CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır, 12 Haziran Genel Seçimleri'nin ardından, kampanya döneminde örgüt aleyhine çalıştıkları ve partiyi basın önünde karalayan açıklamalar yaptıkları gerekçesi ile Karabağlar İlçe Başkanı Birol Ağırbaş ve Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk'ü disipline vermişti. Öztürk'ün, partinin eski ve yeni döneme ait bayraklarını dere yatağına attığı da iddia edildi, görüntüleri basında yer aldı. Her iki ilçe başkanının dosyasını da inceleyen İl Disiplin Kurulu, Öztürk'ü aklarken, Ağırbaş'a uyarı cezası verdi. Karar, İl Başkanı Bayır'ı memnun etmemiş olacak ki gerekçeli kararı yönetime sunacağını ve gerekirse Parti Yüksek Disiplin Kurulu'na itirazda bulunacaklarını açıkladı!
İl Disiplin Kurulu'nun gerekçeli kararı yönetime 12 gün önce sunuldu. Yani, YDK'ya itiraz etmek için tüzükte belirtilen yasal süre dün itibariyle aşıldı. İl Başkanı Bayır'a, neden YDK kozunu oynamadıklarını, bunun bir geri adım olup olmadığını sordum… Aldığım cevap beni hem şaşırttı, hem kafamı karıştırdı. Daha doğrusu, CHP'nin kendi birimleri içinde yaşadığı iletişim bozukluğu partinin İzmir'deki geleceği açısından kaygılarımı artırdı. Bayır, İl Disiplin Kurulu tarafından hazırlanan gerekçeli kararın, il yönetimini tatmin etmediğini söyledi!
Bayır'ın bu açıklamasının ardından 'Nasıl yani?' diye sorabilirsiniz… Şöyle: İl Yönetimi, iki ilçe başkanını disipline sevk ederken, gerekçelerini madde madde sıraladı. Disipline gönderilme nedenleri açıkça dosyalarda yer aldı. Disiplin Kurulu'nun hazırladığı gerekçeli karar ise total bilgiler içerdi! Her bir suçlama için ayrı ayrı gerekçeli karar isteyen il yönetimine, Disiplin Kurulu, genel bir metin üzerinden bilgi verdi. CHP İzmir İl Yönetimi, gerekçeli kararı inceledi ve resmi bir yazı ile Disiplin Kurulu'na başvurdu. 'Gerekçeli kararınızı saygıyla karşılıyoruz ama eksik buluyoruz' şeklinde bir metin hazırlandı ve sunuldu. Fırtına tam da bu noktada koptu! İl Başkanı Bayır ile arasının pek iyi olmadığı bilinen İl Disiplin Kurulu Başkanı Nejat Yılmaz, kendilerine böyle bir yazının ulaşmadığını, il yönetiminin tüzük gereği de böyle bir yetkisinin bulunmadığını belirtti! Dahası, yıllarını partiye veren, partinin tüm kademelerinde görev alan her iki taraf da birbirlerini 'tüzüğü bilmemekle' suçladı. Yılmaz 'Disiplin Kurulu kararını yazdı ve verdi. Yeni bir karar yazılması mümkün değil. Karar defterinde ne yazılmışsa odur. Olayın mahiyeti anlatıldı, bilgi verildi. 7 senedir disiplin kurulundayım. Böylesini ilk defa görüyorum' demekle yetindi.
İmza süreci, görevden alma dedikoduları, belediye başkanlarının isyan hareketi ve buna karşılık AKP İzmir'deki gövde gösterileri karşısında zaten tahtı sallanan CHP İzmir'de, bir de disiplin çelişkisi yaşanınca, 'Bu parti nereye gidiyor?' diye sorsak yanlış olmaz herhalde! Dışa dönük, iletişime açık, İzmirli aydın insanların, kendi içlerinde iletişimden uzak olmaları şaşılacak boyutta. Belediye başkanından delegesine, il yönetiminden parti içi tüm birimlerine kadar, attıkları her adımda birbirlerini suçlamaları, ortada bir suçlama olmasa bile anlaşamamaları, İzmir siyaseti için endişe verici.
Siyasi belediyecilik!
CHP İzmir İl Başkanını devirmek için muhalif il delegeleri tarafından başlatılan imza sürecindeki gelişmeleri hem haberlerimizde hem de köşe yazılarında sık sık işliyoruz. 250 imza sayısında tıkanan düğümü, isyancı ilçe belediye başkanlarının çözeceğini de belirtmiştik. Ön görümüz kısa sürede gerçeğe döndü. Karşıyaka'da 'gizlice' toplanan başkanlar, delegeleri serbest bıraktı! Yani üstü kapalı olarak imzacılara destek verdi. İmza sayısının da aynı gün içinde hatrı sayılır oranda arttığı iddia edildi. Kendilerinden hizmet beklenen belediye başkanlarının, gizli toplantılarda, önce Aziz Kocaoğlu'na ayar vermek istediklerini ama asıl hedeflerinin İl Başkanı Bayır olduğunu defalarca haberlerime konu etmiştim, yanılmadım. Muhabir olarak sokaklarında gezdiğim her ilçede, birbirinin aynısı eleştiriler ile karşılaşıyorum. Vatandaşların ağzında hep aynı nakarat: 'İzmir'in siyasetine yön vermek isteyen sayın belediye başkanları, lütfen vatandaşların şikayetlerine de kulak veriniz. Makam arabalarınızdan inin ve yürünemeyecek hale gelen ara sokaklarda biraz tur atınız!' Vatandaşın bu çağrısına katılmamak mümkün mü?
*İmza konusunda; hedeflendiği gibi, pazartesi günü yeterli sayıya ulaşılır mı bilmem ama bu süreç bana farklı bir şeyi daha öğretti: Önder Sav ve Deniz Baykal, lale devrinde, sadece 5 dakika görüşebilmek için günlerce kapısında bekleyen 'eski dostlarına' telefon ederek imza ricasında bulundu geçen hafta… 'Nereden nereye?' demek geliyor insanın içinden.
*Öte yandan, CHP İl Sekreteri Sevda Erdan Kılıç, yönetim üzerindeki baskılara daha faza dayanamayarak, eleştirilere yanıt verdi hafta içinde. Sevda Hanım'ı cesur ve açık tavrından dolayı kutluyorum ancak bu açıklama öncesinde, İl Başkanı Bayır'a da en azından bilgi vermiş olsaydı, 'yönetimde ikilik mi var' dedikodularının da önüne geçmiş olurdu diye düşünüyorum.