Hırsızlık hem kutsal dinimize, hem de yasalarımıza göre suçtur. Kuran-ı Kerim, Maide Suresi 38. ayette şöyle buyurmuştur:
’“Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’’tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Aziz’’dir, Hakîm’’dir’”.
Türk Ceza Kanunu’’na göre ise hırsızlığın, suçun niteliğine göre çeşitli cezaları vardır.’¶
Almanya’’daki Deniz Feneri davasında, sanıklar suçlarını ’“KABUL’” ettiler.
Yurtdışında yaşayan Müslüman Türk vatandaşlarının milyonlarca EURO paralarını dolandırdıklarını, bu paraların büyük bölümünün Türkiye’’de aynı adrese teslim edildiğini herkesin ve dünya basınının önünde kabul ettiler.
Köln Mahkemesi, esas suçluların Türkiye’’de olduğu sebebiyle, dosyayı Ankara’’ya gönderdi. Davaya anında yayın yasağı kondu. Kamuoyu ’“DARBE’” yapacaklar diye gözaltına alınan Profesörlerin, Rektörlerin, Generallerin gizli olan ifadelerini anında, İslamcı basın tarafından öğreniyor, hem de kelimesi kelimesine.
Fakat Deniz Feneri ile ilgili bir şey bilinmiyor, sanki böyle bir dava yok.
Kombassan, Yimpaş gibi kuruluşlar da, yurtdışından milyonlarca EURO topladılar. Sanayi kuracağız, faizsiz kazanç elde edeceksiniz dediler. Sonunda Müslümanların paraları buhar oldu uçtu.
Almanya’’da Milli Görüş Derneklerine ait 26 büro ve evde eşzamanlı olarak Polis arama yaptı. Tüm belgelere el kondu. 80 ülkede kurban keseceğiz diye toplanan paranın 30 milyon EURO’’luk kısmının nerede olduğu araştırılıyor.
Tüm tarikatlar ve cemaatler, boğazlarına kadar para işine girmişlerdir. Toplanan yardımların, bağışların tutarını ve nasıl harcandığını kimse bilmez. Kamuoyu, bunlardan ancak, kendi içlerinde hırsızlık olduğunda ve geçenlerde olduğu gibi, çalan kişinin kafasını mermere vura vura linç ettiklerinde haberdar olur.
Danıştay’’ın verdiği bir karar sonrası, Laik, Sosyal ve Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’’nin Sayın Başbakan’’ı şöyle demişti; ’“Bu sizin işiniz değil, Ulemaya sorun’”.
(Ulema: İlmiye Mensupları- Müderris ve kadılık yolunda olup özel kıyafetleri bulunanlar)
Herkesin uleması kendine. Ben İlmine adabına, nefesine güvendiğim Ulema’’dan Recep Efendi’’ye soruyorum;
*Deniz Feneri- Milli Görüş- Kombassan- Yimpaş- Cemaatler- Tarikatlar neden hem kendilerini İslam’’ın önderleri gibi gösterip, Müslümanların bağışladığı sadaka paralarını dolandırırlar?
*Hırsızlık kutsal dinimizce büyük günah olduğuna ve cezası Maide Suresi 38. Ayette emredildiğine göre, suçları sabit olan bu, sadaka hırsızlarının cezası nedir ve bunların neresini kesmek caizdir?
*Rahmetli babam 1954 te Belediye Başkanlığı, 1957 de DP Milletvekilliği yaptı. Ben 1973 yılından beri aktif siyasetin içindeyim. Neden bunlardan birini bile tanımamda, bugün gerek suçunu kabul edip mahkûm olanlar, gerekse Almanya ve Türkiye’’de yargılananların tümü Milli Görüş geleneğinden gelen siyasetçilerin yakınıdırlar?Neden özellikle son zamanlarda suçlananların tümü AKP’’nin kuruluşundan bu yana Sn. R.T. Erdoğan’’ın ya akrabasıdır ya da bürokrat olarak görevlendirdiği kişilerdir?
*Görülmekte olan davaların gecikmesini sağlamak, gerçekleri gizlemek, Adaleti engellemek ve saptırmak günah mıdır?Cezası nedir?
*Sadaka, fitre, zekat paralarını dolandıranlar, ’“ Demokrat’” olduklarını söylerler. Ordu düşmanıdırlar. Darbe karşıtı olduklarını söylerler. Dolandırıcıdan, gerçek demokrat olur mu?
*Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde, Atatürkçü Düşünce Derneğinde, Mehmetçik Vakfında, Şehit ve Gazi Derneklerinde neden böyle dolandırıcılıklar olmaz?
Sorularım şimdilik bu kadar.
Ulema’’dan Recep Efendi, sana inanıyorum.
Nefesinin kudretinden sual olunmaz. Bir üflemenle gencecik çocukları gemi sahibi, villa sahibi, Pırlanta dükkanları sahibi, gazete- televizyon sahibi yaptığını cümle alem biliyor.
Ben senden mal-mülk, para istemiyorum. Bu sana sorduğum sualler kafamı ağrıtıyor. Çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağız?
Kafama takılan hep budur. Acele cevap bekleriz.