e-posta, posta, faks veya benzeri yöntemlerle yapılmasının daha sağlıklı bir piyasa araştırmasına katkı sağlayacağı anlatıldı.
Hastane işletmesinin ise alımları çevrimiçi olarak duyurduğu ve buradan gelen teklifler üzerinden fiyat araştırması yaptığı ancak denetlenen alımların tamamında tek satıcıdan teklif geldiği belirlendi.
Tek satıcıdan gelen teklifin piyasa fiyat araştırma tutanağına yazıldığı ve başka bir firmadan teklif gelmediği için aynı fiyat üzerinden satın alma gerçekleştirildiği tespit edildi.
Üniversite yönetimi, internet sitesinin ihale ilanları bölümünde alımların yayımlandığını ve fiyat tekliflerinin bu şekilde alındığını bildirdi.
Bazı alımlarda birden fazla teklif geldiği, bazı alımlarda ise tek teklif alındığı ifade edildi. Yönetim ayrıca önceki alım fiyatlarının da kontrol edildiğini belirtti.
Ancak Sayıştay, tek teklif alınmasının piyasa araştırması açısından yeterli olmadığı görüşünü ortaya koydu.
Raporda bu konuya ilişkin dikkat çekici değerlendirme şöyle:
“Her ne kadar çevrimiçi yapılan araştırma daha fazla potansiyel satıcıya ulaşsa da fiyat araştırmasının yapılmış olması için yeterli sayıda teklife ulaşılması idarenin sorumluluğundadır.”
Sayıştay, doğrudan temin yönteminin rekabet ve saydamlık ilkeleriyle uyumlu biçimde uygulanması gerektiğini de belirterek sonuç bölümünde şu ifadeye yer verdi:
“Doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen satın almaların, piyasa fiyat araştırmasının rekabet, saydamlık, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”
İKİ AYRI RAPORDA İHALE VE KONTROL SÜREÇLERİ ÖNE ÇIKTI
Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin 2025 yılı Sayıştay denetim raporları birlikte değerlendirildiğinde, tespitlerin önemli bölümünün ihale süreçleri, doğrudan temin uygulamaları, görevlendirmeler ve kurumsal kontrol mekanizmaları üzerinde yoğunlaştığı görüldü.
Üniversitenin ana denetim raporunda yabancı öğrencilerden alınan maddi güvence miktarının belirlenmemesi, hizmet alımlarında yüzde 10 sınırının uygun görüş alınmadan aşılması, akademik görevlendirmelerin art arda kısa süreli yapılması ve iç kontrol sistemindeki eksiklikler tespit edildi.
Döner Sermaye İşletmesi raporunda ise Hafsa Sultan Hastanesi’nin yapım ve bakım-onarım işlemleri üzerinden teknik uzmanlık, ihale yöntemi ve piyasa fiyat araştırması ele alındı.
Sayıştay’ın raporlarında üniversitenin bazı uygulamalara ilişkin açıklamalarına da yer verilirken, denetim sonucunda mevzuata uygun işlemlerin bundan sonraki süreçte eksiksiz yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Üniversite yönetimi de raporda yer alan tespitlerin önemli bir bölümü için 2026 yılında düzenleme ve iyileştirme yapılacağını bildirdi. Bu kapsamda maddi güvence belgelerinin yönergeye eklenmesi, risk çalışmalarının tamamlanması, hassas görevlere ilişkin prosedürlerin hazırlanması, teknik birimlerden daha fazla destek alınması ve Kamu İhale Kurulu’nun uygun görüşü olmadan parasal sınırların aşılmaması gibi taahhütler rapora yansıdı.
-
Gizlilik Politikası | Ege'de Son Söz Gizlilik Sözleşmesi İletişim Topluluk Kuralları | Ege'de Son Söz Yayın İlkeleri | Ege'de Son Söz Dünyadan EgeTeknoloji Yerel Politika Yerel Yönetimler Aliağa Haberleri Balçova Haberleri Bayındır Haberleri Bayraklı HaberleriBergama Haberleri Beydağ Haberleri Bornova Haberleri Buca Haberleri Çeşme Haberleri Çiğli Haberleri Dikili HaberleriFoça Haberleri Gaziemir Haberleri Güzelbahçe Haberleri Karabağlar Haberleri Karaburun Haberleri Karşıyaka Haberleri Kemalpaşa Haberleri





