Milletvekili aday listeleri açıklandı açıklanmasına fakat; tartışmaları, varsayımları, nedenleri ve niçinleri üzerine yazılıp söylenenler maalesef henüz bitmedi. Gerek yazarlarca gazetelerde gerekse siyaset yorumcuları tarafından radyo ve televizyonlarda; listeye alınanların niçin alındığı, alınmayanların ise niçin alınmadığı hususu ince bir titizlikle sorgulanıyor. Kimin hangi yoruma nasıl baktığını bilmem mümkün değil ancak yorumlar arasında dilimi ısırdıklarım da var, gülüp geçtiklerim de… Kimine ihtimal veriyor kimini ise kaale bile almıyorum.
Listeye alınanların listeye neden alındıklarından ziyade listeye alınmayanların listeye neden alınmadıkları tartışılıyor. Bu cümle az biraz 'bu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak' tarzı oldu ama; af buyurun lütfen.
4200 milletvekili aday adayının başvurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin listeye alınan tarafında 550 kişi varken diğer tarafında listeye giremeyen 3650 kişi var. Bu 550 kişi içerisinden sırasını beğenmeyen insanlarında var olduğunu düşünürsek listenin rağbet görmeyen kısmı yazarak ya da konuşarak yorumlamak üzere yazarlar ve yorumcular için birebir duruyor.
Kimi isimlerin listeye alınmamasıyla ilgili en güçlü ve de en yoğun gerekçe; 'Baykalcılık'. Örneğin; gençlik kollarından bu yana işi de gücü de parti olmuş, partinin her daim koşturan, çalışan, didinen adamı olarak bilinen Hüseyin Mutlu Akpınar. Cumhuriyet Halk Partisinin zor dönemlerinde bile var olup asla pes etmeyen bu ismin listede olmama gerekçesi 'Baykalcı' olması ise ben buna sadece gülerim. Ne olacaktı peki bu adam? Demirelci mi? Yoksa Türkeşçi mi?
Acaba Ekrem Bulgun, Bülent Baratalı, Ertam Özen, Sedat Uzunbay, Nevzat Kavalar, Tülay Özüerman veya diğerlerinin Deniz Baykal'ı sevmemesi mi gerekiyordu? Bu yakıştırmalara bakılırsa cevap sanırım 'evet' olacak. Peki Kemal Kılıçdaroğlu acaba genel başkanı Deniz Baykal'ı sevmiyor ve beğenmiyor muydu? O yüzden mi Baykalcı değildi? Bugüne kadar en ufak bir kötü söz ya da iğneleme duymadığımıza göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun Deniz Baykal'ı beğenmemesi gibi bir durum da söz konusu değil. Bana göre az önce saydığım isimler ne kadar Baykalcı ise sn. Kemal Kılıçdaroğlu da o kadar Baykalcıdır.
Ben ülkücü olup da rahmetli Alparslan Türkeş'i sevmeyen, beğenmeyen adam görmedim. Cumhuriyet Halk Partili olup genel başkanını sevmeyen, sevemeyen adamları ise hala anlamış değilim. Tabi bu durum yakın tarihimizde listelere giremediği için genel başkanı ve yönetimini yaylım ateşine tutan milletvekillerimiz için de geçerli.
Parti içi demokrasiyi (önseçim dışında) yoğun yaşayan ve bu anlamda çok keskin mücadelelere tanık olduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi gibi başka bir parti daha yoktur ki fikir ve düşüncelerinizi özgürce söyleyebilesiniz. Zaman zaman bu özgürlük partiye zarar da verse vazgeçmez, vazgeçemeyiz. Acımasızca eleştiririz. Deniz Baykal mesela, az çekmedi kendi partililerinden… O gitmediği sürece partiye oy vermem diyenler bile vardı. Yaptıkları doğru mudur, yanlış mıdır? Bu mesele şu an beni hiç ilgilendirmiyor. Lider olmasına rağmen acımasızca eleştirildi. Hem de kendi partilileri tarafından. Ya Recep Tayyip Erdoğan? Sade bir parti üyesinin bile eleştir(e)mediği başbakan, sekiz yıldır bizi idare ediyor. Sonuçsa ortada…
Deniz Baykal ki gariptir; kim kendisine karşı durmuşsa onu bir yerlere getirmiştir. İsimlere değinmek ve olaylar üzerinde durmayı gereksiz buluyorum. Fakat Deniz Baykal'a karşı duranlar il başkanı, milletvekili ve hatta ona hakaret eden kimi isimler belediye başkanı bile olabilmişlerdir. Peki, önseçimle yani kendi güçleriyle mi? Hayır, bizzat kızıp, eleştirdikleri, karşı durdukları Deniz Baykal'ın atamasıyla… Ve ne yazık ki Deniz Baykal'ın herkesi milletvekili ya da herkesi belediye başkanı yapması mümkün değildir. Zaman içinde istediğini alamayıp bir yerlere gelemeyen insanlar Deniz Baykal'ı engel görüp o engeli yıpratarak aşmak istemişlerdir. Siyasette vefa diye bir terim olmadığı için ise istediğini alanlar da ne yazık ki ona sahip çıkmamışlardır.
Şimdi sıradan değil sıra dışı bir milletvekili adayı Deniz Baykal. Genel başkanına tam bağlı, partisi için yollara düşmüş ve halkın iktidarı için çaba sarf ediyor. İnanılmaz bir enerji harcıyor ve sınırlarını biliyor. Deniz Baykal, Antalya'nın adayı ve Antalya'ya hitap ediyor. Elinde Kemal Kılıçdaroğlu broşürleri ile mahalle mahalle, köy köy, belde belde, ilçe ilçe geziyor. Aile sigortasını anlatıyor.
Hani korkmuyor da değilim. Yarın öbür gün kurultay olsa; onu da Gandici Deniz diye harcayacaklar. Olur mu, olur!