Hep korkardı ya birileri demokrasi dışı düşüncelerden, uygulamalardan, mesela en kötü ihtimal olan darbeden...'Korkunun ecele faydası yokmuş' derler...Belki darbe ile düşmedi ama halkın gözünden tamamiyle düştü artık! İşte o ecele faydası olmayan korku yüzünden, onlarca T.C. Vatandaşı ve aydını demir kafesler ardında ya hala...Sadece demokratik haklarını kullandıkları için...Ama binleri, onbinleri hapsetmek o kadar kolay değildir tabii. Tarihe geçecek üç gün boyunca anladık bunu. Biber gazı sıkılabilir, gaz bombası yenilebilir, gözaltına alınıp hapsedilebilir, hatta yaralanıp öldürülebilirsiniz. Ama halkın iradesini hapsedemezsiniz! Halkın iradesi hapsedilemez!Çünkü bu ülkede, yine birilerinin diline pelesenk olan ama kendisinin bir türlü hayata geçiremediği 'Demokrasi' vardır. Devlet yönetiminde bunu sağlayamamış olsa da, 'halkın demokrasisi' vardır.İşte diktatörlük zihniyetiyle yönetilen bir ülkede, bu direnişin adı demokrasidir; hatta halk darbesine dönüşebilecek bir demokrasidir.
Bir zincirin gücü, o zincirin en zayıf halkası kadarmış. İşte o zayıf halkayı güçlendirdik Türk halkı olarak, birkaç ağaç sayesinde! Hani demiş ya içlerinden biri, 'Üç ağaç kesiliyor diye şehrin altını üstüne getirdiler' diye. İşte en baştaki ve O'nun gibi düşünenlerin zihniyeti budur. Sadece o şehrin değil, Türkiye'nin altını üstüne getirdik biz...Yalnız ağaçların kesilmemesi için değil, bu karanlık zihniyeti bitirmek için! Ağaçların kesilmesinin bahane edildiği asıl nedenleri bilirler ama işlerine gelmez bilmek nedense! O gerekçeleri bal gibi bilmektedir ama anlamazlığa gelmektedirler.Neler mi? Mesela milli bayramlarımızın hep bir bahaneyle kutlanmasını engellemek gibi, Atatürk Anıtı'na çelenk konulmasını yasaklamak gibi, Atatürk ilke ve inkılaplarını ders kitaplarından çıkarmak gibi, T.C'yi kaldırmaya çalışmak gibi, halkı biz ve onlar diye ayırmak gibi,...Başka bir şey var mı sizce? Başka ne olsun!? Benima aklıma gelenler bunlar. Bunun yanında henüz hayata geçmemiş ama hayatımızı karartabilecek kimbilir kaç karar daha var! Bunlar protesto için, halk direnişi için, mücadele için çok önemsiz gerekçeler değil mi!? İşte bu direnişin adı demokrasidir.
O zayıf halkayı güçlendirdik ennihayet. O zayıf halka, milletin uyanmasıydı, iradesiydi.İşte biz de şimdi, hepimiz o zincirin halkalarından biriyiz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Halka rağmen iktidar olunmaz. Sayın Başbakanın halktan özür dilemesi ve istifa etmesi lazımdır. 'demiş. Elbette özür dilemesi ve istifa etmesi lazım. Ama Başbakanın herşeyden önce ilke ve inkılaplarını bilinçli ya da bilinçsiz (!) kaldırmak istediği türk ulusunun önderi M. Kemal Atatürk'ün Gençliğe hitabesindeki özellikle şu son satırları, T.C . Başbakanı olduğu müddetçe beynine nakşetmesi ve hiç unutmaması lazımdır:
'.......Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!'
Biz, Atamızın öğüdünü tutmuş olmaktan gururluyuz. T.C. Tarihinde tarihe geçecek üç gün boyunca Türk gencinin ve Türk milletinin yaptığı da budur. Şimdi birileri tarafından daha iyi bilinsin ki, bu direnişin adı, demokrasidir!