Televizyon ekranına yansıyanlar, yazılan çizilenlerle, Tunus ve Mısır’’da neler yaşandığı hakkında az çok fikir sahibi olduk.
Göründüğü kadarıyla; halklar ayaklandı ve mevcut yönetimlerini devirdi. Kimileri yaşananları ’“devrim’” olarak nitelendiriyor. Nasıl ’“devrim’” ise bu, meydanlarda kan gölü oluşmadan, silahlar patlamadan gerçekleşti. Dünyanın gözü aydın’… Turuncu, Eflatun, Mor derken nur topu gibi ’“nazik devrim’” sahibi oldu! Mısır ve Tunus kurtuldu!
On yıllardır ülkelerini acımasızca yönetenler, hiç kan dökmeden iktidarlarından vaz geçmeleri biraz garip değil mi?Yanlış anlaşılmasın halkların zalim yönetimlere karşı verdikleri mücadeleyi küçümsemek gibi bir niyetim yok. Tam tersi yürekten destekliyorum. Fakat bazı ’‘çelişkiler’‘ var ki pis pis sırıtıyor köşe başından.
Tunus’’taki ayaklanmaların henüz başında bölgede ’“domino’” etkisi yapabileceğinin tartışılması’… Müslüman Kardeşler'in ayaklanmanın ilk günlerinde itibaren geri planda kalmayı tercih etmesi gibi’… 2005 seçimlerinde 88 bağımsız milletvekili çıkartabilecek etkiye sahip Müslüman Kardeşler, ayaklanmada tabanının arkasında kalarak, örgütsel herhangi bir ses çıkartmadı! Bu anlaşılabilir bir şey mi?
Bin Ali ve ailesinin 1 ay içinde tası tarağı toplayıp ülkeden ayrılmasını ’“en zalimler en korkak olanlardır’” mantığıyla mı değerlendireceğiz? Kaçışın açıklaması bu kadar basit olabilir mi?
Meydan ’“devrimcileri’” dünya medyasına poz vere vere türküler söyleyecek’… Birkaç slogan atacak’… On yıllardır demir yumruğuyla Mısır’’ı yönetmiş Hüsnü Mübarek, iktidarını kan dökmeden altın tepsi içinde teslim edecek’…
İktidar dediğin; isteyene sunulan kaymaklı ekmek kadayıfı mı?
Muhaliflerin geçmiş yıllardan gelen örgütlenmelerinden ve bugün ki ayaklanmaların organize edilmesinden, Bin Ali ve Mübarek yönetimleri haberdar değildi’… Ülke istihbaratını kullanmayı, orduyu polisi kontrol etmeyi bilmiyorlardı’… Lakin on yıllardır iktidardılar!
Ve bir sabah uyandılar ki meydanlarda gösteri var’… ’“Tası tarağı toplayalım. Tarih sahnesindeki yerlerimizi alma zamanı geldi artık’” dediler ve köşelerine çekildiler’… Üstelik bunu panik içinde yaptılar’…
Bin Ali’’nin paniklemesinin, Mübarek’’in boyun eğmesinin nedeni; salt meydanları dolduranlar olduğunu söylemek, biraz saflık olmaz mı?
’“Şu solcular ne garip adamlar, ne olsa ABD’’den bilirler, her şeyi ona fatura ederler. Dünyada ki her gelişmeyi ABD ile açıklamaya çalışırlar. ABD’’yi o kadar da abartmasınlar canım’” diyenlerin kulakları çınlıyor mu bilmiyorum ama ABD’’nin aldığı tavır ve açıklamaları ortada! Bu açıklamalar sonrası AB iki lidere jet hızıyla dirsek çevirdi. Mısır ve Tunus dünya kamuoyunun ilgi odağı haline geldi.
ABD ayaklanmalar süresince bir yandan ’“devrimciler’” için kamuoyu oluşturdu, diğer yandan Mübarek’’e olan desteklerini çektiklerinin özellikle altını çizdi ve methiyeler dizdiği Mısır ordusundan ’‘bir an önce darbe yapması’’ gerektiğini tavsiyesinde bulundu’…
Mübarek gitmez ise ordu darbe yapacaktı yani’… ’“Devrim’” bunun neresinde?
Buna ’“devrim ’“değil olsa olsa ’‘ABD Mısır’’da yeni planlarını devreye sokuyor’’ denebilir! Bölge ülkelerinde, tek bir merkezden yönetildiği izlenimi veren, birbirini takip eden ayaklanmalar da pekala aynı bakış açısıyla değerlendirilebilir.
ABD sokaktakilerden yana tavır koydu lakin her zaman ki gibi bir taşla otuz kuş vurma peşindeydi. Bir yandan eskimiş diktatöründen kurtulacak, diğer yandan bölge ülkelerinde kaybettiği saygınlığını tekrar kazanacak’… Bölgede kendisine duyulan düşmanlığı sempatiye dönüştürecek’… Bütün şirinliği ve yardımseverliğiyle yeni yönetimlere maddi destekte bulunacak’… Böylece yeni kurulacak hükümetlerin ilhan kaynağı, ’‘icazet’’ makamı olacak’… Benim bıraktığım yerden listeyi geliştirmek için sizler devam edebilirsiniz.
ABD gölgesinde ’“özgürlüğün’” ne anlama geldiği ise Afganistan’’a, Irak’’a bakarak kolayca görülebilir.’” Özgürlük’” örnekleri oldukça bol’…
Obama’’nın methiyelerinin muhatabı Mısır ordusu parlamentoyu fes ederek yönetimi devraldı. Yüksek Askeri Konsey’’in ilk icraatı ne oldu biliyor musunuz?
Sendikalara grevi ve toplantıyı yasaklamak’…
’“Yaşasın özgürlük’”