Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesinin CHP kurultaylarına dair 'mutlak butlan' kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanmasına yönelik konuşan Kılıçdaroğlu, "Belediye başkanının tutuklanmasını doğru bulmayız. Bunu şimdi söylemiyorum. İlk belediye başkanımız gözaltına alındığında da söyledim" dedi.

Kılıçdaroğlu, "349 yılla yargılanan belediye başkanlarımız oldu, ama kimse sabahın köründe evini basayım, koluna kelepçeyi vurayım, götüreyim, yargılayayım demedi. Bir belediye başkanını tutuklamak, kişilerin hizmet almasını engellemek demektir. Yargılamanın kendine göre kurallarının olması lazım" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun yeni yasama yılındaki ilk grup toplantısında öne çıkanlar şöyle:

"Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Ahlaki temellerde inşa edeceğiz. Kişinin kimliğini asla ve asla siyasete malzeme etmeyeceğiz. İnsan en değerli varlıktır ve herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Milletvekillerimizle Türkiye'nin sorunlarına değineceğiz.

Kadının emeğinin ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Kadın kırsalda erken saatte kalkar. O kadın günün 24 saati çalışır. Kırsalda çalışan kadının başımızın üstünde yeri vardır. Biz, kırsalda yaşayan kadınların ve gençlerin sigorta primlerini devlet ödemeli ve yaşı geldiğinde emekli olmalılar.

Gözaltı ve tutuklamalar var. Hiç kimse yargılanamaz değildir. Şu an benim dokunulmazlığım yok. Ama şikâyet olduğunda hâkimin huzurunda kendimi savunurum. Kimse beni yargılayamaz diyemez ama yargılamanın da ilkeleri olması lazım. Sabahın beşinde bir belediye başkanının kapısı çalınmaz.

Bir belediye başkanının yargılanması elbette olabilir. Ama belediye başkanının tutuklanmasını doğru bulmayız. İlk gözaltına alındığında da ifade ettim.

Yargılamada hukukta, kipte standartı olmaz. Bülent Arınç'ın deyimiyle, Ankara'yı parsel parsel satan kişi... Ağzında sakızıyla geldi. Böyle bir çifte standart yargıya gölge düşürüyor. Ama çifte standarda itiraz ediyoruz. Her davanın takipçisiyiz.

Kiminle konuşsanız dertli. Her türlü yasa dışı işleri yapanların at koşturduğu yere döndük. Derdi çözülemeyen herkes şunu soruyor: 'Bu ülke nereye gidiyor?'

CHP, toplumda kendini sahipsiz hisseden bütün kesimlerle sağlıklı bir diyalog kurmaya her zaman hazır.

Son fon skandalının faturası diğerlerine göre daha ağır. Fonlardan çıkan paranın tutarı 538 milyar lira. Soyulan vatandaşımızın sayısı 455 bin 748. Şimdi herkesin huzurunda 3 soru soruyorum:

1: Borsa vurgununda kimler kazandı?

2: Kimler borsayı denetlemekle görevliydi?

3: Kimler bu soygunu bildiği halde zamanında müdahale etmedi?

Yiğitsen, olayı biliyorsan söylediğin sözün arkasında duracaksın. Burada sadece bir fon meselesi değil, Türkiye'yi genel ilgilendiren bir sorun var. Bakanların kutuplaşması var. Neden bu olaylar aylarca bekledi, el atılmadı? Bunun sorulması lazım.

Bu bir devlet krizidir ve bunu ilk dillendiren de CHP'dir. CHP olayları sağlıklı idare eder ve doğru teşhisi de koyar. Evet, bu bir devlet krizidir. Büyük bir arındık zaten ama hâlâ var. Arındık, arınacağız.

Kimsenin önünde eğilmeyiz. Bizim verilmeyecek hesabımız yok. Hep şöyle söyleriz: 'Hesap sormazsanız namertsiniz'

Bakan kendi kurumuna söz geçiremiyor. Devlette liyakati her zaman vurgularız. Devlette liyakat biterse o zaman sorun var demektir.

İlk çağrımda 'Bu olayı mutlaka denetleyin,' demiştim.

Bizim 4 maddelik önerimiz var.

Birincisi şu: Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere, doğrudan sorumlu olan, denetim görevinde bulunan, hatta olanı biteni açıkça görebilecek olan bütün bürokratlar derhal görevden alınmalı.

Özel: Üye sayımız 753 bine ulaştı
Özel: Üye sayımız 753 bine ulaştı
İçeriği Görüntüle

İkincisi, 5 milyon lira ve üzerine fona para yatıran ve paralarını 2026 Ağustos ve Eylül aylarında çekenlerin kimlik, unvan ve para miktarı bilgileri kamuoyuna açıklanmalıdır. Kimler mağdur oldu, gördük.

Üçüncüsü, bu soygun sürecinin tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkması için özel bir komisyon oluşturulmalı.

Dördüncü olarak, bu soruşturma mutlaka suç örgütü kapsamında değerlendirilmeli.

Eğer bu durum tekerrür etmesin diyorsanız, bu 4 maddeye uyacaksınız"