Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Karşıyaka Belediyesi arasında billboard ve reklam ünitelerinin sökümü nedeniyle yaşanan krize ilişkin açıklama yaptı. Söküm işlemlerinin yalnızca reklam panolarına yönelik bir uygulama olmadığını savunan Ünsal, asıl meselenin KENT A.Ş.’nin önemli gelir kalemlerinden birine müdahale olduğunu söyledi. Ünsal, Büyükşehir Belediyesi’nin işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek süreci yargıya taşıdıklarını açıkladı.
KRİZ NASIL BAŞLADI?
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Karşıyaka Belediyesi arasında başlayan billboard krizinde sürecin nasıl başladığını anlatan Başkan Yıldız Ünsal, “
Konumuz, reklam ünitelerimizin İzmir Büyükşehir Belediyesince sökümü gibi gözükse de mesele bizim açımızdan aslında birkaç “billboard” değil, öncelikle bunu söylemek istiyorum. Mesele, Kent Aş’nin daimi gelir kaynaklarından birine sekte vurulması, dolayısıyla işçimizin, emekçimizin alınterinin zarara uğratılmasıdır. Biz bu konuya bu açıdan bakıyoruz. Bu konuda kamuoyunda bir takım yanlış ve yanıltıcı bilgiler var. Hem bunları temize çekmek hem de hukuki süreci, konuyu kişiselleştirmeden, elimizdeki belgeler ve yaşanan süreç üzerinden açıklamak istiyorum. Öncelikle sürecin nasıl bu aşamaya geldiğini ele alalım… Süreç, Büyükşehir Belediyesi’nin rutin denetimleri ile başlamadı arkadaşlar... 13 Şubat 2026'da Vizyonkent Reklam Pazarlama A.Ş., Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruyor. Karşıyaka'daki 69 reklam panosunun kendi "münhasır işletme hakkını" ihlal ettiğini ve gelir kaybına yol açtığını ileri sürüyor ve panoların kaldırılmasını istiyor. Büyükşehir Belediyesi, bu başvuruyu dört gün sonra Karşıyaka Belediyesine iletiyor. Kent A.Ş. 20 Şubat 2026'da ayrıntılı bir cevap verdi bu yazıya. Panoların hukuki statüsünü, Karşıyaka Belediyesi'nin Kent A.Ş.'ye devrettiği işletim haklarını ve Vizyonkent'in Büyükşehir ile yaptığı sözleşmenin yalnızca kendi ihale envanterindeki 3.701 üniteyle sınırlı olduğunu açıkça bildirdik. Panoların birlikte incelenmesi için ortak bir heyet kurulmasını da önerdik. Bu öneriye hiçbir cevap verilmedi. Süreç bu şekilde başladı" dedi.

20 DEMİRBAŞ İÇİN 20 AYRI CEZA KESİLDİ
KENT Anonim şirketi ile Vizyon Kent Anonim Şirketi arasında 28 Mayıs 2021’de bir sözleşme imzalandığını belirten Yıldız Ünsal, “Bu noktada bilmeniz gereken bir şey daha var. Kent A.Ş. ile Kentvizyon Medya İletişim Pazarlama A.Ş. arasında 28 Mayıs 2021'de bir sözleşme imzalandı. Bu sözleşmeyle Kent A.Ş. tasarrufundaki 327 reklam ünitesinin işletme hakkı Kentvizyon'a verildi. Sözleşmenin yapıldığı tarihte Sayın Cemil Tugay Karşıyaka Belediye Başkanıydı ve Kent AŞ yönetim kurulundaydı. Bugün şikâyette bulunan Vizyonkent ile 2021'de Büyükşehir’den işletme hakkını alan Kentvizyon aynı grubun şirketleri. Dolayısıyla tartışmanın temel sorularından biri şu: Aynı hukuki statüdeki reklam ünitelerinden bir bölümü aynı grup şirketi tarafından işletilirken sorun görülmüyor. Grup dışında kalan panolar ise bugün neden birdenbire "hukuka aykırı" hale geliyor? 14 Eylül 2026'da Büyükşehir zabıta birimleri, Kent A.Ş.'ye ait 20 reklam ünitesi için aynı gün içinde 20 ayrı ihtarname ve 20 ayrı idari para cezası düzenledi. İhtarnamelerde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesine dayanıldı. "Kaç gün içinde toplanması gerektiğine yönelik bölümde ise "derhal" ibaresi kullanıldı. Ertesi gün, 15 Eylül'de panolar sökülmeye başlandı; hukuki başvuru yolları tarafımızca fiilen kullanılamadan ilk gün altı ünite kaldırıldı. Daha sonra daha da ciddi bir gelişme yaşandı. Büyükşehir ekipleri, hakkında hiçbir ihtarname veya para cezası bulunmayan başka reklam ünitelerini de sökmeye başladı. "Bu panolar hakkında herhangi bir ihtar yok" diyerek itiraz ettik. Sahadaki görevliler ise ihtar vermeye gerek olmadığını söyledi. Söküm ekiplerinden kimlik, görev belgesi, yazılı söküm emri, encümen kararı, makam oluru veya iş emri istedik. Bunların bir kısmı sahada gösterilmedi. Bu hususlar kolluk ve belediye görevlileri marifetiyle tutanak altına alındı" ifadelerine yer verdi.
