Birkaç gündür içim iyice kararmıştı…
Bunalmıştım, çünkü her şey üst üste gelmişti…
Suriye'yle göz göre göre savaşa gidilmesi, provokasyon olduğu açıkça belli Reyhanlı katliamı, içki yasağı, üçüncü köprü ve seçilen ismi, vs.vs.…
Bunların üstüne bir de başbakanın geçtiğimiz Salı günkü konuşması geldi… Hani şu açıkça 'dine dayalı kural olsa ne olur' diyerek şeriata kapı açtığı konuşması…
Ama, ondan sonra çok acayip bir şey oldu…
Hani, Taksim Gezi Parkı'nı korumak için başladı ya olaylar…
Hani, polis sabaha karşı, geceyi çadır kurup orada geçiren bir avuç genç insanın üzerine yığıldı ya…
İşte ne olduysa ondan sonra oldu, bir kıvılcım çaktı sanki…
Bu tek kıvılcımla sağcısı solcusu, sosyalisti, milliyetçisi, İslamcısı, ateisti, fenerlisi Galatasaraylısı, tek yürek oldu, hep bir arada nasıl direniş yapılacağını çok güzel gösterdi…
Kızım, yeğenlerim ve arkadaşları hep oradaydılar… Büyük bir heyecanla görev yaparcasına cansiperane korudular inançlarını…
Biber gazlarıyla, tazyikli sularla tanışıp ara sıra evlere gelip birkaç saat uykuyla yine gittiler görevlerinin başına… Onlar geri çekildikçe başka gençler gitti onların yerine… Yılmadılar…
On binlerce insan İstanbul'un her yerinden Taksim'e akmaya başladı…
Bazen küçük olaylar hiç anlaşılmadık şekilde dev bir çığa dönüşür ya... Ertesi gün eylemciler binlerce kişi, sonraki gün on binlerce kişi oldular... Polis bildiği tek şekilde cevap verdi: Şiddet, vahşet, acımasızlık…
Oysa ki, bunlar her zamanki eylemcilerden değildi, büyük kısmı hayatta hiç bir siyasi eyleme katılmamış apolitik gençlerdi… Kızım da, yeğenlerim de içlerindeydi… Nasıl yapacaklarını bilmeseler de, tek istekleri protestoya katılmak, eylemcilerin yanında olmaktı, oldular da…
Ben böyle bir eylemin Cumhuriyet tarihinde bir eşi daha olduğunu sanmıyorum… Siyasi kimlik yok, sadece ''yeter artık'' diyen halk var…
Devrimciler, ülkücüler, dindarlar, Kemalistler, mavi yakalılar, beyaz yakalılar, işçiler, profesörler, sanatçılar, ev kadınları hepsi bir arada… Esnaf, oteller, pastaneler eylemcilere kapılarını açtı, karınlarını doyurdu, dinlenecek yer verdi… Askeri hastaneden eylemcilere maske dağıtıldı… Herkes dayanışma içindeydi…
Sadece Taksim değil, bütün Türkiye ayağa kalktı... Her yerde yürüyüş, her yerde eylem, her yerde 'Hükümet istifa', 'Her yer Taksim, her yer direniş' sloganları… Yurtdışındaki Türkler de yaşadıkları kentlerde destek mitingleri yaptılar/yapıyorlar…
Bu olayları birikim, son damla, sabrın sonu gibi ifadelerle tanımlayabilirsiniz…
Ne ile bağdaştırırsanız bağdaştırın bu bir harekettir, bütünlüktür… İşte şimdi Türkiye'nin asla kaybetmemesi gereken budur, bu duygudur…
* * * *
Ben neler yaşandığını an be an sosyal medyadan izledim…
Yandaş medyadan zaten hiçbir beklentim yoktu, onlara hiçbir zaman itibar etmedim/etmem, ama ya anlı şanlı haber kanallarına gazetelerine ne demeli?
Milletin yanında olmak yerine, nasıl da iktidarın borazanını öttürmeyi tercih ettiler…
O yüzden de haber alabilmek için, iletişim kurabilmek bilgilendirmek ve hatta destek olabilmek için tek çarem sosyal medyaydı, ben de onu takip ettim herkes gibi, bir de Halk TV, Ulusal Kanal ve de elbette ki www.egedesonsoz.com'u…
Bilinsin ki, sadece Gezi Parkı meselesi değil bu hareket…
Bu hareket, son 3-4 yıldır kutlayamadığımız milli bayramlarımız, dört bir yanımızı çevreleyen adaletsizlikler için… Diktatörlüğü savunanlar, laikliğe son vermek isteyenler için… 2 ayyaş dedikleri için, halkı koyun yerine koydukları ve koyun olmadığımızı göstermek için….
Sonucu ne olursa olsun, bu günler tarihe geçti… AKP hükümeti gider, gitmez… Ama bir gerçek var ki, 'kırılma noktası' yaşandı… 31 Mayıs 2013 'devlete karşı gelinmez' zihniyetinin yıkıldığı gün oldu…
Taksim Gezi Parkı'na sahip çıkan Türk milleti bundan böyle cumhuriyetine ve devletine de sahip çıkacaktır, eminim...
Umudum var…
Korkmadan, 'cop'a, 'gaz bombası'na, 'basınçlı su'ya, 'şiddet'e karşın gece yarısı bile sokaklara dökülen, yılmayan, direnen ve de sokaklara dökülenlere gönülden destek olanlara selam olsun…
Mehmet Akif'in şu dizeleri ne kadar da güzel: 'Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.'
DİPNOT: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Bakanı, dün Türkiye'de ki iktidar için bakın ne dedi: 'Türk halkı böyle bir şiddeti hak etmiyor. Erdoğan istifa etmeli…' Etme bulma dünyası bu olmalı...