İyi bir gazetenin tarafsız olması demek olaylara karışan birilerinin tarafında olmak değil birilerinin karıştığı olaylara tarafsız bakmak demektir. Bana göre iyi bir gazete tarafsız bakmalıdır. Kesinlikle ve kesinlikle; ezilenden, hakkı yenilenden ve mağdur olandan yana 'taraf' olmalıdır. Bundan da asla korkmamalıdır. İyi bir gazeteci ise iyi bir gazetenin içinde barınabilendir. Gece yattığında rahat uyuyabilen ve gerçekleri yazmaktan çekinmeyendir. İyi bir gazete veya iyi bir gazeteci olmak kadar önemli bir şey daha vardır; o da iyi bir okur olmaktır.
İyi okur; iyi gazeteleri ve o gazetelere güç veren iyi gazetecileri besler. Böylece kimin ne halt yediği ortaya çıkar. Kimi zaman bir yolsuzluk kimi zamansa bir dram çıkar satırlardan… Korkusuzca yazmaktan çekinmez ve daha da üstüne giderler. İşini yapmış olmanın huzuru dışında hiçbir beklentileri de yoktur. Ne silahları vardır ne de kabadayı korumaları…
Yazı yazarlar; arabaları çizilir. Çizer birileri… Yazı yazarlar; üstüne adamlar salınır. Salar birileri… Yazı yazarlar; tehdit edilir. Eder birileri…
Satırların zihinlerde yansıyan ışığı onlarda büyük bir mutluluk yaratır. O mutluluk her türlü korkunun bile üstündedir. Hatta ölümün bile…
Kimi zaman dostları, en yakınları; 'Böyle yazıyorsun da eline ne geçiyor' diye sorarlar? İşte bu; onların en zor anları… Anlatıp açıklayamazlar ve işin içinden çıkamazlar. Çünkü onlar ölmek korkusundan bile baskın çıkan yazma hevesinizi anlayamazlar.
Herkesin bildiği ama kimsenin cesaret edemediği şeyler vardır. Onları yazar, çok okunur ve çok konuşulursunuz. Bazen yazınızı beğenenler bile saklarlar bunu sizden. İçten içten okurlar sizi… Hatta okumakla kalmaz, okuturlar da… Kimileri yazınızı cebinde gezdirip size gösterir. Seni okuyorum ha ona göre sakın beni yazma!
Güler geçersiniz. En azından ben güler geçerim.
Bazıları evrak verir, bazıları tüyo… İçlerinde çok önemlileri de vardır önemsizleri de… Alır, inceler ve ayıklarsınız. Bazen gördüklerinize inanamaz bu kadarda olmaz dersiniz. Ama olmuştur. Siz Kral çıplak sanırsınız fakat Kral sadece çıplak değil beline kadar b*k içindedir. Yazarak kalan kısmını da b*k içine sokmak istemez, vakit tanırsınız.
Ne Kral ne de saz arkadaşları vazgeçmez hallerinden… Yazmaktan kendinizi alamazsınız. Yazarsınız. Hem de içinizde tüm biriktirdiklerinizi ve bildiklerinizi de tabii. Artık yazılarınızı sadece iyi okurlar değil iyi savcılar da okur. Bir Kral gider ama bir Kral daha gelir. Sözcülerde değişir sazcılarda…
Anlayamazsınız, Kral mı çıplak Krallar mı?