BU TAVRI ADALETSİZ GÖRDÜĞÜMÜZ İÇİN İTİRAZ EDİYORUZ
Bu uygulamanın ve müdahalenin hukuka aykırı olduğunu dile getiren Ünsal, " Büyükşehir bu işlemi tesis etmek için Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesine dayandı. Bu madde "afiş asma" başlığını taşıyor ve "bez, kâğıt ve benzeri afiş ve ilan" asılmasını kapsıyor. Oysa tartıştığımız şey bez veya kâğıt afiş değil. Bunlar yıllardır aynı yerde duran; metal konstrüksiyonu, ankrajı ve elektrik tesisatı olan billboard ve totemler. Büyükşehir kendi İlan, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliğini uyguluyorsa, bu Yönetmelik izinsiz uygulamalar için 7 günlük süre verilmesini öngörür. Oysa bu usul uygulanmadı ve sökümler Kabahatler Kanunu'na dayandırılıp "derhal" işlem başlatıldı. İhtarnamelerde söküm masraflarının yüzde 20 fazlasıyla tahsil edileceği yazıldı. Bu husus da ayrıca encümen kararına ve söküm için bir süre verilmesine dayanan ayrı bir usul. Bu usulün uygulandığı da bize gösterilmedir. Büyükşehir Belediyesi bir kanundan ceza yetkisini, başka bir kanundan yüzde 20 masraf hükmünü, Yönetmelikten de söküm yetkisini almış. Fakat aynı düzenlemelerin vatandaşı ve şirketi koruyan süre, usul ve karar mekanizmalarını ise uygulamamıştır. Biz bu tavrı adaletsiz gördüğümüz için itiraz ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Mahkemeler de aynı görüştedir. Bu tür uygulamalar, daha önceleri de muhkemeler tarafından haksız bulunmuş ve emsal kararlar ile işlemler durdurulmuştur. Mahkemeler, reklam totemlerinin "yapı" niteliğinde olduğunu; kaldırma işleminin ancak İmar Kanunu'nun öngördüğü usülle, yani yerinde tespit, süre verilmesi ve encümen kararıyla yapılabileceğini; İlan ve Reklam Yönetmeliği'nin tek başına söküm dayanağı olamayacağını ve "yasal dayanağı içermeyen ihtarname"nin hukuka aykırı olduğunu açıkça belirtiyor. Yani Büyükşehir Belediyesi, daha önce defalarca mahkemelerin hukuka aykırı bulduğu uygulamayı bugün yeniden ve daha sert biçimde Karşıyaka’da hayata geçiriyor.
DEĞER MİYDİ?
Elektrik çarpması riskine dikkat çeken Ünsal, "Sökümler yalnızca hukuka aykırı değil, aynı zamanda tehlikeli. Sökülen ünitelerin tamamı şebeke elektriğine bağlı. Büyükşehir ekipleri bu ünitelerin enerji hatlarını usulüne uygun biçimde iptal etmeden kabloları kesmiş; kesilen uçları kaldırım üzerinde, yaya trafiğinin içinde, açıkta ve yalıtımsız bırakmıştır. Biz müdahale edene kadar bu kablolar enerji taşıyordu arkadaşlar, elimizde bununla alakalı videolar mevcut. Ciddi anlamda elektrik çarpması riski yaratıldı. Değer miydi buna?" dedi.

BU ÇELİŞKİ NE TUTARSIZLIK NEDEN?
