Gazetelerde ki ' Suriyeli muhaliflere silahlar MİT'in izniyle gidiyor' haberini görmüşsünüzdür mutlaka… Independent gazetesinin Ankara'da ki Batılı bir diplomata dayandırdığı habere göre Suriye'deki muhaliflere Türkiye üzerinden ve MİT'in zımni (kapalı olarak) desteğiyle silah taşınıyormuş.
Bu haber üzerine 'Arap Baharı'na bakışımız zaten tartışmalar üzerine oturan dostlarla tekrar hararetli bir sürece girdik. Öncelikle anlaştığımız önemli noktayı aktarayım… ABD yetkililerin sıkça dile getirdiği 'Artık Ortadoğu'nun yeniden biçimlendirme zamanı gelmiştir' politikasını hayata geçirilişi konusunda hemfikiriz. Çünkü ortada BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi) gerçeği var ve bu görmezden gelinecek bir boyutta değil.
Anımsayınız; İsrail saldırganının Lübnan'a girmesi ardından Condoleezza Rice 'Bu yeni Ortadoğu'nun doğum sancılarıdır' sözüyle bu projenin hayata geçiriliyor olduğunun müjdesini vermişti!
Suriye ve Esad konusunda ki en büyük çelişkiyi AKP hükümeti sergiliyor. Sınır kapılarının tekrar işlerlik kazanması, karşılıklı ticaret anlaşmaları, vizelerin kaldırılması, liderler ve eşleri tarafından karşılıklı ziyaretler, dostluk görüntüleri ve mesajları üzerinden çok bir zaman geçmedi. Ve bunlar hayata geçirilirken bu; geçmiş hükümetlerin Suriye ile ilişkilerde başarısızlığı, AKP hükümetinin komşularla sıfır sorun politikasının ürünü ve başarı olarak sunuldu.
Suriye'de Baas rejiminin iktidara gelmesi altmışlı yılların ortalarına dayanıyor. Beşer Esad'ın iktidar tarihi ise Haziran 2000… Şimdi sormalı; Suriye'de insan hakları ihlalleri bugünün işi mi? Baas ve Esad rejimin işkenceci yüzünü görmek için Ocak 2011'de Tunus'ta başlayan 'Arap Baharı' rüzgarının bölgeyi etkisi altına alması mı gerekiyordu? O güne kadar Esad dosttu bu esinti Suriye'ye ulaştığında birden düşman oldu öyle mi?
Başbakanın kürsülerden Esad rejimine öyle bir sesleniyor ki sanırsınız insan hakları ihlalleri ve ölümler sadece Suriye'de yaşanıyor! Suriye haricinde bölge süt liman! Suudi Arabistan, Yemen, Umman, İran, Kuveyt vs… tümü insan haklarına saygılı, tümü İskandinav ülkelerini kıskandıracak demokratik bir sistemle yönetiliyor!
Başbakanın ABD'nin Irak işgali sırasında dökülen kanla ilgili tabii Amerikan askerilerinin sağ salim evlerine dönmesi temennisi dışında tek bir sözüne şahit oldunuz mu? Ya Felluce katliamı sonrasında ABD başkanına seslenerek;'yaptığınız katliamlara bir son verin ve bölgeden derhal gidin ' dediğine… Ama ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri bakanıyla paylaştığı kürsüden 'Esad iktidarı bırakmalı ve ülkeyi terk etmeli' diyebiliyor… Irak'ta ABD askerlerinin yaptığı katliam, döktüğü kan değil miydi? 'ABD Irak'ta kan dökerken ve bütün ülkeyi işkence haneye döndürdüğünde neredeydiniz ' neden sesiniz çıkmıyordu diye sormazlar mı adama?
Türkiye'nin Suriye politikasını cılız bir ses tonuyla olsa da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ortaya koydu. Türkiye'ye biçilen rol sadece ABD'nin taşeronluğu… Suriye konusunda yapılmış oldukça doğru bir tespit. Lakin Esad rejimiyle Türkiye'nin değil ABD'nin sorunu var. Türkiye'nin Suriye ile ABD'nin 'dayatmaları' dışında herhangi bir sorununu olduğunu ne bir yerde okudum nede duydum. Ayrıca; CHP'nin bu tespiti haklı çıkartacak onlarca neden bir çırpıda sayılabilir.
Ayrıca; ABD 'biçimlendirmesi' sonrası yalancı baharın geçtiği topraklara hiç baktınız mı? Gazeteler yazmaz, televizyonlar söylemez, özel emek sarf etmelisiniz sorunun yanıtını bulmak için benden söylemesi… Hangisinde demokrasi ve ihsan hakları bayrağı dalgalanıyor, hangisinde huzur var?