İzmir'e saldırmayan bir Diyanet İşleri Başkanımız kalmıştı, o da oldu, tam oldu, çok güzel oldu…
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, dün katıldığı bir toplantıda bana göre kısaca ''Heeey gavur İzmir, siz fazla laiksiniz'' anlamına gelen 'İzmir'in farklı bir dindarlığı var… Bu dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var'' açıklamasını yaptı…
İzmir'in dindarlığı diye bir tanım, başlı başına garip zaten…
Bir kentin dindarlığı mı olur… Dindarlık, şehirlere göre değişiyor mu? Dinin İzmirlisi, Konyalısı, Ankaralısı mı olur?
Bireyin inancı, dindarlığı olur… Ama işte hükümetin fikri başka olunca, göreve getirdiklerinin zikri de ona göre oluyor demek…
Bu söz, insan haklarına göre insanları ayrıştırmaktır… Oysa ki, Diyanet İşleri Başkanı'nın görevi ayrıştırıcı değil birleştirici olmalı…
Ama beni asıl düşündüren ''İrfan geleneğine ihtiyacı var'' bölümü…
Koskoca bir kenti irfandan yoksun olarak tanımlamak, görev sınırlarını aşıp, insanların inancını ahlakını yaftalamaya başlamaktır…
Bu tip önemli görevlerde bulunanların, kahvede sokakta yapacakları sohbetlerle, görevleriyle ilişkili konuşmaları arasında ayrım yapabilme yetenekleri olmalı…
İrfan geleneği bu konuda ne der acaba?
* * *
Belki İzmir'in çok şeye ihtiyacı var, ancak ihtiyacı olan en son şey Diyanet İşleri Başkanı'nın bu gereksiz görüşleri…
Sayın başkan;
İzmirlinin inancı da vatan sevgisi de tamdır…
Siz insanların dinin imanını sorgulama makamı değilsiniz… Siz hizmet makamısınız ve İzmirlinin verdiği vergilerle İzmirlinin dinini sorgulayamazsınız…
İzmirli, insanlık vasıflarını iyi bilir… Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Budist, Deist, Ateist… Ne olursa olsun saygı duyar, ötekileştirmez…
Farklı olan İzmirlinin dindarlığı değil, sizin laikliği anlamamanız ve devleti dini temellere oturtarak yönetmek istemeniz…
İzmir, ülkenin birlik ve bütünlüğünü en çok düşünen ve de haksızlıklara en fazla tepki gösteren ildir…
İzmir, aydın, boyun eğmeyen, sürü psikolojisine aykırı insanların yaşadığı ildir…
Sayın başkan;
İzmirli dini asla çıkarı için kullanmaz… Dini siyasallaştırıp Allah'ı kandırma yolunu seçmez… İzmirli günahı ve sevabıyla olduğu gibidir… İzmirliler kula biat etmez, Allah'la arasına kimseyi sokmaz…
Hem unutmayın lütfen, insanların inançlarını sadece Allah bilir… Hiç, ama hiç kimse insanların inançlarını kategorize edemez, sorgulayamaz... Bu Allah'a şirk koşmaktır ve en büyük günahlardandır…
Günaha girdiniz maalesef…
DİPNOT: Çanakkale hutbesinden Atatürk'ü ve Şehitleri çıkaran Diyanet'in benim için güvenirliliği kalmamıştır., bunu da yazmadan geçemeyeceğim…