Uygulamanın geçmişi ve gerekçesiyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Yıldız Ünsal, "Bu panolar bugün ortaya çıkan, sonradan eklenen reklam üniteleri değildir. Söz konusu reklam üniteleri on yılı aşkın süredir aynı yerlerde bulunuyor. Büyükşehir Belediyesi bunların varlığından yıllardır haberdar. Bu ünitelerin ilan ve reklam vergileri yıllarca Büyükşehir’e beyan edilmiş ve ödenmiştir. Büyükşehir Belediye Başkanı, bu panoların yıllardır mevcut olduğu dönemde Karşıyaka Belediye Başkanıydı; Kent A.Ş.'nin yönetiminde de görev yapmıştı. 2021'de Kent A.Ş.'nin yüzlerce reklam ünitesi Kentvizyon'a işletilmek üzere verildi. Bugün ise aynı hukuki geçmişe sahip olup bu gruba verilmeyen panolar, sanki yeni ortaya çıkmış gibi "derhal" söküldü. Üstelik bu süreç, aynı gruptaki Vizyonkent'in "bu panolar gelir kaybıma neden oluyor, münhasır hakkımı ihlal ediyor" başvurusunun ardından başladı. Aynı lokasyondaki ve aynı statüdeki dört panodan Kent A.Ş.'nin kullandığı ikisi sökülüyor. Yine Kent A.Ş. envanterinde olup Kentvizyon'un kullandığı diğer ikisi ise yerinde duruyor. Bu çelişki ve tutarsızlık neden? İzmir Büyükşehir Belediyesi 2021 yılında Açıkhava Reklam Üniteleri ile ilgili ihale yaptığında, Büyükşehir tüm ilçelere yazı yazmış ve Büyükşehir sınırında kalan reklam panolarının sökülmesini istemiş. O dönemde Kent AŞ, kendisine ait ürünleri söküp depoya almak yerine, ihaleyi kazanan firmaya kiralama yoluna gitmiş. Buraya kadar her şey normal! 327 ürün için 7 yıllığına 500 bin TL bedel alınmış firmadan. O dönemki piyasa rayiçlerinin çok altında kalan bir rakam. Biz bugün 100 küsur reklam ünitesi için iki ayda bu paranın fazlasını alıyoruz. Günah değil mi?" diye konuştu.
KRİZ YARGIYA TAŞINDI!
Birden fazla hukuk yolunun devreye sokulduğunu vurgulayan Başkan Ünsal, "Sökülen panolar Kent A.Ş.'nin gelir üreten malvarlıklarıdır. Her sökülen üniteyle birlikte Kent AŞ reklam ve kira/ciro gelirinden mahrum kalmıştır. Devam eden ticari ilişkiler kesintiye uğramıştır. Panoların yeniden kurulması, elektrik ve altyapı bağlantılarının yeniden yapılması ise ayrı ayrı maliyet yüküdür. Bu ürünler kamu malıdır ve yapılan işlem kamu malına zarar vermiştir. Büyükşehir’in bu işlemlerine karşı birden fazla hukuk yolunu devreye soktuk. İhtarnameler ve fiilî söküm işlemleri için İzmir İdare Mahkemesinde iptal ve yürütmenin durdurulması talepli dava açtık. Emsal kararları da sunduk. İdari para cezaları için ise Karşıyaka Sulh Ceza Hâkimliğine ayrı ayrı başvurular yaptık. Söküm sırasında yetki belgelerinin gösterilmemesi ve yapılan fiziki müdahaleler nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yaptık. Ayrıca Vizyonkent'in, başka reklam işletmecilerinin panolarını kendi gelir kaybı ve münhasır hak gerekçesiyle kaldırtmak istemesi, ”rekabet hukukuna” da aykırı. Bu nedenle Rekabet Kurumuna da şikayette bulunduk. Kimin haklı olduğuna kamu görevlileri sahada keyfi biçimde karar veremez. Hukuk kuralları ve bağımsız yargı kimin, nasıl haklı olduğunu gösterecektir. Hukuktan beklentimiz de budur" dedi.

AYRICALIK İSTEMİYORUZ
Ünsal açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
"Bu mesele; en başta söylediğim gibi birkaç bilboard meselesi değildir. Bu mesele bizim açımızdan, Kent AŞ’nin sürdürülebilir gelir kaynaklarına yapılan bir müdahaledir. Her şeye rağmen hala hukuk ve sağduyu içinde çözüme kavuşturulabilir. Yapılması gereken, söküm işlemlerini durdurmak, açıkta bırakılan elektrik hatlarını derhal güvenli hale getirmek, her reklam ünitesinin hukuki statüsünü ayrı ayrı incelemek, hangi ünitenin hangi envanter ve sözleşme kapsamında olduğunu tespit etmek ve yapılacak işlemi açık bir hukuki dayanağa bağlamaktır. Biz bunu Şubat ayında zaten önermiştik: Taraflar ortak bir heyet kursun, panolar tek tek incelensin; hangisi kime ait, hangi statüde, hangi izne tabi birlikte belirlensin demiştik. Bu teklifimiz hala masadadır. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Uygulamaların adil ve tutarlı olmasını bekliyoruz."





