CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sakin, üstelik sinirleri alınmışçasına sakin kişiliği ve elinde dosyalar ile girdi hayatımıza. Birde tabii tebessüm konusunda ki cömertliğiyle… Kılıçdaroğlu demek klasör klasör belge, ciddiye alınması gereken iddialar demekti.
Sonra malum kaset skandalı ve yarattığı rüzgarın etkisiyle genel başkanlık koltuğunda buluverdi kendini. Dosyaları raflarında, o üzerinde mavisi gömleğin ve gizlemeye çalıştığı heyecanıyla CHP Genel Başkanı sıfatıyla kürsülerdeydi. Marka ve ederini atlamış olsa da giyindiklerinin, başındaki kasketiyle 1970 yılların Karaoğlan'ı, bir halk adamıydı bundan böyle!
Asırlık çınar CHP'nin en tepesinde unutulan sosyal devlet kavramını yeniden canlandırma peşinde olduğunu ifade etse de, kendi unutkanlıkları damgasını vurdu takip eden sürece. Seçmen listelerine bakmayı, Anayasa Referandumunda oy vermeyi unuttu önce, sonra adı olacak ki unuttuğu ' benim adım Kemal' diye çıktı ortaya.
'Benim adım Kemal Kılıçdaroğlu, parayı bulacağım diyorsam, ben parayı bulurum ' İsim isim değil sanki para bulma detektörü…
Sıra gelmiştir artık 'CHP'nin boynunun borcu olan sosyal devleti' kurmaya. Yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, aşsızlığın üzerine saldırmaya. Don Kişot yel değirmenlerine, Adiloş bebe memeye, Kılıçdaroğlu'yla CHP işsizliğin üzerine…
Beli kırılmalıdır işsizliğin çünkü 'işsizlik açlıktır, yoksulluktur, kavgadır. İşsizlik sosyal devletin dibine konmuş bir dinamittir'
Bunlar için elbette para gereklidir... Üzümünü ye bağını sorma devri Kılıçdaroğlu'yla ebediyen sona ermiştir… Para kaynağının ise adı çoktan bellidir…
Yapılması gereken iş çoktur, bu yüzden hedef tek başına iktidardır. Herkesin kaliteli sağlık hizmeti almasını sağlayacak… Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan işsizlik çözülecek… Sosyal devlet yeniden hayata geçirecek… Sanatçılar yazacak, çizecek, oynayacak… Vekil öğretmenler çocuklarımızı yetiştirmeyecek, öğretmenler derhal atanacak… İktidar tarafından spekülatörlere teslim edilen sıcak para tekrar ela alınacak… Bunun için ise yüzde 40 oy yeterlidir ve o doğrultuda listeler yapılmalıdır.
CHP'de eski 'safra atmaları, safraları atarak daha dinç daha dinamik şekilde yola devam etmeleri' anımsatan liste savaşlarının galibidir bu kez Kılıçdaroğlu. Ardında bıraktığı kırgınlara, küskünlere, kızgınlara aldırmadan Anayasa Referandumu gazisi CHP süvarisi düşer iktidar yollarına…
Kırat süvarisi değil! O her zaman zaten bir bilen! Danışılan, fikir alınan akil insan… CHP'ye açık desteğini duyuran Hüsamettin Cindoruk'a sorun inanmıyorsanız! Üstelik kırat süvari olsa ne fark eder ki! Listelere bir göz atın. Sağcılıkları tescilli… Bir bilenin dostları… Tutuklu ve tutuksuz 'Ergenekon davası' sanıkları…
Kimler yok ki listelerde! Sinan Aygün ve Mehmet Haberal. Yerel seçimlerde MHP'nin Beşiktaş belediye başkan adayı olan Cennet Süzer. Eski ANAP'lı Aydın Ayaydın, eski Türkiye Partisi genel başkan yardımcıları Bülent Kuşoğlu ile Ali Arif Özzeybek. 28 Şubat sürecinin DYP'li Milli Savunma Bakanı Turan Tayan, eski DYP milletvekillerinden Aytun Çıray, Mehmet Ağar'ın danışmanlığını yapan din sosyologu Muhammed Çakmak. Eski DYP milletvekilleri Mahmut Öztürk ile Mustafa Eren.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin 15. Olağanüstü Kurultay'ında ki bir söylemini anımsadım aday listelerini gördüğümde.
'Değerli yol arkadaşlarım, yoldaşlarım, devrimci gelenekten gelen, halk için çaba harcayan değerli CHP'liler'
Kimler devrimci gelenekten gelen yoldaşlar? Sinan Aygün, Mehmet Haberal, Cennet Süzer, Aydın Ayaydın, Bülent Kuşoğlu, Ali Arif Özzeybek, Turan Tayan, Aytun Çıray, Muhammed Çakmak, Mahmut Öztürk, Mustafa Eren mi?
Berhan Şimşek 'Deniz Gezmişlerin idamlarına el kaldıran zihniyetin CHP listelerinde yer almasını doğru bulmuyorum' diye boşuna dövünmesin. CHP yüzde 40 oy hedefiyle, sağ kulvardan geliyor.