Berivan KAYA/ EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Konak Kültür Mahallesi’nde bulunan ve Türkiye Kızılay Derneği’ne ait 883 metrekarelik parselin kullanım kararının değiştirilmesine yönelik plan değişikliği askıya çıktı.
Büyükşehir Belediyesi meclisinde ilgili komisyonlardan oybirliğiyle geçen plan değişikliği bugün askıya çıkarıldı. 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği, 20 Ekim 2026 tarihine kadar askıda kalacak.
Plan değişikliğiyle parselin mevcut “Kamu Hizmet Alanı” kullanımının “Ticaret Alanı” olarak değiştirilmesi öngörülüyor.
PLAN RAPORUNDA GEREKÇELER SIRALANDI
Plan açıklama raporunda, parselin mevcut imar planlarında 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda “Kamu Hizmet Alanı”, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nda ise “Resmi Tesis Alanı” kullanımında bulunduğu belirtildi.
Raporda ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Planlama Şube Müdürlüğü’nün 1 Temmuz 2025 tarihli görüşüne yer verildi. Söz konusu görüşte, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “planlar kamu yararı amacıyla yapılır” hükmü uyarınca kamu hizmetine ayrılmış alanların ticari kullanıma dönüştürülmesinin mevzuata uygun olmadığı ifade edildi.
Plan değişikliği raporunda ise parselin fiili kullanımının mevcut plan kararından farklı olduğu savunuldu. Türk Kızılayı mülkiyetindeki yapının yalnızca bir katının il başkanlığı tarafından kullanıldığı, diğer katların ise ticari faaliyetler kapsamında değerlendirildiği belirtildi.

Plan açıklama raporunda şu ifadeler var:
İzmir İli, Konak İlçesi, Kültür Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 1185 ada, 2 parselin yürürlükteki imar planları incelendiğinde; taşınmazın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda "Kamu Hizmet Alanı", 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'nda ise "Resmi Tesis Alanı" kullanımında yer aldığı görülmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Planlama Şube Müdürlüğü'nün 01.07.2025 tarihli görüşünde, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 7. maddesindeki "planlar kamu yararı amacıyla yapılır" hükmü uyarınca, kamu hizmetine ayrılmış alanların ticari kullanıma dönüştürülmesinin mevzuata uygun olmadığı ifade edilmiştir. Ancak parselin fiili durumu değerlendirildiğinde; Türk Kızılay'ı mülkiyetindeki yapının sadece bir katının il başkanlığı, diğer katlarının ise ticari faaliyetler kapsamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum, planlarda öngörülen kapasitenin tamamında kamu hizmet fonksiyonunun uygulanmadığını ve mevcut kullanım ile plan kararları arasında bir uyumsuzluk oluştuğunu kanıtlamaktadır. Planlama alanının kent merkezi içerisindeki konumu, ulaşım akslarına yakınlığı ve çevresindeki yoğun ticaret, hizmet ve turizm odaklı kullanımlar, alanın bu doğrultuda yüksek bir gelişme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Yakın çevredeki arazi kullanım kararlarıyla da örtüşen bu tablo, planlarda öngörülen kamu kullanımının sürdürülebilir olmadığını ortaya koymaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte ele alındığında; mevcut "Kamu Hizmet Alanı" kararının kentsel gelişim dinamikleriyle örtüşmediği ve Türk Kızılay'ının insani yardım faaliyetlerini sürdürülebilir kılma misyonuna engel teşkil ettiği görülmektedir. Bu noktada; Köy Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesinin 2. fikrası ile getirilen güncel düzenleme; kamu hizmetine ihtiyaç duyulmayan ve kamulaştırılmayan alanlarda, eşdeğer alan ayrılmaksızın mülkiyet kısıtlılığının kaldırılmasını yasal bir zorunluluk ve hak olarak tanımlamaktadır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin genel hükümlerinin üzerinde bir kanun maddesi vasfı taşıyan bu düzenleme çerçevesinde, kamu yararına çalışan Türk Kızılay'ının taşınmazını verimli kullanamaması, toplumsal fayda odaklı yardım kapasitesinin sınırlanması anlamına gelmektedir. Bu yasal hakkı teknik yönden destekleyen Mekänsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 'Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri başlıklı Ek-2 tablosunda, Eğitim, Sağlık, İbadet, Sosyal ve Kültürel Tesisler ile Teknik Altyapı alanları için nüfusa bağı asgari standartlar belirlenmiş olup, söz konusu tabloda 'Resmi Tesis/Kurum Alanları' için kişi başına düşen asgari bir standart veya m² değeri tanımlanmamıştır. Bu bağlamda, yönetmeliğin 26. maddesinde belirtilen 'sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması durumunda eşdeğer alan ayrılması zorunluluğu, Ek-2 tablosunda standartları belirlenmiş olan donatı alanlarını kapsamakta olup, standart dışı bırakılan resmi kurum alanlarının düzenlenmesinde idarenin takdir yetkisi ve kamu yararı esastır. Dolayısıyla taşınmazın "Ticaret Alanı" olarak planlanması; imar bütünlüğünü bozmayacağı gibi, elde edilecek katma değerin doğrudan insani yardım operasyonlarına aktarılmasına olanak sağlayacaktır. Netice itibarıyla bu plan değişikliği önerisi, mülkiyet hakkının iadesi, kentsel doku ile uyum ve üstün kamu yararının tesisi ilkelerini aynı paydada buluşturan, şehircilik esaslarına ve hukuki düzenlemelere tam uyumlu bir çözümdür. Sonuç olarak, söz konusu değişikliğin kamu yararı ilkesine aykırılık teşkil etmediği, aksine atıl kalan bir plan kararının işlevsel hale getirilmesi suretiyle kamu yararını güçlendirdiği sonucuna yarılmıstır





