Kadın Adayları Destekleme Derneği (KaDer)'in iletişimi kolaylaştırmak için kurduğu bir mail grubu var. Türkiye'nin her bir yerindeki pek çok insana bu mail grubu aracılığı ile ulaşıyor ve iletilmek istenen mesajları veriyor. Geçtiğimiz gün içinde gelen mailde: 'Diyanet işleri, tüm camilere okutulmak üzere bir Cuma hutbesi gönderiyor. Kadın, geçerli sebebi olmaksızın boşanma isterse, cennetin kokusu ona haram olur' diyor. Bu sözleri okuduğumda zaman yine kadın üzerinden neden fetva verilmiş olduğunu düşündüm. Erkeklerin, biz kadınların nasıl giyineceğimiz, kaç çocuk sahibi olacağımız, nasıl doğum yapacağımız, kiminle evleneceğimiz, okula gidip gitmeyeceğimiz gibi hayatımızla ilgili bu tür kararları almayı nasıl başarabildiklerine hayret ettim.
Bu garip çelişki içinde aynı gün içinde, İzmir'de bir derneğin toplantısında iş adamlarının daha yoğunlukta olduğu bir dernekte dernek başkanlığı yapan bir iş kadınını dinledim. Dernek Başkanı heyecan içinde, bir yıl içinde derneklerinde yaptıkları faaliyetleri anlatıyordu. Onun coşkusuna kapıldım. Çünkü bir hanım olarak, özellikle erkeklerin daha yoğun yer aldıkları yerlerde kadınların ön plana geçmiş olmaları beni gururlandırıyordu. Onları her gördüğümde kendilerini kutluyor ve üniversitedeki kız öğrencilerimi teşviklendirdikleri için çok önemli bir görevi üstlenmiş olduklarını söylüyordum. Yine aynı şekilde, başarılı bulduğum dernek başkanına şu soruyu sordum: 'Çok merak ediyorum, dernek üyelerinizin %16'sı kadın üyelerden oluştuğunu söylüyorsunuz ve bu derneğin başkanısınız. Derneğin ismi halen –Genç İşadamları Derneği- olarak geçiyor. Bu durum sizi hiç mi rahatsız etmiyor?' dedim. Bu savımı desteklemek için, yıllar boyunca 'bilim adamı' sözünün artık 'bilim insanı' olarak değiştiğini ve pek çok kişi tarafından da bu şekilde kullanıldığını belirttim.
İyi eğitimli, eşitlik yanlısı, zorlukları göğüsleyerek gelen bir iş kadınının vereceği cevap benim için önemliydi. Haklısınız aslında biz de bu kalıplarımızı kırıp, iş adamı değil de 'iş insanları' ifadesini kullanmaya başlamak için çabalıyoruz demesini beklerken, beni daha da altüst eden bir yanıt ile karşılaştım.
Dernek Başkanı'mızın bu konudaki merakıma verdiği iki yanıtı oldu. Birincisi, yıllar boyunca bu isimle anılan derneğin artık isminin değişmesinin mümkün olmadığı ve daha da önemlisi derneğin tanınmışlığı nedeniyle de bu ismin marka isim olması nedeniyle de ismini değiştirmeyi düşünmedikleriydi. İkincisi ise, derneğin ismi içinde bulunan 'adam' sözünün hem kadını hem de erkeği tanımladığını yani cinsiyetinin olmamış olmasıydı.
Bu sözleri duyduğumda, ben mi bir yerde yanlışlık yapıyorum ya da yanlış anlıyorum diye düşündüm. KaDer'in mail grubunda gelen yazıda:'geçerli sebebi olmadığı durumlarda, kadınların cennete giremeyeceklerini' söyleyen bir zihniyet ile dernek ismi içindeki 'adam' kelimesinin değişmesinin çok da önemli olmadığını düşünen bir açıklama arasında yakın bir benzerlik hissettim. Daha ilginç olanı camilerde vaaz veren hocaların eğitim düzeyleri çok yüksek değil iken, şu anda derneğin başkanının hem kolej hem de üniversite mezunu olmasıydı. Demek ki, düşünce yapısı-zihniyet, 'eğitim düzeyi' ile değişmiyor diye düşündüm.
Peki, öyleyse bir ülkede eşitliği sağlamak, kadınların da aynı haklara ve imkanlara sahip olması açısından neler yapılması gerektiğini kimlerle tartışmak gerekiyor. Ülkelerin kültür boyutlarını inceleyen bilim insanı Geert Hofstede tarafından 40 ülkede yapılan araştırmada 'erilliğe karşı dişilik' boyutunda, 'erillik yapısı' kültürün, erkek ve kadınların eşit olduğu görüşüne ters bir şekilde, başarmak, güç ve kontrol gibi geleneksel eril rolleri onaylama istediğidir. Yüksek erillik derecesi kültürün erkekler ve kadınlar için ayrı rolleri olduğuna ve erkeklerin toplumda baskın olduklarına işaret eder. Yüksek dişilik derecesi ise kültürün erkek ve erkek roller arasında çok az fark gördüğünü ve kadınların da erkekler gibi eşit haklara sahip olduğuna işarettir. Hofstede'nin ulusal kültür değerlerine bakıldığında, ülkemizde zaten 'eril kültür' düzeyi yüksek oranlardadır… Bu durum gösteriyor ki, kadın ve erkek eşitliğini görmeye çalıştığımız her alanda (siyaset, iş dünyası, vb), bu düzeye ulaşmayı beklemek için daha çok beklememiz gerekiyor, ne yazık ki...