Ceyda Aslı Kılıçkıran ile konuşmak bana iyi geldi. Türk sinemasında sayılı kadın yapımcılardan birisi kendisi. Yaşamını Türk, Müslüman bir iş kadını olarak kanıtlamaya çalışıyor dünyada ve ülkemizde. Eğer sinema ile ilgilenmiyorsanız onu tanıma şansınız pek yok. Çünkü, sinema sektörü böyle bir alan işte…Sanki bu işi birkaç kişi yapıyor piyasa da, halbuki o kadar genç kişi var ki çevremizde. Hayallerinin peşinde koşan onlarca kişi İstanbul, İzmir, Avrupa ve Amerika arasında git-gel'ler yaşıyor. Nerede başarılı olacaklarını görmek ve tanınmak için…
Birkaç gün içinde yaşadığım bir iki olay 'kadının' bana aslında bu dünyadaki rolünü ne şekilde algılamamız gerektiğini bir kez daha öğretti. Tam 8 Mart 'Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde. Ceyda Hanım'a genellikle filmlerinizde hangi konular üzerinde daha çok duruyorsunuz dediğimde, çok hoşuma giden bir ifade kullandı. Kadının, kendini tanıması, kendi kimliğini bulması çok önemli bu nedenle 'metaforlar' kullanıyorum dedi. Nasıl yani dedim öncelikle? Hangi metaforlar, kadının bu keşfinde bize yol gösterebiliyordu ki?…
Ceyda Hanım yaptığı iki filmde bu metaforları kullanmıştı. Örneğin; Müjde Ar'ın oynadığı bir filmde, onu geçmişe götürmüş ve'Afife Jale' kimliğine büründürmüştü. Hale Soygazi'nin oynadığı bir diğer filmde ise 'Duygu Asena' filmin görünmeyen yüzüydü.
Bu düşünce muhteşem etkiledi beni, birden kendimi Kurtuluş Savaşında yaşayan Tarsuslu Kara Fatma, Nazife Kadın, Gördesli Makbule,Ttayyar Rahmiye olarak hissettim. Sonra nutuklar atan, muhteşem bir hatip oldum ve Halide Edip Adıvar'ın kimliğine büründüm. Cumhuriyet kadını oldum birden, Macide Tanır, Semiha Berksoy'un sahnelerini paylaştım. Türkan Saylan'ın Türk çocukları ve kızları için yaşadığı mücadelenin içinde buluverdim birden kendimi.. Meriç Sümen gibi piyana çaldım, Betül Mardin gibi halka ilişkiler uzmanı nasıl olunur onu gösterdim çevremdekilere, Mehveç Emeç gibi bale ayakkabılarımı giyerek Rusya'da muhteşem bir gösteri yaptım, İsmet Kür gibi çocuklar için örnek kitaplar yazdım, Nermin Abadan Unat gibi siyasetin dayanılmaz ağırlığını ilk kitaplara aktardım, Adalet Ağaoğlu gibi kadın yazar olmanın büyüsüne kapıldım, İonna Kuçuradi gibi felsefenin bu kadar kolay ve akıcı sunumunu dinleyenlerime anlatarak, düşündürme imkanına sahip olabildim.
Muhteşem bir 'metafor' yaratmıştı benim için Ceyda Hanım.. Hiç şimdiye kadar aklıma bile gelmeyen bir 'iz düşümdü' tarihten bugüne hissettiklerim… Kimler geldi, kimler geçti derken, yolum birden onlarca kadının bir arada olduğu bir başka toplantıya götürdü beni sessizce… Bu kadınlar İzmir ve çevresinde 'Kadın Hareketi' için katkıda bulunan kişilerdi. Öncülüğünü geçtiğimiz sene ilk defa başlatan Yeniasır Yayın Yönetmeni Şebnem Bursalı gerçekleştirmişti. Etkili bir konuşma yaparak başlamıştı Şebnem Hanım konuşmasına... Kadının gücünü bulunduğumuz salonda görmek mümkündü. Siyaset ile uğraşan kadınlar, sivil toplum örgütlerinin vazgeçilmez isimleri, erkek derneklerini ellerine alan yeni iş kadınları, kendi işlerinin patronları… ve nice başarılı, mücadeleci 'Amozan Kadınları'.. Hepsi bir köşesinden tutuyorlardı kadınların yükselişini sağlamak için yaptıkları mücadelede… Ümitleri var mıydı, ne kadar başarılı olmuşlardı? Daha fazla ilerlemek için ne kadar güçleri vardı?
Bir günün içine sığan değişik olaylar zinciri sonunda beni bir panonun önüne itti… Karşıyaka'da tam Ege Park'ın karşısındaki billboard'larda üç siyasi liderin alınlarındaki 'post-it'ler dikkatimi çekti. Kadın Adayları Destekleme Derneği tarafından düzenlenen bu senenin başarılı çalışması bu afişti.
Kadınlar yine bir adım yol alamamışlardı. Siyasette kadınlar halen varlık gösteremiyorlardı? Halen erkek dünyasının içine girilmelerine izin verilmiyordu. Halen kamuda ve özel sektörde kadınlara özellikle üst yönetimlerde rastlamak mümkün değildi. Halen Rektör, Dekan, Vali, Belediye Başkanı yoktu çoğunlukta… Yani yine mücadeleye devam etmek için, nasıl bir 'motivasyon' gerekiyor diye sordum kendime..
Sonra 'motivasyon kaynağımı' buldum. Ceyda Hanım'ım 'metafor'u beni yola devam edecek gücü yeniden toparlamama yardımcı oldu. Ben; Gördesli Makbule'yim; ben Macide Tanır'ım; ben Adalet Ağaoğlu'yum; ben çok güçlü bir Türk kadınıyım. Yola devam… Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun…