Ali'yi yazarsın Veli alınır. İyi yazarsın kötü anılır. Yazmak ne de zor bir meşgale… Gizem katarsın fitne sanılır. Bazen kızarlar yazdıklarına. Dertsiz başına dert alırsın. Vazgeçmeyi düşünür kopamazsın kelimelerden. Bugün uzun zamandır özgürce yazamadığımı anladım. Küçük ayrıntılara takılı kaldığımı ve hatta vaktini bekleyemediğimi bazı şeylerin… Ne kadar da aceleciymişim meğer. Ve ne kadar da tez canlı…
Nadir de olsa telefonun çalar, takdir edilirsin. Ne güzel de yazıyorsun derler. Bu yetmez sana. Asıl beklediğini bulamazsın.
Bugün uzun zamandır tutsağı olduğum bir esareti fark ettim. Kırdım zincirlerimi yeni ufuklara yelken açtım. Kendimi buldum kendi kaybettiğim umut dolu dünyamda. Bir tebessüm belirdi yüzümde… Oldu dedim. İşte şimdi oldu. Biraz yorulsam da başardım artık.
Şimdi rotamı bana döndürdüm. Şaşkınlığıma ödünç verdiğim ben, uzun bir aradan sonra yine benimleydi. Hoş geldim, hoş buldum. Sefa getirdim kendime…
Asıldım.
Kopardım.
Düştüm.
Şimdi Ay'ı çıkardım kuyudan…
Yine mi bir şey anlamadınız yazdığımdan?
O halde bir fıkraya ne dersiniz?
Havanın güzel olduğu bir gece, Nasreddin Hoca, kuyudan su çekmeye karar vermiş. Elindeki kovası, bahçedeki kuyunun başına gelmiş. Tam kovayı sarkıtacağı sırada, kuyunun içinde Ay'ı görmüş:
- Eyvah! Ay kuyuya düşmüş, diye üzülmüş. Sonra da Ay'ı kuyudan nasıl çıkaracağını düşünmüş. Aklına kovası gelmiş. Ay'ı kova ile çıkarmaya karar vermiş.
Kovayı, ipiyle kuyuya sarkıtmış. Kova, suya değince de, çekmeye başlamış. Su ile ağırlaşan kova bir süre sonra, kuyu duvarına takılmış. Nasrettin Hoca, kovayı ne kadar çekmek istemişse de bir türlü becerememiş. Kan ter içinde kalmış. Kovanın yukarı gelmemesinin nedenini, Ay'ın ağır olmasına vermiş. Kovayı, yukarı çekmeyi sürdürmüş. Fakat ipi o kadar şiddetli asılmış ki, ip kopmuş. Nasreddin Hoca da, sırt üstü yere yuvarlanmış. Nasrettin hoca, gözünü açınca, gökte parıldamakta olan Ay'ı görmüş.
- Oh, çok şükür! Epeyce uğraştım, epeyce yoruldum, ama sonunda Ay'ı kuyudan çıkarmayı başardım. Bu iş bütün yorgunluğuma değdi demiş.
Bazen insanlar da asılır, koparır, düşer ve gerçeği görüverirler.
Sevgiyle kalın…