Nisan 2004’’te Kıbrıs’’ta yapılan halkoylamasında, Türk tarafı, AKP Hükümetinin baskısıyla Annan Planına %65 oranda evet demişti. Evet propagandasının öncüsü ve zamanın Cumhurbaşkanı bu kampanya sırasında ’“Yes Be Annem’” sloganını seçmişti.
12 Eylül 2010 da yapılan referandum oylamasında, AKP ve kadrolu-emzikli yazarlar ’“Evet Ama Yetmez’” sloganını kullanmışlardı.
Şimdi ise Kürtçü-Bölücülerin, ’“Özerk Kürdistan’” talepleri karşısında, Başbakan Erdoğan’’ın abisi Hasan Cemal ve Mam Celal(Amca) şunu diyorlar;
’“Evet Ama Erken’”’…
Yes be annemcilerin %65 oyu, Kıbrıs Türküne hiçbir iyilik getirmedi. Rum tarafı Avrupa Birliğine alındı, Türkler dışlandı, Başbakan Erdoğan’’ın kazan-kazan politikası iflas etti, Rumlar kazandı Türkler kazan olarak kaldı! Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü tarafından seçilmeyerek evine gönderildi.
Evet ama yetmez, deyip Anayasa değişikliğine evet diyenlerin en büyük gerekçesi, ülkemizdeki demokrasi ve özgürlük ortamının artacağı ve 12 Eylül darbesiyle yüzleşilmesi olayı idi. Ülkede özgürlük ortamı polis coplarının hamilelere çocuk düşürtmesi, Üniversitelerimizin Polis ve Jandarma eğitim alanlarına dönmesi, tutukluluk halinin cezaya dönmesi ve dünya ülkeleri arasında demokrasi sıralamasında iki sıra gerileyerek, geriden tavan yaptı!
12 Eylül ile yüzleşme olmadı ama 12 Eylülü yapanlarla sırt sırta verildi’…
Abdullah Öcalan’’ın emriyle, onun çömezleri olan BDP , DTK ve emzikli basının kadrolu elemanları ’“Özerk Kürdistan’” , ’“Kürtçenin eğitim dili olması’” ve ’“Ayrı bayrak’” istediler. Okumayan, olayları takip etmeyenler şaşkına döndüler. Halbuki tüm bunlar yıllar önce Apo tarafından söylenmişti. Bağımsız Kürdistan’’a gidecek yolun ikinci aşamasıydı bu söylenenler.
Bu söylenenlerden sonra toplum gerildi ve herkes ’“ne oluyoruz?’” diye birbirine sormaya başladı. Genelkurmay Başkanlığı, Anayasa maddelerini bildiren bir açıklama yaptı.
Önce Başbakan’’ın bu konudaki danışmanı Ömer Çelik; ’“Bunları tartışmak bile suikasttır’” dedi. Arkasından Hasan Cemal ve Irak’’ın dandik Cumhurbaşkanı Talabani; ’“Evet ama Erken’” dediler. Hayır, siz ne yapıyorsunuz, Türkiye’’yi bölmek mi istiyorsunuz demediler. Tamam istediğinize evet ama henüz erken, ne yapıyorsunuz, her şeyin sırası var, acele etmeyin, günü gelince özerklik de olacak, bağımsızlık da olacak anlamına gelen ’“Evet ama Erken’” dediler.
Günlerdir AKP Hükümetinden, Türkiye Cumhuriyeti devlet yetkililerinden gür ve akıl dolu bir ses bekledim. Çıt çıkmadı.
Söylenmesi gereken şu idi;
Sizler Özerklik, ayrı bayrak, ayrı eğitim dili isteyenler, bu taleplerinizi gerçekleştirmenin iki yolu olduğunu bilin ve tercihinizi yapın Türk Devleti sizin tercihinize göre davranacaktır.
*Birinci yol, her demokratik ülkede olduğu gibi ’“Seçim’” yoludur. Taleplerinizi anlatın, Türk Milletinin çoğunluğunu inandırın, iktidar olun, Anayasa değişikliği dahil ülkenin idari yapısını değiştirin’…
*İkinci yol, silah kullanarak zorla iktidarı ele geçirmek ve istediğinizi yaptırmaktır’…
Bunun üçüncü yolu yoktur. Birinci yolu seçerseniz, buyrun meydan sizin. Demokratik mücadelenizi kırmadan, dökmeden yapın, kazanın öyle gelin’…
Yok ikinci yolu seçecekseniz, PKK eliyle 1984’’ten beri yaptığınız gibi kan dökmeye devam edecekseniz, bunu da Türk Milletine açıkça söyleyin, karnınızdan konuşmayın ve sonucuna razı olun.
Yalnız şu tarihi gerçeği kimse unutmamalıdır; Dünyanın en güçlü devletleri bir araya geldiler yine de Türk Milletini yenemediler. Bu zibidiler ne ki’…