Küçükken bayramlardaki en büyük keyfim, annemin özene bezene yaptığı şekerparelerin, yuvarlak deliklerine diktiği bademleri gizlice yemekti.’¶
Tatlı bir gece önceden pişer, bayram sabahı da erkenden şerbeti haşlanır, tepsi benim ulaşamayacağım yerlere saklanır ama yine de bu komando harekatında biricik annem hiç başarılı olamazdı.
Sonraları çeşitli taktikler geliştirdi kendi çapında’…
Pataklamak, ağzıma acı biber sürmek, ellerimi çimdiklemek bunlardan bazıları. Ama her seferinde, karşı taktik geliştiren ben, hiç vazgeçmedim o bademleri yemekten.
Hatta bir keresinde kışkırtıcı zekamla (!) öyle bir yaratıcı taktik geliştirdim ki, ben bile hayret ettim. Madem bademleri bütün bütün yutunca olay çıkıyordu; tatlının içine yarı beline kadar gömülmüş olan bademleri ağzıma sokup ısırsam ve geri kalanını hiçbir şey olmamış gibi yuvasına geri soksam, kimse anlamazdı.

Bayramın ilk günü tepsiyi saklandığı yerde buldum. (koca tepsi şekerpare nasıl saklanabilir ki?demeyin. Bazen tepsiyle, bazen saklama kaplarında bazen tencerelerde ’“yemek’” süsü vererek, ’“maksimum düzeyde tatlı saklama yeteneği’” geliştirmiş bir kadındır benim annem.)
Asayiş berkemal, ortalık sakindi. Sessizce odaya süzülüp başladım bademleri ısırıp ısırıp yerlerine koymaya.
E gelen misafirlerin, ’“Hanım hanııım, bu bademlerin yarısı ısırılmış! Bu ne kepazeliktir’” diyecek halleri yoktu ya’…
O bayram öylece geçti.
Ertesi bayram ben artık işi iyice abartıp, suyunu çıkartınca ve şekerparelerin üzerindeki şerbetli bademlerin yenmekten sadece uçları görünür olunca, yine koptu kızılca kıyamet.
Ve nihai son: annem şekerpare üretimini feshetti!
Evimize bir süre misafir gelmez oldu. Ailecek rezil olduk. Tatsız, tuzsuz hazır baklava, ikramlardaki yerini aldı.
Evde badem mi yoktu, bana tatlı mı yedirmiyorlardı?Hayır. Ama size şu kadarını söyleyebilirim. O bademlerden aldığım lezzeti, bir daha hiçbir tatlıdan alamadım.
Çünkü, bu benim tatlıyla ilk yasak ilişkim, düzene
çocuk aklımla ilk başkaldırışımdı.
Çünkü daha hiç birimiz, ’“sağlıklı yaşam’” dalavereleri ile kandırılmamış, ’“ayurveda, pilates, feng-shui,’” kelimelerine aşina olmamış, çalışmaktan yorgun düşmüş bedenlerimizi ’“bayram tatilinde’” dinlendirmeye can atar
kıvama gelmemiştik.
Diyeceğim şudur ki; bu bayram nerede ve kimle olursanız olun, bol bol tatlı yiyin! Ekstradan da öpüşün, koklaşın, sevdiklerinizi hatırlayın, tatilin de, bayramın da keyfini çıkarın.
Tattttlı bayramlar!