Müzik Önerisi: It’s my life – Bon Jovi

Bugüne uyanırken ben…Tam 20,076. kez gözlerimi aralarken güne, güneşe…

Derin bir uykudan yaşama dönerken…

Sayıyla 55, yazıyla elli beş.

Bugün bu dünyaya gözümü açtığım günün 55. Yılı.

İyikiler çok…Ama gel gör zaman pek acımasız.

Zamanın göreceliğinde avcumun içinden akıp giden onca yıl kum taneleri gibi, bir ağacın göğe yükselirken her yıl için gövdesine attığı halkalar gibi…

Sayıları severim. Üzerinde konuşmaya değer bulurum. Kendi içindeki döngüsü, sayısal saflığıyla bize anlatmaya çalıştığı, yüklediğimiz anlam, verdiğimiz değer, numerolojinin ve estetiğin simgesel boyutu…Bir kadim bilgi gibi, gizli ama herkese açık. Saklı ama keşfedebildiğin kadar derin.

55’in sayısal olarak büyüleyici bir simetrisi var. İki adet 5’in yan yana durmasında sanki birbirine dönük iki ayna var. Aynaların birbirine olan yansımaları yüzünden iç içe geçmiş binlerce çerçeve insanın arkasına bakıp biriktirdiği tecrübelere benziyor. Zamanın derinliğine gömülmüş binlerce görüntü, hafızadaki onbinlerce hatıra, yüzbinlerce deneyim ve bu sayede geldiğin olgunluk.

Ve gelecekte henüz keşfedilmemiş yüzlerce yolun, seçeneğin, bilinmeyenin heyecanı.

55 değişimin ve özgürlüğün sayısı olan 5’in onla katlanmış hali. Elli beş yaş insan hayatında öyle bir evre ki, fiziksel değişiminin ve ruhsal doygunluğunun sarsıcı rüzgarlarıyla yelkenini doldurmayı öğrendiğin ve kazandığın bilgelikle fırtınaları serinkanlılıkla atlatabildiğin bir seyir…

Doğanın gizli dilinde bitkilerin yaprak dizilişinden galaksilerin sarmalına kadar her yerde karşımıza çıkan Fibonacci dizisinin onuncu durağının 55 olması bir tesadüf değil, bir önceki adımın bilgeliğini bir sonrakine taşıyan o kusursuz akışın bir parçası.

55 yaşına girmek, doğadaki o gizli oranla, diğer bir deyişle "altın oran"la bir nebze daha barışmak gibi sanki.

Hayatın kaosu içinde bir düzen, gürültüsü içinde bir melodi bulmak.

Hatalarını daha çok sevmek. Kendinle daha çok barışık olmak.

Aynaya daha sık bakmak. Aynadakini daha çok benimsemek.

Yalnızlığın sessizliğine daha çok kulak vermek.

Geleneksel sembolizmde 5 rakamı; beş duyuyu, beş elementi ve insanın merkezini temsil ediyor. 55 ise bu merkezlenmenin zirvesi. Artık neyin görüleceğine, neyin duyulacağına ve hangi rüzgârdasavrulacağına dair seçimleri daha bilinçli yapabiliyorsun.

Bu yaş, bir "ustalık" eşiği. Kelimelerin daha tasarruflu, duyguların daha derin, sevginin ise daha yalın yaşandığı bir menzil...

Bu sabah güneş benim için doğduğunda bu sayının bana fısıldadığı o biricikliği kutsayacağım. Her bir elimdeki beş parmağımı birbirine kenetleyip bu dünyadaki varlığım için şükredeceğim.

Hayatın bana sunduğu tüm renkleri, acısıyla tatlısıyla bu sayının içine sığdırıp üzerimdeki her emeği her duayı, her tecrübeyi tek tek anımsayacağım.

Gürültülü bir neşem yok belki eskisi gibi…Derin bir sükûnete saklı mutlu bir huzurum var.

Hüznü, kaygıyı ve acıyı reddetmek yok. Bir deneyim olarak kabullenmek var.

Sevinci kazancı başarıyı kibre kapılmadan kutlamak,

Yenilgiyi, kaybı, hayal kırıklıklarını suçlamadan göğsümde yumuşatmak var.

Ne gençliğime ne de çocukluğuma sırt dönme var.

Bu dünya üzerindeki elli beşinci yılım. Ruhuma atılan çentiklerin, yüzümde beliren çizgilerin bıraktığı izler çok derin ve hepsi benim…

Çoklarla sarmalandığına şükredenben, azlarla yetinmeyi öğrenen ben.