Müzik Önerisi: Masum Değiliz- Sezen Aksu

Korkunç katliam sonrası bütün memleket büyük bir hezeyan içindeyiz.

Ben ise isyanlardayım…

İsyan ediyorum, alayına…

Şiddetin sokaktan, trafikten, adliye koridorlarından, hastanelerden çıkıp okullara kadar yayılmasına…

Görmezden gelinen önlem alınamayan aile içi dört duvar arası şiddetin artık çocukların zorbalığına dönüşmesine…

Katliamların boyutuna…

Bir çağ yangını bu, bütün dünya günahkâr!

Hala sanki hiçbir şey olmamışçasına şiddetin TV kanallarında pompalanmasına…

Herkesin efelenmesine, büyüklenmesine…

Güçlü olanın haklı emeksiz kazancın değerli görüldüğü düşüncesinin hâkim olmasına…

Sevgiyle değil şiddetle büyüyen yavrulara

Şiddet gösterenin saygı duyulduğunu, ünlü olduğunu düşünen gençlere…

Umutsuzluğun gelecek kaygısının yaygınlaşmasına

Ve daha da kötüsü adaletin herkes için olmadığını görüp, şiddeti adet haline getirenlere

İsyan ediyorum.

“İnsan çoğu zaman gerçeği aramaz. Kendini haklı çıkaracak gerekçe arar” demiş Çiçero.

Bu toplumsal travmalara birer gerekçe aramayı bırakmalıyız artık.

Hiçbirimiz masum değiliz.

TÜİK verilerine göre 6-17 yaş arasındaki her 7 çocuktan biri birden fazla kez akran zorbalığına maruz kalıyor.

TBMM Akran Zorbalığı Komisyonu’nun elde ettiği verilere göre yaklaşık 18 milyon öğrencinin neredeyse 10 milyonunun zorbalığa uğradığı belirtiliyor.

En çok görülen zorbalık sözel şiddet…Dalga geçme, alaya alma, lakap takma bunlar zaten çok yaygın ve en çok rastlanan zorbalık türü. Mağdurda yarattığı psikolojik durumu yaşayan bilir. Üstesinden gelebilenlerin bile hatıralarını deştiğinizde ne travmalara tanık olursunuz.

Bir diğeri duygusal zorbalık. Dışlamak ve hakkında gerçekle bağdaşmayan bilgiler yaymak. Dedikodu konusu yapıp, utandırmak ve toplumdan uzaklaştırmak bu çoğu zaman mağduru intihara bile sürükleyen çok acımasız bir şiddet türü.

Fiziksel şiddet okullarımızda çocuklarımız gençlerimiz arasında giderek daha da artan bir başka şiddet türü. Daha ana okul çağında başlayan itme, kakma, vurma gibi alışkanlıkları olan çocuklarla özel olarak ilgilenmemek, ana babanın kabullenmemesi aksine aslan oğlum, aferin kızım deyip şiddeti normalleştirmesi…

Son yıllarda üzerine bir de siber zorbalık geldi yetmezmiş gibi. Sosyal medya ve oyun platformları üzerinden son derece kontrolsüz gelişen saldırganlık en büyük baş belası çocuk yetiştirirken…

Hepimiz bu zorbalıklardan en az birineçocukken veya gençken okullarımızda maruz kaldık. Kimimiz sustuk, travmalarımızla baş başa kaldık. Kimimiz yüksek sesle haykırdık şikâyet ettik, disiplin kurulları gereğini yaptı. Adalet güçsüzün de mağdurun da yanında yer aldı. Zorba disiplin cezasını aldı, aileler uyarıldı. Okuldan uzaklaştırma en ağır cezaydı. Zorbanın hakkından gelinirdi. Ama aileler, ama okul yönetimi, ama arkadaşları bir şekilde sorun sorunsuz çözülürdü…

Ama silah!...

Ama başkasının canına kastetme…

Ama cinayet…

Bu kana susamışlık…

Planlanan şiddet…

İsyan ediyorum…

Güvenlik kaygısının okullara da sıçramasına,

Eğitim kalitesinin giderek düşmesine,

Aile içi eğitimin giderek özgüven odağında yürütülmesine,

Daha güçlü bir nesil yetiştirmek için bilimin ışığının karartılmasına,

Sporun sanatın edebiyatın iyileştirici sakinleştirici etkilerinin kullanılmamasına,

Ailelerin daha ufacık bebelerken bile uslu dursunlar diye ellerinetablet cep telefonu tutuşturmalarına,

Öğretmenlerin en büyük kaygılarının çocukları eğitmek olması gerekirken düşük ücretlerle geçinmek zorunda olmalarına,

Toplumun geldiği noktada artık çocuklarımızı bile koruyamıyor olmamıza

İsyan ediyorum.

Masum değiliz hiçbirimiz.

Eller günahkâr, diller günahkâr…

Bir çağ yangını bu, bütün Dünya günahkâr…