Özgürlük göreceli bir kavramdır. Kişiye, zamana ve mekana hatta imkana göre değişik anlamlar ifade eder. İçeriği ve derecesi ancak benzer koşullarla kıyaslanabilir.
Bu bağlamda;
Örneğin, ekonomik imkanı kısıtlı olan bir birey, ekonomik imkanı zengin olan bir bireye göre daha az özgürdür.
Örneğin, fiziksel ve zihinsel yönden sağlık problemi bulunmayan bir birey, sağlık problemleri olan bir bireye göre daha fazla özgürdür.
Örneğin, eğitim ve bilgi yönünden daha donanımlı olan bir birey, eğitim almamış bir bireye göre karar ve becerilerinde daha yetkin, dolayısı ile daha özgürdür.
Örneğin, ahlaki bakımdan güçlü moral ve maneviyata sahip olan bir birey, ahlaki bakımdan zayıf morale sahip bir kimseye göre, iç huzur ve dünyasında daha özgürdür.
Bunun gibi nice anlamda özgürlüğün tanımı değişebilir.
Diyelim ki, aynı yaş grubundan insanlara, günümüz Türkiye'sinde, 'kendinizi özgür hissediyor musunuz' diye sorulsa, çoğunluğun yanıtını temellendirdiği perspektif ile batıda, çağdaş ve refah toplumlarında yaşayan aynı yaş grubunun temel aldığı perspektif muhtemelen birbirinden epey farklı olacaktır.
Bu nedenledir ki, bireysel hakları tanıyıp, koruyacak özgürlükten bahsedeceksek, özgürlüğün tanımında baz alacağımız evrensel standartlar olmalıdır.
Bu standartlar;
1-Tüm bireylerin insanca yaşama hakkına, devletin ve diğer bireylerin saygı göstereceği bir hukuk düzeninde yaşama özgürlüğü
2-İnsanların hiçbir ayrımcılığa ve baskıya tabi tutulmadan kanunlardan, toplumsal adalet ve fırsatlardan serbestçe yararlanabilme özgürlüğü
esasında oluşturulmalıdır.
Standartları oluşturan esasları güvence altına alacak olan tek sistem ise laik ve çoğulculuğu haiz demokratik sistemdir.
Sayın Balbay'ın ilk Meclis konuşmasında talep ettiği gibi 'evet, gelin özgürlükleri konuşalım'.
Ama…
Önce, bu özgürlüklerin toplumsal zemininde mutabık kalalım.
Din devleti olma yoluna giden, yargı ve güvenlik güçleri cemaat mafyasına, dış işleri emperyalist işbirlikçilerin çıkarlarına esir düşmüş bir devletin zihniyetini ve kirli çarklarını yıkacak bir devrim gerçekleştirmeden özgürlüklerin konuşulamayacağını, konuşmayı bırak, düşünenlerin bile başına neler geldiğini unutmayalım!
Not: Sayın Balbay'a geçmiş olsun ve hoş geldin derken, hapishane çıkışı yaptığı konuşmada, bize 90 yıl öncesinden laiklik, demokrasi ve cumhuriyet ilkelerini şiar edinerek yolumuzu aydınlatan Yüce Atatürk'ü andığı için de teşekkür ederim.