Toplumun kanayan yarası haline gelen ’“Çek Yasası’” TBMM Adalet Komisyonu’’nda görüşülmeye başlandı.’¶
Türkiye’’de çek kullanımı, dünyanın hiçbir yerinde görülemeyecek kadar yaygındır. Nedeni çok eskiye dayanır. Ekonomiden Sorumlu Bakan ’“Babacan’” o tarihte daha doğmadığı için derdin kökünü bilmiyor, bilmediği için çözüm üretmekte zorlanıyor.
Anlatalım ve çözüme katkıda bulunalım.
1970’’li yıllarda ticaret hacmi, geçmişe göre çok genişlemişti. Bu da VADELİ SATIŞLARIN çok fazla büyümesine yol açmıştı. Vadeli satışlar da her ülkede olduğu gibi bizde de SENET ile yapılıyordu. Tüccar elindeki senetleri bankaya götürüyor, karşılığında senetlerin toplamının %90’’ına kadar kredi alabiliyor idi. Ancak senetlere %05 (binde 5) oranında pul yapıştırılıyordu. İşte senetlere pul yapıştırmamak için senet yerine ’“vadeli çek’” piyasaya çıktı. Vadeli çekin hukukta yeri olmadığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.
Avrupa Birliğinde karşılıksız çeke ceza verilmediği de herkes tarafından biliniyor. Bunun istisnası ’“dolandırıcılık amacıyla’” keşide edilen çeklerdir. 5 ay sonraya keşide edilen çekin karşılığının olup olmayacağını kimsenin bilmesi mümkün değildir. Hukuken 5 ay sonraya çek keşide etmek imkansızdır. Çek ibrazında (gösterildiğinde) ödenir. Fakat AKP Hükümeti, ’“çekin ibrazında ödenir’” hükmünü, tam da kendine yakışır ’“Şark Kurnazlığı’” şeklinde ’“Çek, Vadesinde ödenir’” diye 31.12.2009 tarihine kadar kanunu değiştirmiştir. Şimdi yeni kanunda tekrar ’“Çek İbrazında ödenir’” diye değiştirecektir. Burada yapılacak tek şey, her ülkede olduğu gibi, çekin bir ödeme vasıtası haline getirilmesidir.
Şu an piyasalarda çok büyük bir durgunluk vardır. Halk tabiriyle piyasalarda ’“yaprak kıpırdamamaktadır’”.
Piyasayı canlandırmak ve olabilecek çalkantıyı hafifletmek için yapılması gereken şey, ’“SENETLİ SATIŞLARI ÖZENDİRMEK ’– SENEDİ VADELİ ÖDEME ARACI HALİNE GETİRMEK’” olmalıdır.
Bunun için, ’“BİR YIL SÜRESİNCE, BANKALARIN SENET MUKABİLİ VERECEĞİ KREDİLERİN FAİZİNİN BİR KISMININ, DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİDİR’”
Böylece hem senet, yeniden vadeli ödeme aracı haline gelecek, hem de piyasa canlanacaktır.
Çekteki Hapis Cezasına Gelince’…
Çek Yasası 31.12.2008 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Kürsüsü Başkanı Prof. Âdem SÖZÜER, Prof. Hayri DOMANİÇ, Yargıtay Başkanı Hasan GERÇEKER, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi, Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi, Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesi, Konya Asliye Ceza Mahkemesi çek yasasına istinaden verilen her türlü cezanın ortadan kalktığı yönünde karar vermişlerdir.
Aynı şekilde 31.12.2008 tarihinde sona eren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamenin mülga (varlığı kaldırılan, kapatılan) olduğu buna göre ceza verilemeyeceği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 11.02.2009 tarih ve 2009/2220 sayılı kararından anlaşılmaktadır.
O zaman neden aynı şekilde 3167 sayılı kanun da mülga değildir?Mülga ise ceza verilemez. Bu kadar hukuk insanı ve mahkeme, çek yasasına dayanarak ceza verilemeyeceğini belirtirken, Sayın Babacan bunları hiçe saymaktadır.
Bir de çek mağduru 10 kişi ise, çek hamili 1 kişidir. İflas etmiş bir şirketin çeklerini imza etmiş maaşlı bir müdürün şirketin borçlarını nasıl ve ne ile ödeyeceğini hangi hukuk, hangi anlayış, hangi vicdan isteyebilir?
Bu durumda maaşlı çalışan bir şirket müdürü müebbet hapis cezasına mı çarptırılacaktır?
Teröristlerin bile af edildiği ülkemizde, bütün suçu imza atmak olan bir şirket müdürü Sayın Babacan istiyor diye hapiste mi çürüyecektir?
Sayın Milletvekilleri ve Komisyon Üyeleri’’nin hukuka ve hayatın gerçeklerine göre davranmalarını öneririz.