Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Ağustos ayı meclis toplantısı meclis başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetiminde gerçekleşti. Toplantıya TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve meclis üyeleri katıldı.
"BENİM HAYALİM TAM OLARAK BU"
EBSO Meclis Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı Adayı Mustafa Karabağlı ise yaptığı konuşmasında “Seçim yaklaştıkça sanayici arkadaşlarla daha çok temas kuruyoruz. Ekonomi ile yatıp kalkıyoruz. Finansman, maliyetler ve sürdürülebilir yapı tamamen sürdürülebilir şekilde değil. Ülkemizde ekonomi büyüyor, sanayi küçülüyor. Üretime dayalı bir ekonominin sürdürülebilir olmadığı aşikâr. Yeniden yapılandırılması gerektiği de aşikâr. Ülkemizin üreten, teknolojiye ve katma değere dayalı, refah yaratacak şekilde ihracata ihtiyacı var. Merkez Bankası faizleri enflasyona göre 5-6 puan yukarıda devam ediyor. Yatırım yapan maalesef, daha geç yatırım yapmasına göre zarar ediyor. Bu çarpıklık giderilmeli" dedi.
KOBİ’lerle ilgili konuşan Karabağlı, "1, 0’dan büyüktür, yeter mi? Ama yetmez. 4 milyonun üzerinde işletme var ülkemizde. Bir gerçeği görmemiz gerekiyor: Dünya değişiyor, bizi beklemiyor. BYD firması tek parça şaseye geçti. Tek bir enjeksiyon hamlesiyle üretim yapacak. İhracat şekli değişiyor. Avrupa bize, ‘Ne ürettiğin değil, nasıl ürettiğini anlat’ diyor. Fiyatın yerini başka anlayışlar alıyor. Gerçekler bunlar" şeklinde konuştu.
Karabağlı, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Hepsinden önemlisi artık dönüşüm hızıyla rekabet başlıyor. Kim daha çok adapte olursa kazanır. Her şeye rağmen ihracatımız iyi gidiyor. Tabii ki sonraki soru, son bir yılda ihracatı 350-400 milyar dolara nasıl çıkaracağız? Kilogram başına satış fiyatımızı artırmalıyız. İzmir’in, Türkiye’nin yolu daha teknik, daha teknolojik. Üniversiteyi fabrikanın içine sokan bir anlayıştan geçiyor. AR-GE metoduna geçmemiz lazım. Gençleri dönüşümün aktörü olarak görmek gerekiyor. Biz buna yeni nesil sanayicilik diyoruz. Var olanı geliştirmeliyiz, daha fazla teknoloji ile geliştirmeliyiz. Sadece fabrikasını iyi yöneten kişi değil; enerjisini, finansını, karbonunu, teknolojisini, marka değerini iyi yöneten ve global değişime ayak uyduran kişi 10 yıl sonrasının sanayicisi olacak. Sanayi Odamızın da bu değişimin bir öncüsü olabileceğini düşünüyorum. Odamız Ankara’ya sanayicinin sorunlarını taşıyacaktır ama yeni köprüler kurmamız lazım. Kamu destekleri, teşvikler gibi konuların da mutlaka günün koşullarına göre değerlendirilmesi gerekiyor. AB regülasyonlarına karşı bugünden hazır olmamız lazım. AB artık bizden mal alırken, ‘Önümüzdeki 3-4 yıla hazır mısınız?’ diye değil, ‘Sizin fiyatınız ne?’ diye sorguluyor. EBSO’nun gücü, kamu ile aynı masaya oturmak değil; kamu ile sanayici arasındaki güçlü iletişimi oluşturacak yapıyı kurmak olmalı. Hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Biz risksiz bir dünya istemiyoruz. Yatırım yapan sanayici risk almış demektir. Öngörülebilirliği kaybetmememiz lazım. Ben açıkçası bu OVP’de üç tane başlık olmasını temenni ediyorum. Üretimin ekonomideki payı nasıl artırılacak? Sanayicinin yatırım iştahı nasıl artırılacak? Bir de daha yüksek teknoloji ve katma değerli üretime dair ne gibi öngörüler paylaşılacak? İzmir’in birçok avantajı var. Bunların hepsini kullanarak bir arada ekonomik ekosisteme dönüştürmek önemli bir avantaj olacaktır. Benim hayalim tam olarak bu: Üreten, teknolojiyi geliştiren, gençleri öne çıkaran bir İzmir sanayisi. Üretimin geleceğini, sanayicimizin dönüşebilme gücü belirleyecek"





